Dick Advocaat’la 2016-2017 Sezonu

dick-advocaat-fb-gorsel-620x400Fenerbahçe 2016-2017 sezonuna tam anlamıyla korkunç başladı. İlk 3 maçta alınmış 1 puanın tarihin en kötü başlangıcı olabileceğini düşünüyordum ki Lig TV spikeri birkaç dakika sonrasında sağolsun bu düşüncemi onayladı. Evet bu 1 puan Fenerbahçe’nin tarihindeki en kötü ilk 3 hafta performansıydı. Ve o 1 puan da 90+’larda alınmıştı. Ama bu durum futbolu bilen birçok Fenerbahçeli için aslında kaçınılmazdı. Ben Fenerbahçe’nin Aziz Yıldırım gitmeden düzelmeyeceğini düşünenlerdenim. Kendisi dünyadaki en iyi Fenerbahçeli dahi olsa, egosu maalesef ki her şeyin üstünde olduğu için özellikle son yıllarda Fenerbahçe’ye büyük zarar veriyor. Kendisine sorsak; Aykut Kocaman da Ersun Yanal da Arthur Zico da Alex De Souza da Gökhan Gönül de Caner Erkin de Tuncay Şanlı da Rüştü Reçber de iyi Fenerbahçeli değil. Bu liste daha uzar gider. Şüphesiz ki bu isimler arasında haklı oldukları vardır. Ama maalesef kendi kararları ve yönetim biçimi üstüne düşünmek hiç aklına gelmiyor.

Bu seneki yönetim kararları ise son yıllardakiler üstüne düşünüldüğünde en kötüler içinde ilk 3’e girer. Vitor Pereira’nın görevine geçen sene Türkiye Kupası’nın kaybedildiği akşam son verilmeliydi ama yapılmadı. Ve tam da ligler başlamak üzereyken, takım Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu’nda Monaco’ya (şu anda son derece formda ve önüne geleni yenen bir takımdan bahsediyoruz) elendi diye Pereira’nın görevine son vermek son derece ironikti. Üstelik Monaco’daki maçta adil bir hakem olsa tur geçilebilirdi de. Özetle; karar doğru ama zamanlama son derece yanlıştı.

Ve Hollandalı Dick Advocaat dönemi başladı. Advocaat 68 yaşında, son derece tecrübeli, Zenit’le 2008 yılında Uefa Kupası’nı kazanmış bir teknik adam. Bence Aziz Yıldırım, bu kararı verirken basketboldaki Obradoviç modeline benzer bir yapı düşündü. Advocaat’ın bilgeliğine ve tecrübesine güvendi ve üstüne çok düşünmeden takımın başına getirdi ama maalesef bazı şeyler o kadar kolay olmuyor.

Advocaat gibi Türkiye’deki ortamı ve doğal olarak da takımı hiç tanımayan birini sezonun başlamasına birkaç gün kala takımın başına getirmek ciddi bir riskti ve beklendiği gibi de Advocaat’ın elinde sihirli bir değnek yoktu. Takımı ve futbolcuları tanımak zaman alacaktı ve şu anda olanlar da tamamıyla bu durumun sonuçları. İşin teknik/taktik boyutunu oturtmanın zaman alacağı çok açıktı.

Advocaat, takımdaki en önemli sorunlardan birinin yaratıcı, teknik, çalım atan, aralara oynayabilen ofansif bir orta saha eksikliği olduğunu görmüştü ancak transfer sezonun bitimine çok kısa bir süre kaldığı için böyle bir transfer yapılamadı. Bugün takım içindeki en önemli sorunun bu olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe’nin mesela Mehmet Topal-Ozan Tufan-Alper Potuk’tan oluşan bir orta sahayla yaratıcı olmasına imkan yok. Bu listeye Josef De Souza’yı da katabiliriz. Fenerbahçe rakibi iyi karşılayan ve alan daraltan bir ekip olabilir ama asla pozisyon üstüne pozisyon yaratamaz ve taraftarlarına keyif veremez. Advocaat’ın elindeki tek yaratıcı isim Salih Uçan. Ama o da son 2 senede Roma’da doğru dürüst maç yapmadı ve bu da maç içinde zaten fazlasıyla hissediliyor. Advocaat da bunu görerek Salih’i direkt kesmeyi tercih etti. Geriye ara transfer dönemine dek tek alternatif kalıyor. Robin Van Persie’yi o bölgede ofansif orta saha veya forvet arkası olarak kullanmak (Bursaspor-ve Zorya Luhansk maçlarının 2. yarısındaki gibi). Bunun yanında ileri 3’lünün kanatlarının muhakkak skora katkı yapması gerek. Mesela Volkan Şen gerçekten iyi maçlar çıkarıyor ama daha skorer olmak zorunda. Bunun yanında yeni transfer Lens’in de yapacağı katkı çok belirleyici olacak. Fenerbahçe kendisinden daha güçsüz rakiplere karşı ancak bu şekilde üstünlük kurabilir. Seri galibiyetler gelmediği ve puan tablosunda hızla yukarıya yaklaşılmadığı sürece, işler her geçen hafta daha da zorlaşacaktır.

Orta sahada yukarıda belirttiğim bu 3 oyuncuyu düşününce, aklıma Galatasaray’ın 2010-2011 sezonundaki Ayhan Akman-Barış Özbek-Mustafa Sarp üçlüsü geliyor. Bu üretkenlikten uzak 3’lüyle Galatasaray sezonu 8. sırada tamamlamıştı. Şüphesiz ki Fenerbahçe’deki bu 3’lü tek tek bakıldığında daha kaliteli. Ama üretkenlik açısından bakıldığında büyük farkı yok. Eğer bu orta saha formatında ısrar devam ederse Fenerbahçe erkenden yarıştan kopacaktır. Beşiktaş’ın ne kadar değerli transferler yaptığını ve ciddi bir özgüven sahibi olduğunu söylemeye gerek bile yok. Galatasaray da iyi futbol oynamasa da takımın iskeletini koruduğu için bir şekilde kazanıyor. Kısacası, bu sene Fenerbahçe’nin işi hiç kolay olmayacak.

2014-2015’te İsmail Kartal’ın, en önde tek santrafor oynayabilecek oyun zekasına sahip olmayan Emenike ısrarı onlarca puana mal oldu. 2015-2016’da Vitor Pereira’nın herkesin eleştirmesine rağmen Mehmet Topal-Josef de Souza’yı bir arada oynatarak takımı olağanüstü düz hale getirmesi koca bir sezona mal oldu. Dick Advocaat’ın birikimi, futbol bilgisi ve yönetim becerisi bu iki teknik direktörün çok üzerinde. Umuyorum ki uyum sorununu kısa sürede aşarak takıma en azından iyi futbol oynatmayı başarır. Çünkü Fenerbahçe taraftarı öyle bir ruh halinde ki belki de tarihte ilk kez şampiyonlukla ilgilenmiyor. Sadece bir parça ışık görmek istiyor. Çok değil bir parça…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s