Galatasaray Şampi… Mi?

1070416-620x410-4BBA-430B-9A5EGalatasaray dün akşam şampiyonluk yolunda gerçekten de altın değerinde bir 3 puan aldı.

Maçın Galatasaray açısından zor geçeceğini bekliyordum. Ama açıkçası bu denli zorlanacağını ummuyordum. 70’ten sonra, bir Fenerbahçeli olarak beklentim maçın 0-0’a bağlanacağı yönündeydi ama olmadı. Hakan Balta gerçekten de değerli bir gol attı.

Maçtan sonra ise, Melo şimdiye kadarki davranış ve konuşmaları düşünüldüğünde çok da şaşırtmayan açıklamalarda bulundu. Haklılık payı olsa bir parça dikkate alınabilir ama maalesef tamamen skor odaklı açıklamalar olduğunu düşünüyorum. Skor Galatasaray’ın zorlandığını söylüyor ama bana göre Gaziantepspor dün akşam puan alma adına hemen hemen hiçbir şey yapmadı.

Son haftalarda ligde 2’den aşağı gol yemeyen Galatasaray’a karşı, hem de en etkili silahı Sneijder cezalıyken, sadece 1 net pozisyon üretebildiler.

Hemen hemen hiçbir ani atakta doğru pas alışverişlerini yapamadılar. Birkaç etkili pasla pozisyona dönüşebilecek ataklar, basit pas hatalarıyla olgunlaşmadı.

Galatasaray’ın etkili pres yapmadığı zamanlarda dahi basit top kayıpları yaptılar. Gaziantepspor’un ligin neden en az gol atan takımı olduğu açıkça görüldü.

Galatasaray’ın son yarım saatteki her ortasına Galatasaraylı futbolcular vurdu. Doğal olarak, bir şekilde golün geleceği hissediliyordu. Ama bunlara rağmen, Galatasaray Burak’ı arkaya kaçırma ve duran top dışında etkili olamıyor; organize bir atak geliştiremiyordu.

Melo’nun dediği gibi, Gaziantepspor ekstra bir direnç göstermedi. Galatasaray, Burak’ın gününde olmayışı ve yaratıcı oyuncu eksikliği nedeniyle bu kadar zorlandı.

Yoksa çok daha rahat kazanılacak bir maçtı.

3 büyüklerin oyununa ve kalan maçlara baktığımızda şanslar eşit gibi gözüküyor. Fenerbahçe bir dönem gerçekten de iyi futbol oynadı. Ama o dönemde öndeki oyuncuların olağanüstü formsuzluğu, İsmail Kartal’ın Emenike ısrarı, çalımla ya da araya oynayarak pozisyon yaratacak futbolcu konusundaki eksiklikleri nedeniyle, etkili futbolunu seri 3 puanlara dönüştüremedi. Şu anda da bunun acısını çekiyor.

Bu ligde her şey olabilir. Beşiktaş bu Galatasaray’ı Arena’da yenebilir. Bir Fenerbahçeli olarak temennim bu yönde.

İsmail Kartal konusunda ise artık kararım kesin. Fenerbahçe şampiyon dahi olsa kendisiyle yollar ayrılmalı.

Ligin en etlili sol bekini, sağ açığa mahkum eden ve de üstüne üstlük sonra da oyundan çıkaran bir profil, bana artık hiç umut vermiyor. İleriye çıkamayan bir takımın, Selçuk Şahin takviyesiyle oyunu tutmasına katkı yapmaya çalışmak ise, 90’larda kalmış bir plan.Günümüz dünyasında kimse galibiyeti bu şekilde koruyamıyor.

Açıkçası futbol kalitesi olarak fazla keyifli bir lig olmuyor. Sadece 3 takımın da potada olması ciddi bir heyecan yaratıyor.

Günün sonunda ipi kimin göğüsleyeceğini göreceğiz. Umarım ki 34 haftanın ortalaması alındığında en etkili takım bunu başarmış olur.

