1 Kasım 2015

images-A72F-B687-FAD31 Kasım 2015’te AKP yine tarihi bir zafer kazandı.

Şüphesiz ki bu başarıyı “tarihi” kılan en önemli neden, hemen hemen hiçbir anket şirketinin ve hem Türkiye hem de Dünya‘daki büyük çoğunluğun tahmin etmediği bir oy oranıyla gelmiş olmasıydı. Bu listeye birçok AKP’liyi de katabiliriz.

Benim açımdan bu bir zafer değil ama herhangi bir AKP’li karşıma bu iddiayla gelse, tezlerini çürütecek çok da fazla argumanım yok.

Ortada 5 ay içinde % 8.5’luk bir oy artışı varsa ve bu durum bir partiyi tek başına iktidar yapıyorsa, o partinin sempatizanları bunu bir zafer olarak görecektir.

Aslında bu oy oranı AKP’nin 2011’de aldığı oy oranıyla aynı. 4 yılda neler neler oldu ama mantıken olay başladığı yere geldi. Bu yüzden de bunun tarihi bir zafer olduğunu söyleyenler olacaktır. Onlar açısından bu 4 senede muhalif birçok hareket oldu ama oy oranlarında hiçbir gerileme olmadı.

49.5’la ilgili çok şey söylenebilir.

Ben her zamanki gibi, aklıma gelen her şeyi çok kısa sürede sabırsızca dökmek istediğim için, atlayacağım noktalar olacaktır.

Öncelikle işin ekonomik boyutuna bakalım.

Geliri düşük olanların ve özellikle orta sınıfın borçlu olduğu bir gerçek. Ödenme sıkıntısı yaşanan krediler, çok olmasa da yükselen enflasyon, düşük büyüme, kurlardaki yükseliş nedeniyle TL’deki ciddi değer kaybı ve insanlarda bunların yarattığı bir ön görememe sıkıntısı mevcuttu. Birçok benzer problem, insanların büyük çoğunu bilinçdışında istikrar beklentisine soktu. Öncelikler konusunda zihinler kararsız kaldı. AKP’den en nefret eden insanın dahi, durum netleştiği için iç dünyasında bir ferahlama olmuş olabilir. Nasıl ki hayatımızdaki belirsizlik anlarından hoşlanmıyorsak, makro düzeyde de büyük çoğunluk benzer şekilde hissediyor. Aynı şekilde iş dünyasında da belirsizlik nedeniyle yılın başından beri ve özellikle de 7 Haziran’dan sonra 5 aydır sıkıntılı ve gergin bir bekleyiş vardı. Şimdi ise ferahlama olduğuna yönelik açıklamalar gelmeye başladı.

Peki tüm bunlar insanın inanmadığı bir partiye oy atmasına neden olmalı mı? Her şeye rağmen olmamalı.

Türkiye’de koalisyon hükümetine neden güven yok?

Çünkü 92 yıllık (çok partili dönemi sayarsak 65 yıllık) tarihte başarılı bir koalisyon hükümeti yok. Daha iyi günler vadetmiş çok sayıda koaliasyon hükümeti oldu ama hiçbiri beklenen başarıyı sağlayamadı. Mesela yakın tarihe bakarsak, 2001 Şubat’ta Türkiye’de tarihin en büyük ekonomik krizi DSP-MHP-ANAP hükümeti zamanında oldu ve maalesef hala hafızalarda.

Bunun dışında birey bazında düşünürsek; Türkiye’de insanların çıkarları devreye girdiğinde birbirleriyle iyi geçindiklerini söylemek zor. 3 iyi arkadaş dahi aynı evin içinde yaşamaya başlasa, çıkarlar devreye girdiğinde evin huzurunda büyük oranda bozulma oluyor.

Toplum kendi çapında yine pragmatik davrandı. Kısa vadeli zevkler ve ferahlama uğruna yapılan bu tercih 4 senede çok farklı şeyler getirebilir. Bunun için Türkiye’deki insanları suçlama modası da artık geçmeli. Uzaydan insan ithal edemeyeğimize göre artık bu ülkenin gerçeğini kabul etmeli ve isyanımıza da bu çerçevede yapmalıyız. Bunu yapmak kolay değil. İnsan hayatta gün içinde birçok diyaloğa maruz kalıyor ve insanların seçim yaparken baz aldığı kriterlere inanamıyor ama bu duruma sürekli isyan etmek patinajdan başka bir işe de yaramıyor. Kökleşmiş birçok alışkanlık var  ve bunları değişmesi maalesef bir gecede olmuyor. Özetle; zaman lazım.

Bunun dışında, AKP bu 5 ayda başarılı bir algı yönetimi yaptı. Kendisi aslında hükümeti kurmaya çok hevesliymiş ama diğer partiler istemezükçüymüş gibi bir imajı, medya yoluyla çok iyi verdi. Bu durum insanlarda tek parti iktidarına olan ihtiyaç ve koalisyon hükümetinin başarısız olacağına dair inancı daha da artırdı. Özellikle Devlet Bahçeli‘nin her zamanki tarzı sebebiyle MHP’den AKP’ye ciddi bir oy kayması oldu.

Bu arada ülke kana bulandı. Bu durumda Türkiye’de insanlar her şeyden daha hızlı karar verirler.

“Demek ki ülke başıboş kalınca böyle oluyor. Yine güçlü bir iktidara ihtiyaç var” düşüncesi çok çabuk ağır bastı. Asker ölümleri de milliyetçi duyguları yine harekete geçirdi. Suruç ve Ankara’daki ciddi ihmallerin üstü çok başarılı örtüldü.

Bunun tam karşı cephesinde de HDP’den giden oylar duruyor. PKK HDP’ye inanılmaz zarar verdi ve HDP de güçlü bir söylemle kendini PKK’dan ayıramayınca emanet oylar geri gitti.

HDP’nin artık bunu başarması gerekiyordu. Bu süreçte bunun önlerine konacağı çok açıktı.

HDP 7 Haziran’da “Başkan yaptırmama” söylemi üzerinden çok önemli bir kampanya yürütmüştü. Bu seçimde sanki HDP’de 7 Haziran’da barajın da geçilmesiyle bir parça rehavet oluştu. Artan PKK eylemleriyle de HDP sempatisini kaybetti.

Kısacası son 5 ayda, olan biten çoğu şey AKP’nin işine yaradı.

AKP elbette değişmeyecek. Daha önce nasılsa yine benzer şekilde davranacak.

Ve bu özgüvenin küstahlığa dönüşeceği noktalar da fazlasıyla olacak.

Tüm bunlar bir araya gelince, AKP’den ve Erdoğan’dan hoşlanmayanları zorlu bir 4 yıl bekliyor.

AKP bu şekilde devam ederse, yine bir araya gelmeyecek kesimleri birleştirmeyi başarabilir.

Kim bilir belki bu durum da bu 4 sene içinde 2. Gezi’nin doğmasına neden olur.

Not: Bu yazı 4 Kasım 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s