Fenerbahçe’nin Türkiye ve Avrupa’da Şampiyonluk Şansı

081220162138377811702Fenerbahçe dün akşam Uefa Avrupa Ligi’nde A Grubu’nun 6. ve son maçında deplasmanda Feyenoord’u Moussa Sow’un artık klasikleşmiş gollerinden biriyle 1-0 mağlup etti ve grubunu Manchester United’ın üzerinde 13 puanla ilk sırada tamamlayarak 32 takım arasına kalmayı başardı.

Bu sanıyorum ki Feyenoord’un kendi sahasında 19 maç sonra ilk mağlubiyetiydi. Bu arada Hollanda Ligi’nde lider olduğunu ve bu sene çok formda olduğunu da belirtmek gerek. Grubun diğer ekibi Manchester United ise, bu sene Jose Mourinho liderliğinde eski günlerinden uzak olsa da hala bir dünya devi. Bununla birlikte İngiltere’nin en iyi 5 takımının (Chelsea-Manchester City-Manchester United-Liverpool-Arsenal) Uefa Avrupa Ligi’ni Şampiyonlar Ligi kadar umursamadığı da bir gerçek. Ama Manchester United için bu sene durum biraz farklı. Çünkü kendi liglerinde durum daha ilk haftalardan netleşti ve Şampiyonlar Ligi’ne katılmaları zor görünüyor. Bu yüzden de Uefa Avrupa Ligi’nde şampiyon olup direkt Şampiyonlar Ligi’ne katılmak istiyorlar. Yani bu seferki senaryo her zamankinden farklı. Şimdiden Uefa Avrupa Ligi’nin bu seneki favorilerinden biri olarak görülebilirler.

Grubun diğer ekibi ise Zorya Luhansk. Birçok futbolseverin adını ilk kez duyduğu bu ekip ise Ukrayna Ligi’nde Shaktar Donetsk ve Dinamo Kiev’in ardından 3. sırada.

Bakıldığında Fenerbahçe’nin, ilk bakışta Şampiyonlar Ligi ayarında görünen bu grubu 13 puanla ilk sırada bitirmesinin önemli bir başarı olduğu söylenebilir.

Ligde ise ilk haftalarda kaybedilen puanlar nedeniyle, işler biraz daha farklı gelişiyor. Aslında bu yazıyı Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinden önce yazmayı planlıyordum. Ama derbinin de geçmesini bekledim. Derbi büyük oranda beklediğim gibi geçti. Beşiktaş doğal olarak Fenerbahçe kalesine gelmeyi düşünmedi. Ama tabii maçı 0 isabetli toplam 2 şutla tamamlayacaklarını da düşünmüyordum. Bunda elbette ki Fenerbahçe’nin oyun planının da payı var. Skrtel-Kjaer gibi bir savunma göbeğinin önüne bir de Mehmet Topal ve Josef De Souza eklenince, işler karşı takım için pozisyon bulma konusunda bir hayli zorlaşıyor.

Bununla birlikte Fenerbahçe de pozisyon üretme açısından beklentimin altındaydı. Ama bu sene Eylül ayında yazdığım yazıda da belirttiğim gibi, teknik, çalım atan, aralara oynayabilen ve hızlı bir ofansif orta saha transferine dek Fenerbahçe’den maçlarda bol gol pozisyonu beklememek gerek.

Yazımda Fenerbahçe’nin mesela Mehmet Topal-Ozan Tufan-Alper Potuk’tan oluşan bir orta sahayla yaratıcı olmasına imkan olmadığını belirtmiştim. Ozan’ın 2 ay önceki sakatlığı sonrası oraya Josef De Souza eklendi. Ama çok da fazla bir şey değişmeyecekti. Her ne kadar geçen seneye oranla Josef ve hatta Mehmet Topal zaman zaman ileriye çıkmayı daha çok düşünse de Fenerbahçe hücumda yaratıcı olmaktan hala uzak.

Peki ne oldu da Fenerbahçe böyle yükselişe geçti?

İşin teknik ve taktik boyutunu oturtmanın zaman alacağını belirtmiştim. Advocaat da gerçek Fenerbahçe’nin Kasım’da ortaya çıkacağını belirtmişti. Ve tam olarak öyle de oldu. İçerideki Feyenoord maçıyla birlikte başlayan yükseliş, aradaki bir iki tökezleme haricinde tam gücüne Kasım ayında ulaştı.

Buradaki en önemli faktör kurt hoca olarak görebileceğimiz Dick Advocaat. Tecrübe anlamında çok önemli bir isimden bahsediyoruz. Ben sezon başında takımı uzun vadede toparlayacağından emindim. Advocaat kariyerinde Uefa Kupası ve birçok şampiyonluk olan bir teknik direktör. Ve böyle teknik direktörlerin de sorunları kısa vadede çözmek için her zaman bir planı vardır. Advocaat farklı şeyler deneyebilirdi. Ama bir şeyi çok iyi biliyordu. Takımın ilk 3 haftadaki 8 puanlık kaybından sonra artık kredisi kalmamıştı. Ve seri 3 puanlar alabilmek için pragmatik davranması gerekiyordu. Bir de yeni transfer Jeremain Lens faktörünü ve Fenerbahçe’nin yaratıcı orta saha oyuncusu eksikliği düşünüldüğünde, yapması gerekeni yaptı. Fenerbahçe oyun içinde sürekli pas yapma, oyunu kontrol etme ve rakibinin sahasına yıkma isteğinden çıkarak, topu zaman zaman karşı takıma bırakıp, sağlam bir defansif anlayışla ve şok presler ve ani ataklarla goller bulma planını uygulamaya başladı.

