Tuğçe Kazaz: Bir Politik Apolitik

akpnin-entelektueli-tugce-kazazdan-skandal-tweet-F61E-D603-3146Türkiye’nin son 10 senedir önde gelen mankenlerinden biri olan Tuğçe Kazaz, bundan seneler önce, birlikte olduğu Yunan bir oyuncuyla, din değiştirip evlerenek Yunanistan’a yerleştiğinde, hayatı ve insanları biraz tanıyan bir kişi, bu durumun fazla sürmeyeceğinden emindi. Tabii buradaki en önemli nokta, Kazaz’ın din değiştirerek birlikte olduğu insanın dinine geçişiydi.

Hiçbir tercih yargılanamaz ama eğer ortada bir aşk varsa, olay iki tarafın da birbirini olduğu gibi kabul etmesi değil midir? Gerçek olan bence budur. Aslında sanki bu geçiş de olayın derinliğini anlatan ufak bir detaydı.

Yeditepe Üniversitesi’nde okuduğu zamanlarda, O’nu uzaktan da olsa tanıyan bir iki arkadaşım, Kazaz’ın ortalama Türk manken profiline uymadığına söylüyorlardı. Kesinlikle boş bir insan olmadığını ve ezbere bir hayat sürmediğini belirtmişlerdi. Belki haklıydılar belki de yanılıyorlardı. Ailesinin de ortalamanın üstünde bir eğitim ve bilinç düzeyinde olduğu biliniyordu.

Kazaz’ın evliliği 3 yıl kadar sürdü. Sonrasında uzun yıllar geçti. Kazaz artık 20’lerinde bir genç kız değildi. Büyüdü; olgunlaştı.

Son zamanlarda ise, Twitter’da yaptığı politik çıkışlarla ve onun dışında da muhazafakar yanı ağır basan söylemleriyle gündemi meşgul etmekte.

Mesela Namaz sayesinde boyun ağrılarından kurtulduğunu iddia ediyor (Ki bunun mümkün olmadığını belirten birçok bilimsel veri mevcut).

Durup dururken “Paralelcilere” saldırıyor. Belli açılardan zırva olarak değerlendirilebilecek aşağıdaki gibi tweetler atıyor.

“İstanbul’da çok güzel kar yağıyor. Karın mikropları temizlediği malumumuz. Keşke paralelcilerin ve anti demokratik laiklerin üzerine de yağsa.”

Ve maalesef İlber Ortaylı’nın acı tespitine maruz kalıyor.

“Yıllarca kalça ve göğüslerini kullanıp, 32 yaşında aniden beynini kullanmaya çalışan kızımızın, içler acısı dramı”

Bu biraz fazla sert bir tespit gibi. Zira yukarıda belirttiğim gibi, Kazaz’ın sürekli o modda bir yaşam sürdüğü söylenemez. Tuğçe Kazaz’ın bir şeyleri sorguladığı belli. 20’lerindeki gibi değil. 20’lerde, maalesef bir şekilde olmadığımız bir şey gibi görünmeye çok meraklı oluyoruz, ya da değişmeyen bir her şeyi abartma eğilimine mahkum olabiliyoruz.

Peki Kazaz’a ne oldu? Bu ilginin sebebi ne olabilir? Klasiklemiş şekilde gücü arkaya alma isteği mi? Bir anda politik bir görüş geliştirip, onun üstünden hayatı anlamaya çalışmak mı?

Genelde 20’ler bomboş geçerse, 30’lardaki sorgulamanın seviyesi maalesef bu düzeyde olabiliyor. Bu biraz da Nihat Doğan sendromu. Ortaya iyi niyetli ama son derece yüzeysel Nihat Doğanlar çıkıyor.

Ama burada birçok farklı nokta var.

Bundan 2-3 ay önce, Alev Alatlı, kendisine verilen ödül sonrasındaki konuşmasında, Erdoğan’la ilgili, “George Orwell bile sizi alkışlardı” dedi. Ünlü 1984 romanının yazarı Orwell, kitabında 3 kutba ayrılmış distopik bir dünyada, sistemin bireyin her anını ve hareketini kontrol altında tuttuğu bir düzeni anlatmıştı.

Bu sözleri duyduğum an, Alatlı’nın Erdoğan’a dokundurduğunu düşünmüştüm ve hatta bundan emindim. Ama biraz düşününce ve bir iki arkadaşımla konuşunca, Alatlı’nın amacının bu olmadığı fikrine yaklaştım. Sanki ortada bir övgü vardı. Alev Alatlı gibi biri Erdoğan’ı mı övmekteydi?

Muhalif olmanın yorucu olduğunu biliyoruz. Güce yaklaşmak, bugünün dünyasında ve belki de her zaman, ünün ve huzurun kapısını açmaktaydı.

Alatlı’nın dahi bu noktada olduğu bir iklimde, Kazaz’dan güçlü bir duruş beklemek fazlaca bir iyimserlik olurdu.

Buradaki bir başka nokta da aslında genel olarak konuştuğumuz bir şey. CHP iktidarında Atatürk’e üst üste övgü yapılacağı ve “O’nu ve bizi götürmek istediği yolu yok etmek istiyorlar” gibi tweetlerin geleceği açık sanırım.

Olay bundan ibaret. Hem üst düzey bilgisizlik ve sorgulamama, hem de kısa yoldan birçok gücü arkaya alma isteği birleşince ortaya aslında hep benzer profiller çıkıyor.

Bu durumun, Niran Ünsal, Yavuz Bingöl ya da benzerlerinden bir farkı var mı?

Niran Ünsal, önüne gelen her yerde muhafazakar bir kimliğe bürünüp, buna uymayan her profili eleştirirken, yıllar önceki kliplerini ya da giydiği kıyafetleri hatırlamıyor mu?

Elbette hatırlıyor.

Bir başka gerçek de şu: Bundan 10 sene sonra, bu insanların, şu anki konuşmalarını nasıl yorumlayacağından fazlasıyla eminim. “Bu denli boş konuşmuş olamam” diyecekler. Birçokları bunu yapıyor. En azından bunu yapma ihtimalleri yüksek gibi görünüyor. Ama tabii bundan 10 sene sonrasının dönemini de düşünmek gerek.

Bence bundan çok da farklı olmayacak. O da başka bir gerçek tabii.

Not: Bu yazı 2 Şubat 2015’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s