Beyaz Yalnızca Beyaz’dır

beyaz-show-ayse-celik-34F8-0A14-6D0EBeyaz Show’u baştan sonra tahminen 8-9 senedir izlemiyorum. Elbette ilgi alanlarımdaki değişim bunun en kestirme sebebi. Detay vermek gerekirse, sürekli yeni albüm ve yeni film odaklı konuk yapısı, değişmeyen sohbet biçimi, Beyaz’ın izlediğinden ya da dinlediğinden dahi şüphe ettiğim her film/albümle ilgili hep bir methiye düzme çabası içinde olması gibi sebeplerle programdan gittikçe soğuduğumu ve koptuğumu hatırlıyorum.

Beyaz Show’a 8 Ocak’ta Diyarbakır‘dan Ayşe Çelik adlı bir öğretmen bağlandı. Söylediği çok önemli şeyler vardı. Özetle; Güneydoğu‘da aylardır annelerin, çocukların, her yaştan insanların öldürüldüğünü ve Beyaz’dan da bir sanatçı olarak duyarlı davranmasını ve duruma sessiz kalmamasını rica etti. Beyaz da Ayçe Çelik’i sessizce dinledikten sonra, konuşmanın bitiminde stüdyodan gelen alkışlara katıldı. Programı izlemedim. Sadece olanlarla ilgili birazcık araştırma yaptım.

Sonrası malum. Beyaz’a birçok kesimden öyle tepkiler geldi ki çok hızlı bir hamleyle devlet, vatan/millet, bölünmez bütünlük içeren bir özür metnine imza attı. Bu özür metni, durumu değerlendirince şaşırtıcı değil beklenen bir hamleydi. O bir şovmendi ve 20 senedir her hafta Cuma akşamları aynı kanalda bir şov programı yapıyordu. O işten para kazanıyordu ve 20 yıllık programını riske atamazdı. Peki riske atsaydı ne olurdu?

Beyaz’la 2003 yazında Çeşme’de bir barda ayaküstü sohbet etmişliğim var. Emin olmamakla birlikte, sanırım o yaz barı Emre Altuğ’la birlikte işletiyorlardı. Annemlerin arkadaş grubuyla çıktığım bir geceydi (işte yaptık bir cahillik). Yanılmıyorsam Beyaz o zamanlar yüksek lisans yapıyordu ve annem hocalarından birini tanıyordu. Bu konuyu çalışanlara belirtince, Beyaz bir süre bizim masaya gelmiş ve herkesle sohbet etmişti. Yaptığım en kesin gözlem, Beyaz’ın mütevazi olduğuydu. Şöhret ve para karakterini yerinden kıpırdatmamış gibiydi. Kadınlar vs hakkında ne kadar da şanslı olduğunu, bazı şeyler konusunda şöhretli olmanın avantajı üstüne ergence bir soru sormuştum. Bana kasıntılıktan uzak bir şekilde, onun da pek sonunun olmadığı gibi bir cevap vermişti. Hani Beyaz’la ilgili evlilik geyikleri çok fazla yapılır ya, benim de o gün böyle bir karakterin o dünyanın içinde var olup evlenmesinin zor olacağına dair bir çıkarımım olmuştu. Yıllar pek yanıltmamış gibi görünüyor. Yıllar önce o barda, benimle herhangi biri gibi konuşan ve tavsiyeler veren o adam iyi ve dürüst bir insan olduğunu hissetirmişti. Kasıntı değildi. Zorlama konuşmalar yapmıyordu. Mütevaziydi.

Bu durum aslında, birçok şeyin değişken olduğu şov dünyasında, bir kişinin aynı programla 20 yıl tutunmasını özetliyordu. Beyaz, Türkiye halkının büyük çoğunluğunun, şüphe etmeksizin sempati duyacağı biriydi. Ama işler biraz ciddileştiğinde durum değişebilirdi. Ama olay da burada başlıyordu. Beyaz işlerin ciddileşmesine asla izin vermiyordu.

Ve işte işler elinde olmaksızın ciddileştiğinde, ortaya neler çıktığı görüldü. Beyaz bunu çok iyi biliyordu. İnsanı öyle bir korkuturlar ki nasıl özür dilediğinizi bilemezsiniz. Ezbere yaparsınız adeta. “Bunu neden yapıyorum” diye dahi sordurtmazlar insana.

Tüm bu anlatınlar ışığında, Beyaz’dan pragmatik davranması dışında bir şey beklenemez. Çünkü zaten öyle biri olsaydı, belli başlı konularda bu zamana kadar az da olsa fikir belirtir; risk alırdı. Ama o her zaman orta yolu seçti. Orta yoldan biraz sapar gibi olunca da yine yola soktular. Akademisyenlere dahi, yayınladıkları bildiri yüzünden yapılanları görüyoruz. Durum buyken, Beyaz’ın geri adım atmaması mümkün mü?

Beyaz’dan büyük büyük kahramanlıklar bekleyemeyiz. Apolitik yapısı buna izin vermez. Ama yukarıda bir parça açıkladığım gibi, Beyaz’ın çok klasik tabirle iyi ve vicdanlı biri olduğunu düşünüyorum. Bir şekilde olayların derinine inmiyor ya da inse dahi ortaya çıkanlar konusunda cesur olamıyor diye, acımasızca eleştiri yapmak da onu linç edenlerden farksız olmak olur.

Fırtınaya karşı yürümek kolay değil. İnsanlara anlam yükleme hastalığından da artık kurtulmak gerek. Özellikle şöhret de varsa, o rüzgarı karşınıza alamazsınız. Mücadele edemezsiniz.

Risk almak konusunda, yukarıda sorduğum sorunun cevabını vermek gerekirse; Beyaz eğer bu riski alsaydı, tarihe geçeceğini söylemek zor değil. Bu denli haksız bir lince karşı direnebilseydi, büyük çoğunluğunun bazı şeyleri daima geç anlayabildiği bir toplumun, en azından belli kesimlerinin belleğine kazınmış olacaktı.

Evet tüm bunlardan yaralı çıkardı; ama yapacağı şöyle basit bir konuşmayla, 100 sene sonra da hatırlanırdı. “Bir dakika arkadaşlar. Neler oluyor anlamıyorum. Doğu’da çocuklar ölüyor. Çocuklar ölmesin diyen bir öğretmene alkışla destek verdiğim için mi linç ediliyorum?” deseydi çok büyürdü. Şüphesiz ki bu canlı bağlantı olduğunda, ayağa kalkıp ceketin düğmelerini iliklemekten çok daha büyük bir hareket. Ama işte Beyaz yalnızca Beyaz.

Burası Türkiye. Beyaz iyi biri. Ama ondan ezber bozmasını beklemek saçma olur. Bildiğimiz Beyaz olarak yoluna devam edecektir.

Bu arada;

“Doğu’da çocuklar öldürülüyor. Çocuklar ölmesin.”

Not: Bu yazı 19 Ocak 2016’da Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s