Not: Bu yazı 27 Nisan 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Güzel Adam

ogretmen-halil-serkan-oz-sonsuzluga-ugurlaniyor-E6F6-70B5-9ABFHalil Serkan Öz, sıradışı bir matematik öğretmeniydi. Sıradışı diyorum çünkü kendisi öğrencilerine aşağıdaki kitap listesini hazırlamış bir öğretmen. Sadece okumakla kalmamış, öğrencilerinin de okumasını istemiş. Benim hiç bana kitap listesi hazırlayan bir öğretmenim olmadı. Böyle bir tarz, Türkiye‘nin çok fazla alışık olduğu bir öğretmen yapısı değil.

Başka bir tarafta da Yalova Valisi var. İsmi Selim Cebiroğlu. Üniversite mezunu. Kendisi geçen hafta Halil Serkan Öz’e öğrencilerinin önünde “Bu saç sakal ne? Sen ne biçim öğretmensin? İnsanlar dışarıda görseler seni dilenci zannedip para verirler” diyerek hakaret etti ve kendisini anarşiste benzetti. Ve bu olayın hemen sonrasında gerçekleşen Öğretmene saygı yürüyüşü’nde, Öz kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Yalova Valisi için elbette söylenecek çok söz var. Biz ve sözde eğitim öğretim sistemimiz, her zaman dış görünüşle ilgilendi, içeriye yönelik ilgisi hep yüzeysel boyutta kaldı. Bu hem öğrenciler hem de öğretmenler için geçerli oldu. Giyim, kuşam, düşünceler, hareketler… Her şeyin özünde tek tip olmak vardı. Sınırlar biraz geçildiğinde, ezbere bir tutumla ötekileştirmek çoğu zaman geçerli oldu. Bu yüzden bu sistem istikrarlı hiçbir başarı sağlayamadı ve sağlayamayacak da.

Bu kitapları okumuş ve öğrencilerine de okumalarını tavsiye eden birinin, hassasiyet derecesini herkes tahmin edecektir. Üstüne üstlük, o çok değer verdiği öğrencilerinin gözü önünde yapılan bir şov bu.

Yalova Valisi herhalde siyaset bilimiyle ilgili az çok ders almıştır. Anarşizm, mülkiyet, insan hakları, hukuk gibi konularda eminim ki az çok ilgi sahibidir. Acaba bu yaptığını kendisi tam olarak nereye oturtuyor?

Benim açımdan çıkılan nokta hep aynı. Devlet, toplumları belirli bir sistematikle barış ve huzur içinde yaşatma amacıyla ortaya çıkmış bir yapıdır ama doğası gereği bunu asla başaramamıştır. En gelişmiş ülkelerde dahi, hala birçok sorunla boğuşmaktadır.

Selim Cebiroğlu gibiler daima var olacaktır. Kendilerince devleti korumaya ve onun kanunlarını uygulatmaya çalışacaklardır. Tepeden gelen tek tipleştirme üstüne kurulu emirleri, hiçbir vicdan süzgecinden geçirmeden uygulama yanlısı olacaklardır. Kendi akıllarıyla düşünenlerinin sayısı, bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Entelektüel birikime ihtiyaç duymayacaklardır. Çünkü zaten ihtiyaç duydukları noktada, o pozisyonları işgal etmeyi de bırakmaya başlayacaklardır. Değil onlar, o pozisyonlara dahi ihtiyaç kalmayacaktır.

Her şey şekil değiştirecektir. Yeter ki geride kalanlar Halil Serkan Öz gibi insanlara yapılanları unutmasın. Çünkü bu bellek de yok edilirse, işte o zaman değişim namına hiçbir umut kalmayacaktır.

http://onedio.com/haber/halil-serkan-oz-den-ogrencilerine-60-kitap-onerisi-484480

Not: Bu yazı 7 Nisan 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.