Emre Belözoğlu: Günah Keçisi Mi? Tedavisi İmkansız Bir Rahatsızlık Mı?

26917090-E6FB-B192-AA26Hemen hemen 20 senedir, yakından bir şekilde, Türkiye’de ve Dünya’da futbolu takip etmekteyim. Bu 20 sene içinde nice hakem hatası gördüm ve hala görmekteyim. Bunların büyük çoğunluğunun, hakemlerin formsuz ve çoğu zaman günah keçisi haline getirilmenin yarattığı özgüven eksikliği ve korku kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İster basiretsizlik diyelim ister eziklik ister çapsızlık.

Galatasaray’ın her daim kollandığına dair, çocukça inançlarımın olduğu dönemler oldu. Bu inançları sorguladığımda, Türkiye’nin en etkili (büyük değil etkili) camiasının Fenerbahçe olduğunu düşününce, dönemsel durumların haricinde, bunun mümkün olmadığını anladım. Bu dönemsel duruma, 96-2000 yılları arası örnek gösterilebilir. Beni hiç kimse, o yıllarda hakemlerin ve federasyonun tarafsız olduğuna inandıramaz. Benzer şekilde, 2005-2006 sezonundaki Levent Bıçakçı federasyonun da tarafsız olduğuna inanmıyorum. Medyadan takip ettiğim kadarıyla Levent Bıçakçı objektif ve dürüst bir insandı ama açıkçası o dönem federasyonda Fenerbahçe yanlısı isimler ağırlıktaydı. Ki zaten Levent Bıçakçı ve ekibi de Fenerbahçe lehine yapılan, üst üste hakem hatalarının yarattığı baskıya dayanamadı; hatırladığım kadarıyla kısa sürede federasyon değişti.

O dönem, Fenerbahçe lehine Konya’da yapılan hata (golde faul vardı ama ilginç şekilde bugün bile hala “el” diyen ciddi bir kitle var) sonrası, diğer 3 büyüklerin sahaya “El değmemiş, temiz bir lig istiyoruz” yazan bir pankarla çıkması tarihe geçti.

Her takımın lehine aleyhine hatalar oluyordu. O zaman bu pankartın mantığı neydi ki? Ama yukarıda belirttiğim gibi, o dönemde federasyonda bir Fenerbahçe ağırlığı vardı ve bu da ciddi bir rahatsızlık ve güçlü bir anti-Fenerbahçe medyası yaratmıştı. Ancak bu pankart ya da benzerlerinin, 96-2000 arasında hiç oluşmamış olmasının da içinde birçok cevap gizli. Bunda elbette, o dönemdeki Galatasaray’ın, Türkiye tarihinin en başarılı takımı oluşu ve Avrupa’daki başarıları da etkili olabilir.

Aradan yıllar geçti. Bugün Türkiye’de hala hakemler formsuz ve yine baş gündemi oluşturuyorlar. Yine her takımın lehine/aleyhine hatalar yapılıyor. Ve tabii ki özellikle İstanbul’da, 3 büyükler hala bir hayli kollanıyor.

Önceki gün oynanan, Fenerbahçe-Eskişehirspor maçıyla ilgili tartışmalar hala sürüyor. Maçın hakemi, maçta Fenerbahçe lehine bariz bir penaltıyı çalmadı ve son dakika da haksız bir penaltı verdi. Ve maçtan sonraysa, maalesef tek konuşulansa bu ve Emre Belözoğlu oldu. Evet penaltı kararı tipik bir eyyamcılık örneğiydi ve Emre etmediğini iddia ettiği bir küfür yüzünden atılmasaydı, muhtemelen çalınmayacaktı.

Hakemlerin Kadkıköy’de yoğun baskıdan etkilendiği bir gerçek ama İstanbul’a gelen hangi hakem etkilenmiyor ki? Yine bu sezonki Beşiktaş-Eskişehirspor maçında, Eskişehir aleyhine skora etki eden 3 net hata varken, o gün oluşan gündemin, bugünkünün 10’da biri kadar olmaması neden?

Sanki olay Emre Belözoğlu ve Fenerbahçe olduğunda, biraz daha fazla kolay büyüyor. Ve bunun da baş sorumlusunun Aziz Yıldırım olduğunu biliyor ve anlıyorum. Ama biraz da vicdanlı olmadıktan sonra, geride kalan tüm yorumlar maalesef havada kalmaya mahkum oluyor ve sanki cevabın da 2005-2006’daki pankartta saklı olduğunu bir kez daha akıllara getiriyor.

Emre Belözoğlu, 1980 doğumlu, bence Türkiye’den son 20 senede çıkmış en kaliteli defansif/merkez orta saha oyuncusu. Önemli bir yaşa gelmiş olmasına rağmen, Fenerbahçe O’nun eksikliğini hala hissediyor ve oynamadığında pas alışverişinde ciddi zaaflar baş gösteriyor.

Son maçta da Emre, yine alışılagelmiş şekilde agresif tutumu nedeniyle oyundan atıldı. Maçtan sonra iddiası, kesinlikle küfür etmediği yönünde oldu. Neticede bolca küfür eden bir toplumuz. Ortada bir küfür durumu varsa, Emre’nin bu durumu inkar edeceğini düşünmüyorum. Birçok defa küfür etmiş olsa da sanki bu sefer haklı gibi.

Emre Belözoğlu’nu eleştirmek şüphesiz ki herkesin hakkı ama olay artık sanki bir şey olsa da “Emre yine atılmadı, cık cık cık” dense konumuna gelmiş durumda.

Birçok Fenerbahçeli gibi, ben de Emre’nin tavırlarından korkunç rahatsızım. Bu denli takımına ve kendine zarar veren bir futbolcunun, artık bazı şeyleri kendinde araması gerek. Evet biz toplumca günah keçisi yaratmayı çok severiz. Her durumda, tüm öfkeyi tek bir noktaya kanalize etmek daha kolay gelir ve açıkçası Emre, futbol kültüründeki kirlenmişliğin baş sorumlusu değildir. Fakat Uğur Meleke’nin de dünkü yazısında belirttiği gibi, tüm Dünya haksız, Emre haklı olamaz. Eğer ortada bir günah keçisi haline gelme durumu varsa, bunun çözümünü de davranışlarıyla yine Emre bulacaktır.

Bu denli önemli paralar kazanan bir insanın, öfkesini yönetebilecek bir eğitim almaması ya da bu konuda başarılı olamaması, akıl alır gibi değil.

Emre Belözoğlu muhakkak bir gün geri dönüp baktığında, saha içindeki bu öfkesinin, zamanında O’na ne kadar zarar verdiğini anlayacak ve muhtemelen bu öfke olmasa, çok daha büyük başarılara imza atmış olabileceğini fark edecek. Keşke o yaşları görmeden, şu an itibarıyla böyle bir olgunluğa kavuşma yönünde aşama katetse diyeceğim ama bence bu imkansız gibi bir şey. Ve açıkçası zaten de şu saatten sonra ne yaparsa yapsın, ona karşı oluşmuş bu algıyı yıkması çok zor görünüyor.

Not: Bu yazı 2 Aralık 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s