Saatleri Ayarlama Enstitüsü

saatleri-ayarlama-enstitusuAhmet Hamdi Tanpınar’ın, Huzur’la birlikte en çok tanınmış 2 eserinden biri olan ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ adlı romanını dün bitirdim. Toplam 20 günlük okuma süresi tahminimin üstündeydi. Açıkçası bunun temel sebebi kitabın “Küçük hakikatler” adlı 2. bölümüydü. Bu bölümde anlatılan ve ana karakter Hayri İrdal’ın hayatından geçen yan karakterlerle ilgili detayları okumakta biraz zorlandım. Ama tabii Hayri İrdal’ın iç dünyasını daha iyi tahlil edebilmemiz için, muhtemelen Tanpınar’ın bu karakterlere ihtiyacı vardı.

Kitapları okurken hoşlandığım ve düşündürücü yerlerin altını çizerim. Ama Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okurken ilk kez altını çizdiğim bazı yerlerinin yanına bir de gülücük işareti koymaktan kendimi alamadım.

Kitapta Osmanlıca kelimelerin biraz fazla oluşu başlarda zorlayıcı olsa da zamanla bu duruma alışılıyor ve yabancı kelimeler çok da göze batmamaya başlıyor.

Roman İstanbul’da geçiyor. Tanzimat öncesinden Meşrutiyete, oradan Cumhuriyete ve sonrasına geçiyor. Ülke insanının Doğu ile Batı arasındaki sıkışmışlığı bundan daha güzel anlatılamazdı diye düşünüyorum. Karakter ve toplum analizleri son derece başarılı yapılmış. Modernleşme takıntısının neler doğurduğu ve bunun sonuçları ironik ve alaycı bir dille mükemmel aktarılmış. İnsanların tepeden inme kurumlar karşısındaki tavrı ve onunla ilgili fikirlerini duruma göre rahatlıkla değiştirmesine vurgu yapılmış. Tanpınar bunları yaparken, “Ben modernleşmenin karşısındayım” gibi keskin bir söylemde bulunmuyor. Yalnızca ortaya çıkmış insan profili üstüne adeta mizah yapıyor. Bir yandan Batı’yı yakalama umudu, diğer yandan da Batı’nın çok gerisinde kalmış olma nedeniyle, ortaya çıkartılmak istenen şeyin aslında ne kadar yüzeysel ve içinin boş olduğu ironik bir dille anlatılıyor.

Ve bunlar olurken ideoloji için tarihsel temellerin ne kadar önemli oluşu da anlatılıyor. Bir şey yaratılmak istendiğinde, şimdiki zamanın yetersiz oluşu, aynı zamanda tarihten figürlerle de tezlerin desteklenmesinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Sırf bu yüzden ana karakter Hayri İrdal, enstitüdeki amiri Halit Ayarcı tarafından olmayan bir tarihsel figür hakkında kitap yazmaya zorlanıyor ve Hayri İrdal da bunu istemeye istemeye yapıyor. Çünkü Halit Ayarcı için, hedefe giden yolda tarihsel gerçekleri çarpıtmanın hiçbir önemi yoktur. Önemli olan sorgusuz sualsiz, gelişmek için hedeflere varmaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ortaya hemen hemen kusursuz bir eser çıkardığını düşünüyorum. O, bu topraklarda ortaya çıkmış insan modelini 1961’de ve hatta muhtemelen çok daha erken tamamen çözmüş. Ama üzerinden 55 yıl geçmesine rağmen, bugün dahi hiçbir şeyin farkında olmadan ezbere yaşayanlar var. Nasıl ezbere kalıplar içine sıkıştırıldığının hiçbir şekilde farkında olmayan ve asla sorgulamaya girişmeden yaşayan milyonlar var.

Tüm bu sıkışmışlık  ve özentilik halinin 395 sayfalık bir özeti için, Tanpınar’ın ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ adlı eseri kusursuz bir roman.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s