Donald Trump>George W. Bush

images-B6D8-D784-171EDonald Trump ismini daha önce duymuş olanlara, “Nasıl bilirsiniz” diye sorsak, büyük bir çoğunluk “Zengin” diyecektir. Benim de kendisiyle ilgili bilgim, “Emlak kralı” oluşundan fazlası değildi. Politik konularda birkaç çıkışını okumuştum ama işi ABD Başkanı olmayı planlayacak kadar ileri götüreceğini düşünmüyordum.

Kendisi geçen günlerde, son dönemde yaşananlarla ilgili akıl dolu bir çözüm sundu: “Müslümanları Amerika Birleşik Devletleri’ne almayalım.”

Bu dahiyene çözüm önerisi sonrası neyse ki Cumhuriyetçilerden dahi büyük tepkiler aldı.

Faşistlik konusunda George W. Bush’u dahi rahatlıkla sollama potansiyeli olduğunu düşünürsek, ABD’nin böyle bir ismi seçmesinin dünyanın öyle ya da böyle son 70 yılda elde ettiği birçok kazanımı tehdit edeceği açık.

Kendisinin görünen o ki müthiş cehaletiyle ABD başkanı olduğu bir dünyayı hayal etmek bile ürkütücü. Ağzında köpüklerle tüm potansiyel tehlikelerden “öteki”leri sorumlu tutmasıyla gerçekten de Hitler’i hatırlatıyor. Dünyanın bu yüzyılda geldiği noktayı düşünürsek, Trump’ın amaçladığı kadar ileri gitmesi mümkün olmayacaksa da tarih bize işlerin bir anda tersine dönebileceğini de söylüyor.

Ama her ne kadar arkasında belli bir rüzgar olsa da cehenneme gitmesini isteyenlerin azımsanmayacak düzeyde olduğunu düşünürsek, böyle bir ihtimal uzak görünüyor.

Trump’ın geçen haftalarda seçim konuşmasında New York Times’ın engelli muhabiri Serge Kovaleski’in taklidini yapması aslında içinde birçok cevap barındırıyordu.

İnsan bazen çok karmaşık ama çoğu zaman tutarlı. Hareketlerini üst üste koyup ölçtüğünüzde, çoğunun içindeki tutarlılığı rahatlıkla görebilirsiniz. O taklidi yapma anında bir parça bilinç kişiye engel olurdu ama o engel olmaya yetecek kadar olmayan bilinç, Amerika’ya Müslümanları almamanın çözüm olacağını düşünecek bir zekayla belli bir paralellik de gösteriyor.

İngilizler bu arada, Trump’ın Britanya’ya alınmamasıyla ilgili imza kampanyası başlatmış. Her şeye rağmen yine güzel şeyler de oluyor.

Vurgulanması gereken nokta şu ki güçlü bir faşizm, her zaman gücünü toplumda kökleşmiş önyargılardan alır. Hitler de gücünü buradan alıyordu. Önce seçildi ve sonra gittikçe güçlendi. Durdurulamaz hale geldi.

Trump’ın düşüncelerini de içten içe paylaşan ciddi sayıda Amerikalı olduğunu biliyoruz. O da içinde hissettiği gücü bu gerçekten alıyor. Fikirleri üstüne düşünmeye gerek dahi duymuyor çünkü bu yüzeyselliğin toplumda karşılığı olduğunu biliyor.

George W. Bush demokrasi vaadiyle girdiği ülkelerde toplamda en az 1 milyon insanın ölümünden doğrudan sorumlu.

Buna rağmen söylemlerinde, elinde bulundurduğu güce rağmen Trump’ınki kadar net bir küstahlık yoktu. Donald Trump’ta bir de keskin bir zengin şımarıklığı olunca, ortaya çok daha zararlı bir kişilik çıkmış.

Fransa’da Le Pen önderliğinde aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin güçleniyor oluşu, Trump’ın tüm yüzeyselliğine rağmen ABD Başkanlığı hayalleri , bize İŞİD ve benzerlerinin her zamanki gibi nelere yol açtığını gösteriyor.

Bizde de durum daima fazlasıyla benzer. Nasıl ki içimizdeki “lider”ler korkusuzca saçmaladıklarında ve bunun gayet farkında olsalar da fikirlerinin karşılığı olduğunu bildikleri için rahatlarsa, burada da aynı durum mevcut. Bu kafalar her yerde benzer çalışır. Bu saçmalıklarının toplumlarda prim yapmadığı gün, bu tipler ve oluşumlar da tarih sahnesinden silinecektir.

Her yerde bu insanlara karşı birileri ayağa kalkıyor ama bu çabuk bir şekilde değişime yol açamıyor. Birçok yerleşik olgu maalesef sistem içinde kendini yenileyerek yoluna devam ediyor.

Her şeye rağmen, bu zırvalara karşı çıkanlar da var. Trump gibilerin dünyayla ilgili herhangi bir konuda söz sahibi olmasına neden olacak yolların her zaman kapalı olması dileğiyle.

Not: Bu yazı 10 Aralık 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.