Volkan Demirel’e Vatan Haini Demek…

images-C819-E7A1-6C58Dün gece oynana Bursaspor-Fenerbahçe karşılaşması, son haftaların en tempolu maçlarından birine sahne oldu. Maçın ilk ve son 15 dakikası hariç ben Fenerbahçe’yi beğendim. Oyun üstünlüğünü, pozisyon zenginliğine dönüştürememesinin en önemli nedenlerinden biri, ilerideki oyuncuların geçen seneki form düzeyinden uzak oluşu. Özellikle en uçtaki Emenike’nin oyun zekası konusunda İsmail Kartal bir şeyler yapmazsa, taraftarlar daha uzun zaman saç baş yolacak. Emenike ne takım arkadaşlarıyla uyumlu, ne de ne yaptığını bilerek oynuyor. Özellikle hücum başlangıçlarında, tercihlerini hep yanlış yapıyor ve bu da birçok atağın olgunlaşamadan bitmesine yol açıyor.

Hücüm yaparken, en öndeki futbolcu bu kadar kolektif uyumdan bihaber hareket ediyorken, pozisyon üretmek gerçekten de imkansız. Buna bir de yoğun enerjisine rağmen yetenekleri sınırlı Kuyt ve bire birde çok da iyi olmamasına rağmen adam eksiltme konusunda  ısrarcı Sow da eklenince iyi futbol, pozisyon zenginliğine dönüşemiyor. Bu arada Webo’nun çok daha fazla kullanılması gerketiğini düşünüyorum. Evet Emenike kadar güçlü değil ama takım arkadaşlarıyla çok daha fazla uyumlu ve bitirici özelliği daha gelişmiş. Emenike’nin hücumdaki saçma tercihlerinin ise önüne nasıl geçilir bilmiyorum. Gücü olmasa gerçekten de çekilmez.

Yine de Fenerbahçe büyük bölümde, her zamanki gibi orta sahasının üstün olması nedeniyle ağırlığını hissettirdi. Bursa, Eskişehir gibi deplasmanlardan alınan 1 puan kötü değildir. Özellikle de dünkü son 10 dakikada düşünülünce, 1 puana üzülmek yersiz olur.

Ben İsmail Kartal’ın teknik direktörlüğüne şu an itibarıyla güvenmiyorum ama bence gelişime açık bir insan profili çiziyor. O yüzden Fenerbahçe kesinlikle şampiyonluğun en büyük favorisi. Oturmuş kadrosu ve üstün orta sahası bunun en önemli sebeplerinden biri. Şüphesiz ki bundan daha iyi futbol oynayacak. Ama biraz daha zaman lazım gibi görünüyor.

İlgimi çeken bir başka olay da Volkan Demirel konusu. Şimdi Volkan Demirel’i ıslıklamanın altında yatan mantığı anlamaya çalışalım.

a)      Volkan oynadığı takımın ezeli rakibinin stadında, bir milli maçtan önce ısınırken, daha önce belki de hiç örneği olmayan bir şekilde, ağır küfürlere maruz kaldığı için morali bozulmuş ve sonucunda maça çıkmak istemememiş ve stadı terk etmiştir. Dolasıyıyla Volkan Demirel milli bir görevden kaçtığı için vatan hainidir ve ıslıklanmalıdır.

b)      Volkan Demirel’in yoğun tartışmalarla geçen hafta sonrası, morali ciddi şekilde bozulmuştur ve taraftarlar da bir şekilde bu durumu kullanmak istemiş ve moralini daha da bozmaya çalışmıştır.

c)      Düşünen ve sorgulayan bir zihin yaygın olmadığı için, baştaki başkan ve yöneticiler ne derse onun peşinden gitme mantığı yaygındır. Dolayısıyla Şenol Güneş, Fenerbahçe ve Bursaspor yönetimleri hafta içinde, Volkan Demirel yüzünden, bir nevi ağız dalaşına girdikleri için onlar da taraf olmuştur ve baş suçlunun moralini bozmak istemişlerdir.

Şenol Güneş bu ülkenin ender sayıdaki akil insanlarından biridir. Volkan Demirel’i hedef göstermeden, kendince fikrini açıklamasında saçma bir yan görmüyorum. Şüphesiz ki o da empati yapmıştır. Kendisi bu futbol kültürünün çok üzerinde bir bilince sahip. O yüzden Fenerbahçe yönetiminin cevap vererek gerginlik yaratmasına gerçekten de gerek yoktu ama Aziz Yıldırım başta olduğu sürece, bu tarz çıkışlar ne ilk ne de son olacak.

Yukarıdaki ihtimaller üzerinden düşününce, hepsi de kendi içinde mantıklı ve bu ülkedeki ortalama taraftar ve insan tipinin yapacağı şeyler. Aynı insanlar, benzer şekilde farklı bir statta kendi kalecilerine küfür edilse ve kendi kalecileri stadı terk etse; sorgusuz sualsiz kalecilerine destek verecekler ve vatan hainliği gibi bir kavramı akıllarının ucundan geçirmeyeceklerdir.

Dedik ya… Ülkede taraf olma kavramı o kadar anlaşılamamış ve o denli vicdan kavramının önüne geçmiş ki zaten eğitimsiz ve cahil olan kitleyi, iyiden iyiye aşağılık bir mahluka dönüştürmüş. Mümkün olduğunca vurgulamaya çalıştığım gibi, genel resme bakınca, aslında her şey son derece anlaşılır.

Not: Bu yazı 25 Kasım 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s