Foucault’yu Sayıklamak

Fukoyu Sayiklamak KPK NEWFransız düşünür, sosyolog, eleştirmen, tarihçi Michel Foucault’nun şimdiye dek bir kitabını okumadım. Fakat yüksek lisansta aldığım derslerden biri nedeniyle, ismini uzun süredir duyduğum bu ezber bozan kişi ve düşünceleri hakkında bir parça bilgi sahibi olmuştum. Söz konusu Foucault olunca, bu elbette ki bir başlangıç seviyesinden fazlası değildi. Foucault’nun ‘Deliliğin Tarihi’ ve ‘Cinselliğin tarihi’ adlı eserleri listemin yukarılarında duruyor  olsa da şimdilik kütüphanemde bu iki eserine nazaran daha ince kalan 3 kitabı var. Bunları 1-2 sene önce almıştım. Bu arada hatırladığım kadarıyla, muhtemelen Foucault ismini görünce onlarla birlikte aldığım bir kitap daha var: ‘Foucault’yu Sayıklamak’.

İngiliz yazar Patricia Duncker’ın 1996’da yayımlanan bol ödüllü bu ilk romanı yazar ile okuru arasındaki bağlantı üstüne kurulmuş bir kitap. 2015’te Türkçeye çevrilen kitabın ilham kaynağı tabii ki Michel Foucault.

Kitabın kahramanı (adını hiç öğrenemiyoruz) Cambridge Üniversitesi’nde Fransız yazar Paul Michel hakkında bir tez hazırlamaktadır. Fakat henüz fazla bir aşama kaydedememiştir. Kütüphanede tanıştığı ve sevgili olduğu, zeki, entelektüel ve son derece baskın bir karakter olan Germanist’in ısrarıyla, Fransa’da bir akıl hastanesinde olduğu düşünülen Paul Michel’i bulmaya karar verir. Eşcinsel yazar Paul Michel asi ve ezber bozan, ödüllü bir romancıdır. 1968 eylemlerine katılmıştır. 5 adet romanı yayımlanmış ve ödüller almıştır. Değer yargıları olmayan biridir. Kahramanımız onunla yüz yüze sohbet etme fırsatı bulup bulamayacağı konusunda emin olmasa da bu yolculuğa çıkmaya karar verir.

Paris’te bir kütüphanede, paranoid şizofreni teşhisiyle yıllardır akıl hastanesinde tutulan Paul Michel’in, Michel Foucault’ya yazdığı ve hiç gönderilmemiş mektupları bulmayı başarır. Bu mektuplar Michel ile Foucault arasında bir bağ olduğu izlenimi yaratmaktadır ve bu durum kahramanımızın Michel’e olan ilgisini daha da artırır. Artık ne yapıp edip O’nu bulmak ve hatta hastaneden çıkarmak istemektedir.

Bu arada okurken Michel’in neden hastaneye kapatıldığını merak ediyoruz. Sonrasında öğreniyoruz ki Michel hem kendisine hem de çevresine karşı saldırgan davranışlarda bulunmuş ve sinirlendiğinde ciddi şekilde tehlikeli birine dönüşebiliyor.

Kahramanımız O’nu Clermont-Ferrand’da bir akıl hastanesinde bulmayı başarır ve daha ilk andan itibaren hayatında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlar. Paul Michel 40’lı yaşlarda, yakışıklı ve etkileyici bir adamdır. İlk bakışta sağlığında bir sıkıntı yokmuş izlenimi yaratır. Kahramanımız doktorlardan Michel’le hastanenin bahçesinde sohbet etmek için izin alır ve böylece aralarında giderek derinleşen bir ilişki başlar. O artık Michel’e büyük bir tutkuyla bağlıdır ve O’nu dışarı çıkarmak konusunda kesin kararlıdır. Bu sohbetlerin Michel’e de iyi geldiğini gören doktorları, önce 1 günlüğüne, sonra da 2 aylığına Michel’in dışarı çıkartılmasına izin verirler. Bu arada onlar kısa sürede iki iyi arkadaştan ötesine geçmişlerdir. Arabayla Nice’e doğru yola çıkarlar.

Paul Michel’i tanıdıkça delirmelerinin altındaki gerçeğe de daha çok yaklaşıyoruz. Çünkü Michel’e göre Foucault aslında onun için yazmaktadır. Foucault’nun ölümü sonrası artık hayatının ve yazmanın bir anlamı olmadığına inanır. O’nun varlığı Michel için her şey demektir ve Foucault’nun da bunu içten içe bildiğini ve hiç buluşmasalar da varlığını hep yakınında hissettiğini iddia eder. Ama sonuçta Michel şizofreni tanısı konmuş biridir. Bu ne kadar doğrudur?

Yazar Patricia Duncker kitabı öyle güzel kurgulamış ki romanın sürpriz ve trajik sonu sonrası ve yazar Paul Michel’in kitabın sonundaki kısa biyografisini görünce yaptığımız ilk şey O’nu ve eserlerini araştırmak oluyor. Fakat karşımıza internette böyle biriyle ilgili en ufak bir bilgi çıkmıyor. Sonrasında biraz düşününce anlıyoruz ki aslında böyle biri var: Paul-Michel Foucault. Yani Patricia Duncker O’na Foucault’nun ön adını vermiş ve böyle bir yazar yaratmış. Dolayısıyla aslında satır aralarında hep Foucault’nun hayaleti ve düşünceleri dolaşıyor.

Foucault’yu Sayıklamak, akıcı bir dille yazılmış, yazarla okuru arasındaki ilişkiye dikkat çeken, yazar ve eserleri arasındaki bağa vurgu yapan, kısa, akıcı ve keyifli bir roman.

Michel Foucault’nun önemli eserlerine başlamadan önce, ısınma turları için iyi bir seçim olabilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s