Kuyucaklı Yusuf

kuyucakli-yusufKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’dan sonra okuduğum 2. eseri. Kendisi ve zorlu hayatına ilişkin birçok yazı okumuş olsam da sanıyorum ki O’nu tanımanın en iyi yolu yine romanlarından geçiyor. Sabahattin Ali, Türkiye’de son yıllarda popülaritesi bir hayli artan bir yazar. Özellikle Kürk Mantolu Madonna son yıllarda en çok satılanlar listesinden düşmüyor. Bu elbette sevindirici. Sabahattin Ali gibi birinin geç de olsa keşfedilmesi önemli. Tabii bu artan popülarite elbette ki birtakım kazalara da yol açıyor. https://onedio.com/haber/kurk-mantolu-madonna-kitabini-madonna-nin-hayat-hikayesi-zanneden-tv-yorumcusu-sosyal-medyanin-gundeminde-735135

Burada sorun bence “O kitabı biliyorum. Şarkıcı Madonna’nın hayatını anlatıyor” demekten öte cehaleti kabul etmeyip ısrarla kıvırmaya çalışmak. Pardon demek bizim için hala çok zor.

1948 yılında, henüz 41 yaşında hayatını kaybeden Sabahattin Ali, arkasında çok önemli eserler bırakmış. Hayatı hakkında kısa bir özet için:

https://onedio.com/haber/yazdigi-her-satira-sonsuz-anlamlar-gizleyebilen-yazar-sabahattin-ali-682306

Sabahattin Ali, daha genç yaşlardan itibaren oluşmaya başlayan muhalif kişiliği ve çıkardığı dergiler, yazdığı yazı ve şiirler nedeniyle elbette ki devletin düşmanı haline gelmiştir. Günlerini hapislerde ya da mahkeme kapılarında geçirmeye başlamıştır. Yazıları hiçbir yerde yayımlanmaz ve işsiz kalır. Bu koşullar altında Türkiye’de daha fazla barınamayacağını anlayan Ali, pasaport taleplerinin de reddedilmesi nedeniyle Bulgaristan’a kaçmak isterken 31 Mart 1948 günü sınırda öldürülür. Ölü bedenine 2 Nisan 1948 günü ulaşılır. Kaçakçılar tarafından öldürüldüğü söylense de ölüm sebebinin o olmadığı ortaya çıkar.

Kendisini öldüren Ali Ertekin, ordudan atılmış olan bir astsubaydır. Geçimini yurt dışına adam kaçırmakla sağlar, öte yandan Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti adına ajanlık yapmaktadır. Resmi açıklamalara göre Ertekin, “milli hislerini tahrik ettiği için” Sabahattin Ali’yi başına sopa vurarak öldürür. Sabahattin Ali’nin aslında sorguda işkence yapılarak öldürüldüğü ve Ali Ertekin’in günah keçisi olarak kullanıldığı söylense de bu iddialar hiçbir zaman ispatlanamamıştır.

28 Aralık 1948’de tutuklanan Ertekin, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanır. Yaptırımı 18-24 yıl olan adam öldürme suçundan, 15 Ekim 1950’de “milli hisleri tahrik” gerekçesiyle cezası indirilerek 4 yıla hüküm giyer. Fakat birkaç hafta sonunda çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalır. Bu gibi kararlar, Türkiye tarihi düşünüldüğünde ne ilktir ne de son olacaktır.

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin 1937’de yazdığı ilk romanıdır. Adeta bir çırpıda biten 221 sayfalık bu kısa romanda, Ali, bence Batılılaşma ve yabancılaşma sorununu mükemmel şekilde özetlemiştir.

Hikaye 1903 yılında başlar. Romanın kahramanı Yusuf, kimsesiz, fakir bir çocuktur. Doğduğu yer nedeniyle herkes ona Kuyucaklı Yusuf der. Küçük yaşlarda ailesi gözlerinin önünde öldürülmüştür. Olayın tetkiki sırasında, iyi niyetli ve yufka yürekli biri olan Kaymakam, Yusuf’a acır ve onu evlat edinmeye karar verir. Kaymakamın, Yusuf’tan birkaç yaş küçük, Muazzez adında bir kızı vardır. Yusuf zeki bir çocuktur. Küçük yaşta yaşadığı acı deneyimler zaman içinde onu hayata karşı uyumsuz ve sert biri yapmıştır. İstikrarlı bir iş sahibi olamaz. Eğlence ve gezmek dışında bir işi olmayan üvey annesiyle hiç anlaşamaz. Babasındaki melankolinin bir sebebinin de o olduğunun farkındadır ve belki de daha ilk andan itibaren, onun içindeki kötülüğü görür. Onun gelecekte hayatında yaratacağı sorunları az çok fark eder. Hayatta en çok değer verdiği kişi Muazzez’dir. O’nun üzerine titrer. Ona karşı bu derin bağlılığı itiraf etmeye çekinse de şartlar onu bu gerçekle yüzleşmeye zorlayacaktır. O noktadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve Yusuf babasının da kaybı sonrası değişen dengelerle tercihinin yarattığı sorunlarla boğuşacaktır.

Sabahattin Ali dönemin koşullarını kitapta gerçekten de çok başarılı yansıtmış. Betimlemeleri her zamanki gibi etkileyici. Yusuf daha küçük yaşlardan itibaren çevresine yabancılaşmış bir çocuktur. Kendini yaşadığı yere ait hissetmez. Sabahattin Ali bunu romanın her noktasında okuyucuya gösterir. Yusuf kasabadaki yapay ilişkilerden mütemadiyen sıkılmaktadır. Toplumsal düzenle uyuşamaz. Bunun yanında dokunulmazlara da değinilmiştir. Her zamanki gibi birilerini arkasına alarak canının istediği gibi takılan, kanunları hiçe sayanlar bu romanda da mevcuttur. Fakat bu koşullar altında dahi dürüst insanların olabileceği de vurgulanır. Yusuf’un Kaymakam olan babası buna en güzel örnektir. Fakat her şeye rağmen, koşullar Yusuf’un huzurlu bir hayat sürmesine izin vermeyecektir.

Kuyucaklı Yusuf gerçekten de çok değerli bir roman. Sabahattin Ali, Türk edebiyatında yeri doldurulamayacak biri. O’nu buradan bir kez daha saygıyla anıyorum.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s