Ayrıca Josef De Souza geçen senenin aksine gerçek bir 8 numara gibi, hücuma çok daha fazla destek verecek şekilde oynamaya başladı. Bunun yanında Ben Advocaat’ın, farklı bölge ve iklimlerin insanları olsalar da Zicovari bir karaktere sahip olduğunu düşünüyorum. Asla ön yargılı olmayan, oyuncularla yakın iletişim içinde, kim iyi performans gösterirse onu oynatan, hakemlere sığınmayan ve her şekilde takımını mental açıdan ileri itmeye çalışan bir teknik direktör. Bunlar sürekli bahaneler üreten teknik direktörlerin olduğu bir coğrafyada, şüphesiz ki çok önemli özellikler. Elbette futbolcular da bunları görüyor. Bir de söylemeden edemeyeceğim bir şey var. Fenerbahçe’ye uzun yıllardır birçok teknik direktör geldi ama düşündüğüm oyuncu değişikliğinin 5 dakika sonra karşıma çıkması durumu çok azında oldu. Birçok kişiden de bunu duyuyorum. Advocaat oyunu gerçekten de çok iyi okuyor.

Bunun yanında takımda hala birçok sıkıntı olduğunu da belirtmek gerek. Alper Potuk oyun içinde daima enerjik. Ama hala o bölgede oynayan oyuncunun hücuma vermesi gereken katkının çok uzağında. Ki bunun için ona kızamayız. Bunu yapmasına imkan yok. O bölgede ancak bir Sosa ya da Batalla gibi oyuncular bunu yapabilir. İşler özellikle hızlı hücumlarda kritik pası vermeye geldiğinde, Alper maalesef bunu çoğunlukla başaramıyor çünkü bu denli bir tekniğe sahip değil. Dün akşam sırf bu yüzden gollük pozisyona dönüşebilecek 2-3 atak başlamadan öldü.

Emenike ve Volkan Şen bir arada olduğunda, takımın hücumda oyun zekasının ne kadar geri gittiğini de dün bir kez daha gördük. Emenike hep buydu. Fazla değiştiği söylenemez. Ama ben Volkan Şen’in hızlı hücumlarda daha iyi olduğu zamanları hatırlıyorum. Önceki yazımda bu sistemde kanat oyuncularının muhakkak skora katkı yapması gerektiğini belirtmiştim. Çoğu zaman sol kanatta oynayan Sow önemli bir katkı yaptı ama Volkan Şen bu konuda hala yetersiz. Bunu çözme konusunda da Advocaat’a güvenmekten başka çaremiz yok. Çünkü Volkan Şen’in bu performansıyla sürekli ilk 11’de olmasına imkan yok. Maçlara ve sakatlıklara göre değişebilir ama şu anda Fenerbahçe’nin ilerideki ideal 3’lüsü Sow-Van Persie-Lens gibi görünüyor.

Robin Van Persie’yi forvet arkası olarak kullanmak da Advocaat’ın tercihlerinden biri olabilir demiştim ve bu zaman zaman yapıldı. Hala da aralarda bu sıkıntıyı gidermek için denenebilir. Bunun yanında Lens’in yapacağı katkının belirleyici olduğunu belirtmiştim ve gerçekten de öyle oldu. Lens Fenerbahçe’nin oyun kalitesini ve hücumdaki zenginliğini ciddi oranda artırdı. Eğer yaşadığı 2 sakatlık olmasa şu anda Fenerbahçe 3-4 puan fazla almış dahi olabilirdi. Şüphesiz ki bu sistemde 11’e yazılacak ilk adam.

Advocaat’ın gelişinin ardından sürekli tekrarladığım bir şey var. Hemen kendisiyle en az 3-4 yıllık bir sözleşme yapılmalı. Kendisine ve yardımcılarına sınırsız bir özgürlük tanınmalı. İnanıyorum ki böyle bir planlama yapılırsa basketboldaki gibi istikrarlı bir başarı gelecektir. 2.5 ay önceki yazımın sonunda, Fenerbahçe taraftarı belki de tarihte ilk kez şampiyonlukla ilgilenmiyor; sadece bir parça ışık görmek istiyor demiştim. Işık görüldü ve beklentiler arttı. Umarım Ocak ayında yapılacak 1-2 takviyeyle daha iyi sonuçlar da gelecek. Şu anda Beşiktaş daha önde görünse de Fenerbahçe’nin üzerine daha da koyacağını düşünürsek elbette Türkiye’de şampiyon olabilir. Uefa Avrupa Ligi’nde ise çok şanssız bir kura olmazsa çeyrek finale kadar rahatlıkla gidilebileceğini düşünüyorum. Bu gerçekleştikten sonra hedef zaten final oluyor. Fenerbahçe ve Advocaat’ın bunu yapabilecek kapasitesi var. Türkiye’de işler maalesef çok çabuk tersine dönüyor. İyi sonuçlar da kötü sonuçlar da gereğinden fazla abartılıyor. Her ne olursa olsun bu teknik ekibe güvenmeye devam etmek gerek.

Advocaat’ın duruşuyla, adil ve dürüst karakteriyle Fenerbahçe’ye uzun vadede katacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. Umarım yönetim de bunların farkındadır ve geçmişteki gibi hatalar yapmaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s