Unutursak; Vicdanımız Kurusun

yusuf-yerkel-tekme1-0CEB-AB3A-5BBC13 Mayıs 2014’te 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciadan iki gün sonra, Başbakan Erdoğan Soma’ya gitmişti. Bir grup işçinin eylemi sırasında, polislerin yere yatırdığı madenci Erdal Kocabıyık’ı, Başbakan’ın müşaviri Yusuf Yerkel tekmelemişti. Ve şimdi Başbakanlık korumalarının Mercedes marka aracına tekme atarak kamu malına zarar verdiği iddiasıyla hakkında dava açılan Kocabıyık, hem para cezası hem de 6 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Olay sonrası çalıştığı madenden tazminatsız olarak işten çıkarılan Kocabıyık’a, geçtiğimiz günlerde 548 lira ceza gelmişti.

Yusuf Yerkel’lerin ülkesinde, adalet yine çok uzaklarda.

O tekme hepmize atıldı. Vicdan sahibi herkes, o tekmeden payını aldı.

Her gün insan hakları ihlallerinin artarak devam ettiği bir ülkede, izleyici sınıfında yer almak dışında maalesef fazla bir şey yapamıyoruz.

O tekmenin sahibi elbet bir gün hesap verecek. Vicdanlardaki mahkumiyeti, hukuki bir boyutta da gerçekleşecek. Peki yeni tekmecilerin ortaya çıkışını engellemeyi başarabilecek miyiz?

12.5 yılda bu tarz insan hakları ihlallerini kimseye bırakmayan bir hükümetin, çizdiği palavradan ibaret pembe tabloları da unutmayacağız. Her şey değişir. Şekil değiştirir. Hiç kimse bu dünyada sonsuza kadar var olamaz. Bu basit gerçeğin dahi farkında olamayan koltuk arsızları da bir gün hesap verecek.

Yusuf Yerkel’in olayın hemen sonrasında, Kocabıyık’ı arayarak ondan helallik aldığı söyleniyor.

Peki Yusuf Yerkel’den kamuoyu önünde herhangi bir özür geldi mi? Hayır.

Gelme ihtimali var mı? Hayır.

Tabii ki gelmeyecek. Hiçbir hatayı kabul etmeyen bir hükümetin temsilcisinden, yerdeki bir insana atılan tekmeyle ilgili de özür gelmesini bekleyemezsiniz. Yerde yatana, ancak korkaklar tekme atar. Gezi Parkı’nda insanlar her türlü polis şiddetine maruz kalıyorken, hiçbir şey yapmayanların temsilcileri bunlar. Benim açımdan böyle bir hükümetin de bundan farklı bir temsilcisi olamaz zaten.

Devran döndüğünde, hikaye elbette ki farklı bir yol alacak.

Unutursak; vicdanımız gerçekten kurusun.

Not: Bu yazı 22 Mayıs 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar