Adalet Nedir?

490-265-8CEC-F021-D9EEAdalet nedir?

Türk Dil Kurumu adaleti şu şekilde tanımlıyor.

1.      Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe.

2.      Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

Adaletin evrensel olarak da tek bir açıklaması olsa da bazılarının adaleti yorumlayış biçimi farklı olduğu için gerçek adalet bir türlü sağlanamıyor. Türkiye tarihindeki sayısız adaletsizlik örneklerinden birinin sonucu olarak geçen günlerde bir anne daha intihar etti.

Gözaltında gördüğü işkence ve uğradığı cinsel taciz sonucu 2010 yılında İstanbul’da intihar eden 28 yaşındaki ODTÜ’lü mimar Onur Yaser Can’ın annesiydi. Can, karakolda yaşadıklarını, “Gözaltında çırılçıplak soyuldum. Duvara yaslanmamı söylediler… Bir süre çömeltilerek bekletildim. Bu süreçte ağlayan, polislere yalvaran bir kişinin sesi dinletildi, tokatlandım, sözlü olarak aşağılandım. Polislerden biri beni telefonla emniyete çağırdı ve önceki ifademden farklı bir ifade imzalattılar. Muhbirlik yapmam söylendi” diye anlatmıştı.

Salıverildikten sonra polislerin telefonla arayarak, tutanaklardaki “tarih hatasının düzeltilmesi” gerekçesiyle yeniden emniyete çağrılan ve başkaları aleyhinde ifade vermeye zorlanan Can, bir avukata başvurmuş. İfadesinin bir örneğini almak için emniyete giden avukata, “dosyada gizlilik kararı var” denilerek tutanaklar verilmek istenmemiş ama avukatın ısrarı üzerine belgeler verilmiş. İfadesi işkence altında iki kez alınmış olmasına rağmen, polisler üçüncü kez emniyete çağrınca Can, 23 Haziran 2010’da oturduğu evin balkonundan kendini atarak intihar etmiş.

Düşününce; insan gerçekten inanamıyor. Bizim yaşadığımız şehirde, yanı başımızda gerçekleşmiş bir başka hadise. Alt gelir grubundan insanların Türkiye’de tarih boyunca yaşadığı binbir türlü zulme ve haklarını aramak istediklerinde tepelerine inen yumruğa alışıktık ama bu tarz hadiselere fazla alışık değiliz.

Bir ailenin hayatını bu şekilde karartanlar hesap verecek mi peki? Cevabı her zamanki cevapla aynı. 16 Mayıs 2012’de açılan dava sonuçlanmış ve polislere işkenceden değil, “delil karartmadan” 2 yıl hapis cezası verilmiş.

Gerard Butler ve Jamie Foxx’un başrollerinde olduğu Law Abiding Citizen adlı bir film vardır. Filmden bir parça bahsedeceğim için, izlemeyi düşünenler yazının bu kısmını atlayabilirler. Filmde, bir adamın karısı ve kızı, gece evlerine giren 2 zanlı tarafından öldürülür. İkisi de yakalanır ancak hatırladığım kadarıyla kanundaki bir boşluk sonucu, elebaşı serbest bırakılır. Film ilerledikçe, bu kararın altında imzası olan isimler, en alt kesimden en yüksekteki isme kadar tek tek öldürülmeye başlar. Ahlaki açıdan tartışmaya açık olan bu yöntemin başrolündeki ismi, sürpriz bir final eşliğinde filmin sonunda öğreniyoruz. Gerçek bir adaleti sağlayamayan sistem, dışarıdan bir düzeltmeye maruz kalmak zorunda kalmıştır.

Gerçekten de birileri bir yerlerde son derece yüksek standartlar üzerine kurulu bir hayat yaşıyorken, başka birileri müthiş bedeller ödüyorlar. Birileri, elde ettikleri güce dayanarak 7 sülalelerini zengin ediyorken, birileri inanılmaz haksızlıklara maruz kalıyorlar. Hep kalmışlar, kalmaya devam ediyorlar ve muhtemelen de kalmaya devam edecekler çünkü toplumlar maalesef ki kendilerine dokunulana dek harekete geçmiyorlar. Örgütlenme isteği duymuyorlar. Yalnızca oturdukları yerden dünya kurtararak; bir nevi mastürbasyon yapmayı tercih ediyorlar. Kendimi de bu konularda çok fazla eleştiriyorum, kesinlikle düşüncelerimle eylemlerim arasında bir uçurum olduğunu gördükçe kendime kızmadan edemiyorum.

Adalet, adaletsizliğe uğrayanların acısını dindirmek için vardır. Güçlüleri korumak için değil. Bir şeylerin gücünü arkasına alarak “yırtanlar” oldukça, insanlar kendi adaletlerini kendileri sağlayacaktır.

Bu babanın acısını dindirmek imkansız. Peki bu kayıpların hesabını kim verecek? Artık gerçek anlamıyla bir hukuk devleti yaratmak zorundayız. Artık; “bireyle devlet arasında bir dava olsa kararımı devletin lehine veririm” diyen hakimlerin oranı yüzde 70’lerden 0’lara doğru yol almaya başlamalı. Bu acılara yol açan herkes bu ülkede artık hesap verebilmeli. Biliyoruz ki devlet yalnızca toplum için var, toplum olmazsa zaten bir devlete de ihtiyaç yok. Böyle bir devlete hiç yok.

5x25-onur-yaser-can-5E37-8BD8-DE53

Not: Bu yazı 4 Mart 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar