Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?

spinozanin sevinci nereden geliyor1Küçüklüğümde hafta sonları bazı geceler anneannemlerde kalırdım. Anneannemin de dedemin de üzerimde büyük emeği vardır. Dedemi Kasım 2014’te kaybettik. Hala ölmemiş gibi geliyor. Anneannemi ziyarete gittiğimde, sanki yan odadan ya da mutfaktan çıkıp gelecek gibi hissediyorum. Sanıyorum ki ailemde bu kadar yakın olduğum birini ilk kez kaybettiğim için alışmakta zorlanıyorum. Onlarda kaldığım geceler genelde benzer şekilde geçerdi. Önce akşam yemeği, sonra televizyon karşısında geçirilen zaman, dedemin 1 dakika aksatmadan 11’de yatağa geçişi ve benim de salondaki yatağımın hazırlanışı sonrası uyumaya hazırlanmam. Anneannem o yıllarda bana birkaç dua ezberletmişti. Yatmadan önce yatakta dikilip; iki elimi açarak onları okuyup yatardım. Bu sırada anneannem de masaya geçip gazetesini okumaya başlardı. Ben uykuya dalmak üzereyken, onun yanı başımda olması huzur verirdi. Genelde o gazete okumayı bitirmeden uyuyakalırdım.

Ramazan Ayı bir başka keyifli olurdu. Gece çalan davuldan ilk anda korksam da sonrasında hoşuma giderdi. Gece yatmadan önce, anneannemlerden her seferinde sahurda muhakkak beni de uyandırmalarını isterdim. Onlara katılmak çok zevkli gelirdi. Onlar da her seferinde kıyamayıp uyandırmazlardı. Bugün bile, o çatal-bıçak seslerini huzurla anımsarım.

Yıllar geçti. Ergenlikle birlikte düşüncelerim yavaş yavaş değişmeye başladı. Üniversite yıllarından itibarense zihnimdeki tabular, kutsallar, dogmalar birer birer yıkılmaya başladı. Sadece din ile ilgili olarak değil, birçok farklı konuda da. Dünyada yanlış olan bir şeyler vardı. Yavaş yavaş emin olmaya başlamıştım ki benim için kutsal olan hiçbir şey yoktu artık [Sadece Fenerbahçe. Şaka şaka :)]. Kutsal olan tek şey, canlılar ve hayatta kalma arzularıydı. Çevremdeki insanların inanç biçiminde her gün yeni bir çelişki görüyordum. Ama büyük çoğunluk bu çelişkiler üstüne düşünmek yerine, kolaya kaçmayı tercih ediyordu. Zaman geçtikçe bu tercihin sebeplerini de anlayacaktım.

Dedemi kaybettiğimizde, onu toprağa veriş anında hissettiklerim onlardan biriydi. O’nun öldüğü andan itibaren başka bir boyuta geçtiğini ve bir yerlerden bizi izlediğini düşünmek ne denli huzur verici olurdu. O hala vardı. Sadece boyut değiştirmişti. Ruhu başka bir boyuta transfer olmuştu. Bu acıyı nasıl da dindirirdi.

Ama hayır. O artık yoktu. Fakat acıdan kurtulmak için illa ki bir masala mı inanmalıydık? Zihnimde onunla geçirdiğimi zamanları hatırlamak da onu ölümsüz kılmaz mıydı? O’nun torunları için verdiği emekleri bilmek ve bunun öneminin farkında olmak da bir nevi ölümsüzlük değil miydi?

Benim için öyleydi. Gerçek, her şeyin üstündeydi ve daima da öyle olacaktı.

Bir kitapla ilgili bir yazı için uzun bir giriş olduğunun farkındayım. Ama Spinoza ve onunla ilgili yazılanların benim için ne kadar önemli olduğunu anlatmak için böyle bir girişe ihtiyaç vardı.

İnsanlar, günün sonunda, daima bir şeye inanmak, bir yerlere ait olmak isterler. Bu onları rahatlatır. Tarih boyunca ve bugün hala bunun sayısız örneğini görüyoruz. Bu yüzden ben de, “Zihnimdeki tabular, kutsallar, dogmalar birer birer yıkılmaya başladı” dediğimde şüphesiz ki bunların yerine bir şeyler koyacaktım. Ama koymuş olmak için değil, yalnızda gerçeği aradığım için. Her şeyden önemlisi, yeni kutsallar yaratmamalıydım. Nesnellik asla kaybedilmemeliydi. Gerçeğe varma hedefinden öte, o arayışı yapmanın öneminin farkında olmak belirleyiciydi.

Bu tabular, kutsallar, dogmalar yıkılırken ortaya elbette ki birçok soru çıkıyordu. Mesela iyi ve kötü neydi? Dini kitaplar, iyiliğin ödüllendirileceğini, kötülüğün ise cezalandırılacağını söylüyordu. Fakat aynı kitaplar her şeyi yaratan ve hakkında karar veren bir gücün olduğunu da söylüyordu. Peki madem öyle o güç neden birilerini iyi, birilerini kötü yapıyordu? Bu haksızlık değil miydi? Bu sorular sorulunca da ortaya özgür irade kavramı atılıyordu. Günden güne fark ediyordum ki özgür irade kavramı da tartışmalıydı. Herkesin davranış biçimi, aslında net bir zorunluluktan ibaretti.

Çünkü ortada doğuştan gelen bir iyilik ve kötülük yoktu. Her şeye karar veren bir güç yoktu. Yalnızca kişinin yetiştiği ortama, zekasına, aldığı sevgi ve eğitime göre davranışlarında ortaya çıkan bir zorunluluk hali vardı.

İyilik/kötülük kavramı zihnimi kurcalayan şeylerle ilgili örneklerden biri. Bu ve bunun gibi birçok sorum vardı. Aslında zihnimdeki resim yavaş yavaş netleşmeye başlamıştı ama kazdıkça çıkanları toparlamak da kolay değildi.

Spinoza’yı 4-5 sene önce keşfettim. Bana göre insan böyle keşifleri tesadüfen yapmıyor. Bir şeyleri sorgularken, geldiğimiz noktada en çok bizi tamamlayacağını hissettiklerimize yaklaşıyoruz. Spinoza’yla ilgili birkaç yazı ve 6-7 adet kitap okudum. Aslında bu yaptıklarım, elbette onun en önemli eseri olan Ethica’yı anlamak için bir hazırlık.

‘Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor’, Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Çetin Balanuye’nin 2017’nin başında yayımlanan, Spinoza’nın hayatını ve düşüncelerini son derece yalın bir dille anlattığı 160 sayfadan oluşan bir kitap. Spinoza için başlangıç kitaplarından biri olabilir. Balanuye, hüzün ve sevincin kaynağını, Spinoza’nın düşüncelerini baz alarak anlatıyor. Sevince dönüşmenin aslında ne kadar kolay, ama bir o kadar da zor olabileceğini vurguluyor. Spinoza felsefesindeki Tanrı/Doğa’dan kastın ne olduğu, aşkıncılık, özgür irade gibi kavramları irdeliyor. Bizi rahatlattığını düşündüğümüz bazı kavramların, çocukluktan itibaren bizi nasıl da tutsak ettiğini örneklerle açıklıyor. Spinoza felsefesindeki Doğa/Tanrı’nın, bilerek, isteyerek yaratan ve cezalandıran değil, zorunlu olarak yarattığını ve sonsuz olduğunu belirtiyor. Özgür irademizle verdiğimiz kararların ardındaki binlerce belirleyici olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Bunlar Spinoza’yla ilgili tüm kitaplarda değinilen konular.

Kitap, “Nasıl yaşamalıyım?” sorusunu soranlara bir nevi rehberlik ediyor. Bu naif filozofun, bu sorunun cevabını 350 yıl önce nasıl verdiğini, birçok örnekle anlatıyor. “Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor: Reddedilemeyecek Bir Felsefi Teklif”in, Spinoza’ya başlamak isteyenler için iyi bir başlangıç kitabı olacağını düşünüyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s