Az

0000000360232-1Hakan Günday’ın 2011’de yayımlanan ‘Az’ adlı kitabını önceki gün bitirdim. Günday’la ilk olarak 2.5 yıl önce, ‘Daha’ adlı kitabıyla tanışmıştım. O da 2013’te yayımlanmıştı.

Daha’da 9 yaşındaki bir çocuğun, insan kaçakçısı bir babanın yanında yetişen Gazâ’nın öyküsü anlatılıyordu. Henüz 9 yaşında ama aslında çoktan büyümüş, zeki ve her şeyden nefret eden bir çocuğun öyküsü. Romanda Gazâ’nın hayatla olan kavgası gerçekten de etkileyici bir dille anlatılmıştı.

Bu arada Hakan Günday’ın ilk romanı olan ve 2000 yılında yayımlandıktan sonra büyük beğeni toplayan Kinyas ve Kayra’yı okumaya başladım. Hakkında hemen hemen hiç olumsuz eleştiri duymadığım bu kitap da kısa sürede bitecek gibi görünüyor.

Az’daki iki ana karakterin de aklıma direkt olarak Daha’daki Gazâ’yı getirdiğini söyleyebilirim. Yine hayatla bir kavga ve dışlanmışlığın getirdiği bir mücadele. Hikaye daha ilk andan itibaren beni fazlasıyla içine çekti. Çünkü genelde 355 sayfalık bir kitabı 5 günde bitirmem. Çoğunlukla bu süre 2 haftayı bulur. Ama bazen kitaptaki bazı karakterler sizi o kadar etkiler ki olayın sonunu bir an önce öğrenmek istersiniz. Bu his sizi gün içinde yarattığınız her boş anda kitaba iter ve bir bakmışsınız ki 3-4 günde kitabın sonuna gelmişsiniz. Her ne kadar kitap okumak bize çocukken öğretildiği gibi boş zamanlarda yapılacak bir şey değil, bizi farkında olmadan derinleştiren bir olgu, bir yaşam biçimi olsa da maalesef günümüz dünyasında zaman zaman bize öğretildiği şekilde gerçekleşiyor. Kim bilir belki de geleceği çok iyi görenler tarafından eğitildik. Hala kendi adıma düzenli olarak kitap okumaya 20-21 yaşında başladığım için kendime kızıyorum.

Neyse, konumuza dönersek; Hakan Günday, Az’da şiddeti birçok farklı açıdan anlatmış. Bunu 2 farklı hikaye üzerinden gerçekten de akıcı bir dille yapmış. Hayata dair o kendine has aforizmaları Daha’da olduğu gibi bu kitapta da var. Okuduklarınız size ağır geldikçe daha çok okumak istiyorsunuz. Kim bilir belki bu denli sıkıntılı çocuklukların sonrasında, kitapta sabırsızca artık hayatın iyi yüzünü de bir anca göstermesini bekliyorsunuz.

İlk olarak karşımıza, henüz 11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ’nın hikayesi çıkıyor. Türkiye’nin doğusunda okumak isteyen bir kızın, annesi tarafından, ömrünün geri kalanında rahat bir hayat sürme isteği nedeniyle başlık parası için satılmasıyla başlıyor her şey. Derdâ, annesinden alınarak bir tarikat mensubunun oğluyla evlendiriliyor ve Londra’ya götürülüyor. Yaşadıkları yer Londra’da Müslümanların çok olduğu bir bölge ve yaşadıkları binada birkaç daire de tarikatın üyelerine ait. Kısacası Derda’nın eve adımını atmasıyla hapis hayatı başlıyor. Derdâ’nın kocası, şaşırtmayacak şekilde bir psikopat. Derdâ’ya ilk günden itibaren her türlü şiddeti uyguluyor. Kocasının babası yumuşak biri olsa da Derdâ’ya uygulanan şiddeti engelleyemiyor çünkü ne oğlu bunu anlatabilecek biri, ne de Derdâ’da bunu anlatacak cesaret ve güç var.

Derdâ’nın evden dışarı adımını atmadan geçen, 5 yıllık hapis hayatı sonrası, bulaştığı pis işler ve iç hesaplaşmalar nedeniyle kocası öldürülüyor. Zaten bir süredir kaçmayı kafasına koymuş olan Derdâ böylece planını uyguluyor ve hayatında ilk kez özgürlüğün tadını alıyor. Sonrası ise hayatın içinde kısa bir kayboluş ve tükenmişlik. Ta ki bir rehabilitasyon merkezinde refakatçi olarak çalışan 50’lerinin başındaki bir kadının koşulsuz sevgisi ve desteğine dek. İşte orada her şey değişiyor.

Bu ilk hikayede hoşlanmadığım tek nokta, sanki Günday’ın maalesef hepimizin zihninde yer etmiş bazı kalıp ve ön yargılardan, belki bilinçli belki bilinçsiz olarak faydalanması. Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.

2. hikayede de karşımızda Derda var. Önceki hikayenin kahramanından bir harf farklı olarak. Babası hapiste, annesi ölümün eşiğinde, mezarlığın hemen bitişindeki gecekonduda yaşayan, 11 yaşında bir çocuk. Annesinin kaybından sonra, yurda verilmekten korktuğu için, annesinin ölümünü kimseye söyleyemeyen bir çocuk. Ve bu sorunu, okurken kanımızı donduracak şekilde çözen bir çocuk. Mezarlığa gelenlerin bahşişleriyle hayatta kalmaya çalışan Derda, zamanla değişen koşullar sonrası artık kaçak kitap işinde çalışmaya başlar. 16 yaşındadır ve okuma yazması hala yoktur. Fakat artık kafaya koymuştur. Okuma yazma öğrenecektir. Ve hayatı, bir gün Oğuz Atay’ı ve Tutunamayanlar’ı keşfetmesiyle tamamen değişir. Çok değer verdiği ve takıntı haline getirdiği Oğuz Atay’a, onun deyimiyle yaşarken büyük haksızlık yapılmıştır. Hayatın acımasız yüzüne maruz kalan bir çocuk olarak, tabii ki bu sorunu şiddetle çözecektir ve bu da ömründen 24 yıl çalınmasına neden olur. Fakat tüm bunlar sonunda hayal dahi edemeyeceği bir yere bağlanacaktır.

Bu hikayede Oğuz Atay’lı bölümler bir parça zorlama gibi gelebilir. Günday, muhtemelen hayranlık duyduğu Oğuz Atay’a karşı burada bir ustaya saygı bölümü hazırlamak istemiş. Sanıyorum ki bu kitabı okuduktan sonra birçok kişi Oğuz Atay hakkında daha fazla şey öğrenmek ve Tutunamayanlar’ı okumak isteyecektir.

Ve kitabın sonunda, Derdâ ile Derda’nın hayatı birçok tesadüf sonrası kesişir. Adeta yıllar onları birbirlerine hazırlamıştır. Yaralar belki asla kapanmayacaktır ama olsun artık yeni bir hikaye başlıyordur.

Kitapta tesadüflerin fazlalığı romana biraz masalsı bir tat katmış ve inandırıcılığı bir parça azaltmış. Okurken en az 3-4 kere “Yok artık” demişimdir. O sebeple olay örgüsünü bazı yerlerde garipsediğimi söyleyebilirim. Kitabın sonunu da Hakan Günday söz konusu olunca biraz klişe bulanlar var ama ben belli ölçüde tatmin edici olduğunu düşünüyorum.

Az’ı beğenmeyenler olabilir ama ben kendi adıma okunmaya değer bir Hakan Günday romanı olduğunu düşünüyorum.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s