#YarbayAlevi

images-9C08-CF93-0E7FMilitarist kültür hemen hemen her ülkenin tarihinde belli bir yer tutar. Bunun toplumlara ne gibi zararlar getirdiğini görmek içinse, bir parça tarih incelemesi yapmak yeterli. Benim de bu yapıdan duyduğum rahatsızlık, şüphesiz ki doğuştan değildi. Ya da bir anda oluşmadı. Yıllar içinde artarak belli bir noktaya ulaştı ve gözlem yaptığım her an, bu konudaki düşüncelerimi destekleyen olguları görüyorum. Militarist kültürün, Türkiye‘de toplumun içinde ne denli kök saldığını ve insanların büyük çoğunluğunun vicdanını yok edercesine, işlerine gelmeyen olaylardaki başrol oyuncularını, hemen hiç düşünmeksizin hainlikle itham etmelerindeki en önemli etken olduğunu görebiliyorum. Bu jargon, sola ya da sağa yakın taraflar ve ideolojiler için benzerdir. Çünkü Türkiye’de hepsi o kültürle yoğrulmuş; bu kültür tarih içinde gün geçtikçe büyüyerek güçlenmiştir. Ve hemen hemen her iktidar, bu durumu işine geldiği gibi kullanmış ve halkın bu konudaki tutumunu bilinçli olarak sömürerek, koltuğu garanti altına almaya çalışmıştır.

Yazının başlığı, geçen günlerde Twitter‘da trending topics listesinde en önlerdeydi.  Twitter kullanmayanlar için belirteyim: “Trending topicsTwitter‘da adından çok bahsedilen konulara denir. #konu şeklinde bir hash’ı tweet’inize ekleyince siz de trend etmiş olursunuz.

Bir yarbay düşünelim…

Kardeşi birçoklarına göre şehit olmuş. Bana göre genç yaşında, adi oyunlar ve birilerinin çıkarı yüzünden hayatı elinden alınmış. Yarbay da gayet insani bir şekilde, çözüm sürecini işlerine gelmeyen bir durum oluştuğunda, nasıl da çözümsüzlük sürecine dönüştürenlere isyan ediyor. Ve bugün haber alıyoruz ki Yarbay hakkında soruşturma açılıyor. Onun dışında da binbür türlü ötekileştirmeye maruz kalıyor. Bu ötekileştirme de elbette ki Türk işi.

Malum kesimler tarafından ya “Alevi” ya “PKK sempatizanı” ya “paralelci” ya da direkt kısa yoldan “hain” ilan edileceki ve edildi.

Şüphesiz ki Yarbay Kürt, Ermeni ya da dinsiz de olabilirdi. Bu seferlik payına “Alevilik” düşmüştü. Özetle; ötekiydi. Yoksa böyle bir isyan üst rütbeli bir askerin nasıl haddine olabilirdi?

Bu kadar aşağılık bir noktada olmaları şaşırtıcı değil. Hemen her yazıda değinmeye çalışıyorum. Bu topraklarda gerçekleşen olayları izlerken, uzun süredir şaşkınlık hissetmiyorum.

Ortada bir kayıp var. Ve insanların acısını yaşamasına dahi izin verilmiyor.

Şehit olmak istiyorum diyenlerin, zırhlı araçlarda gezerek şov yaptığı, birilerini feda etmeye hazır olanların çocuklarının, o feda edilmeye hazırlanan gençlerin yaptığı askerliğin onda birini yapmadığı bir coğrafyada, bu gibi şeyler olacak.

Ama uzun süredir düşündüğüm gibi, bu ülkeyi, “Oğlumun olmadığı vatan sağolmasın” diyen anne/babalar kurtaracak. Bu savaşın tarihi, nedenleri, başlangıç süreci ve buradan nemalanan güçler üstüne kafa yoranlar elbette bir gün bir şeyleri değiştirecek.

Şüphesiz ki daha da çirkinleşeceklerdir. Kendilerine eleştiren herkese zarar vermek için ellerinden geleni yapacaklardır. Bu toplum siyasi tarihinde çok fazla kirlilik barındırıyor. Ama bu kadar çirkefçe bir siyaset uzun süredir görmedi. Bu denli bir hazımsızlığa uzun süredir şahit olmadı.

1 Kasım’da da ihtiyaçları olan cevabı alacaklardır. Bundan hiç şüphem yok. Bakalım bundan sonra, o dillerinden düşürmedikleri demokrasi kültürü içinde ne gibi “çözümler” yaratacaklar.

Tarih her zamanki gibi, kayıtta.

Not: Aşağıdaki yazıda da çok benzer olmasa da girişte anlattıklarıma paralel yorumlar yapılmış. Aydınlatıcı olması açısından faydalı olabilir.

http://t24.com.tr/yazarlar/yilmaz-murat-bilican/zeytinli-rock-festivali-mustafa-kemalin-askerleri-ve-rock-ruhunun-olumu,12597

Not: Bu yazı 26 Ağustos 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar