Baraj Paramparça: Bir Türkiye Partisi Olarak HDP

adsz-0D86-ED91-48F9Hayatımla ilgili 5 ay önce aldığım ciddi bir karar sonrası, hafta sonlarım son zamanlarda bir parça koşuşturmacayla geçiyor. Bu arada 1.5 yıldır iş nedeniyle yurtdışında olan annem, Çarşamba günü kesin dönüş yaptı. Bu durum, bana bu süreçte yardımcı olacağından dolayı iyi bir haberdi. Pazar sabahım, evimden annemin evine birkaç parça eşya transferiyle başladı. Öğleden sonra oyumu kullanacaktım. Farklı bir yerde yaşıyor olsam da ikametgahım hala Maltepe’de olduğu için oy kullanmaya annemle gittim. O’nun terhcihini yine ezbere bir şekilde yapacağını biliyordum. Maalesef, hiçbir şekilde düşünme yolunu seçmiyordu. Ve üstüne üstlük benim tercihime inanamıyor ve beni “Uçmakla” itham ediyordu. Kendi adıma sabrettim ama bazı şeyleri öfkeli bir şekilde söylemeden edemedim. Muhtemelen dozu biraz da kaçırdım.

Uzun süredir kararlıydım. Yıllarca arkadaş çevresinden bazı insanlarla toplumsal ve siyasi tartışmalar yaptım. Çoğunluk maalesef her tartışmada bıraktığım yerdeydi. Hala da aynı şeyi gözlemliyorum. Bu tartışmalarda bir amaç gütmüyordum. Benim için her zaman odak nokta, argumanları ortaya koyarken içlerinde çelişki barındırıp barındırmadığıydı. Yüzeysellikten iğreniyordum. Türkiye’yi ucuz sohbetlerle kurtarma amacından ziyade, sadece daha bilinçli bir toplum oluşturmanın yolları üstüne kafa patlatmayı gerçekçi buluyordum.

Etrafımızdaki insanlar bazı konularda zırvalama eşiğini geçtiklerinde, bir cevap veriyoruz ama bu cevaba verilen tepki sonrası oluşan durum içinde, çok fazla uzatmayabiliyoruz ama söz konusu kendi ailem olunca ben bunu hala başaramıyorum. Demek ki hala yeterince olgun değilim. Söz konusu annem olunca da yine bir şekilde sinirlenmemeyi başaramadım ve bir kez daha bilinçli olarak kalbini kırdım. Bu denli ezbere bir oy kullanımı, ezberin bozulduğu her noktayı Türkiye’ye yapılan bir tehdit olarak gören zihniyet, militarist bir eğitim sürecinin eseriydi. Peki ama her şeye rağmen hoşgörülü olmam gerekmez miydi? Şüphesiz ki gerekirdi. Ama başaramadım. Sonuç olarak oyumu gereken partiye attım. Huzurluyum.

Ve günün sonunda oldu. HDP aldığı %13.1’lik oyla beklentilerin de üstüne çıktı. Benim de beklentim 12-13 arasıydı. Mecliste tam 80 adet HDP milletvekili olacak. Bundan sonra her şey çok farklı olacak. 1 gecede çok güzel mi olacak? Hayır. Ama şüphesiz ki eskisi gibi olmayacak.

“PKK’yı meclise soktunuz. Mutlu musunuz?” diyenler olacak. Sayıları hiç azımsanmayacak düzeyde olacak. Bu kişilere laf anlatmanın ya da herhangi bir şekilde bilinçli bir tartışma yapmanın imkansızlığını keşfedenleri sayısı da bir hayli fazla. O yüzden içim rahat.

Bir de tabii ki Gezi gerçeği var. Gezi’nin önemi, yakınlaştırıcılığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Gezi 1 günde sonuç vermeyecekti ama muhakkak sonuç verecekti. Dün geceki sonuçlar bu durumun ilk adımıydı.

Gezi’de insanlar şu gerçeği gördüler. Bu ülkenin üniversiteli, yeni mezun, beyaz yakalı yani kısacası en eğitimli kesimine, güvenlik güçleri hiçbir şekilde kuvvet uygulamaktan çekinmedi.

Peki 30 yıl boyunca kimbilir aynı güçler Güneydoğu’da neler yapmışlardı? Bu medya olanları ne şekilde yansıtmıştı? Bu soruyu samimi bir şekilde soranlar oldu. Hala çoğunluk Gezi sürecinde hayatını kaybeden gençlerle, Güneydoğu’da hayatını kaybeden gençler arasında ayrım yapıyordu. Gerekli dersler hala alınmamıştı ama önemli nokta şu ki bu sorular soruldu.

Dilediği gibi etrafındaki her şeyi şekillendirme arzusundaki bir iktidar, ilk büyük dersini aldı.

Bir arkadaşım; “Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi Kürtler getirecek” demişti. İlk anda fazla iddiali gelen bu sözleri söylerken haklıydı. Yaptıkları bu katkı unutulmayacak.

Bugun bu ülkedeki vicdanlı insanlar, tüm azınlıklara ve aslında nüfus olarak fazla oldukları için azınlık olarak da değerlendirilemeyecek Kürtlere tarihte yapılanların farkında. Onlar da artık bu farkındalığı baz almalı ve kendi içlerindeki acılarla barışmalılar. Bu olgunluk ve sabrı son zamanlarda onlarda görmek mümkün. Bu desteğin farkındalar ve bu onların acılarını hafifletiyor.

Hayatımda ilk kez verdiğim bir oyun boşa gitmediğini hissettim. Bir gün her şeyin muhakkak değişeceğine olan inancım daha da pekişti.

Erdoğan’ın da bu süreçteki rolü yadsınamaz. Tarafsız bir Cumhurbaşkanı olarak değil, hala bir Başbakan olarak yaptığı çalışmalarla herkesi daha da bir araya getirdi; hırslandırdı; toplumun bilinç seviyesini artırdı. Partisinin 2011’de %49.95 olan oy oranının %40’lara düşmesinin önüne geçemedi.

Bugün bir dönemin sonuna geldik. Kurlar dalgalanacak; uzun vadede büyüme düşecek; daha fazla sıcak para çıkacak; ekonomi daha da kırılgan hale gelecek ama insanlar tüm bunlara rağmen geleceğe daha umutlu bakacaklar.

Kimse kafasına göre yeşil alanları yokedip, Topçu Kışlası yapmaya kalkışamayacak.

Hikayenin sonu. Geçmiş olsun.

Not: Bu yazı 8 Haziran 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s