24 Kasım: Öğretmenler Günü

Bbursa-habertv-ogretmen-27-D04F-F8E5-4929ugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Benim Öğretmenler Günü deyince, birçok kişi gibi aklıma önce ilkokul öğretmenim gelir. Hayalimde görüntüsü hala çok nettir. Kendi içinde tutarlı, klasik öğretmen tipine çok yakın biriydi. Ezber bozmazdı. Zaman zaman sevgi dolu, zaman zaman mesafeliydi. Ama ne olursa olsun, bana ailem dışında ilk emek veren kişiydi.

Beni çok sevdiğini bilirdim. Genelde anneme benle ilgili övgü dolu sözler söylerdi. Ama zaman zaman şikayetleri de olurdu. Hakkımda “Çok efendi ama cevap veriyor” cümlesinin söylendiğini bilirdim. Daha o yaşlardan itibaren otoriteyle hep sorunum oldu. Özellikle de otoritenin bilincine inanmadığım zamanlarda. Bugün bile, bu durum beni hala en çok zorlayan konuların başında geliyor. Evet cevap verirdim çünkü haksızlıkla her zaman bir sorunum oldu ve haksızlık yapıldığında susmamı söyleyen bir baba otoritesi yerine, daha liberal bir baba ve bunun yanında Türkiye ortalamasının üstünde girişken bir anneye sahiptim. Bu durumun yarattığı duygusal karmaşayı bugün hala içimde barındırıyorum ve artık zenginliğim olarak görmeye çalışıyorum.

Belirttiğim gibi, ilkokul öğretmenim kendi halinde biriydi. Ama itiraf etmeliyim ki o günleri hatırlayınca aklıma gelen ilk şey sevgi. Sonuçta bir şekilde kendisine sevgi beslemiştik ve okulu az çok sevmiştik.

Onunla ilgili birçok anım mevcut. Genel çizgisini çok fazla bozmayan biri olduğunu belirtmiştim. Anılarımdan biri de şu şekildeydi:

Bir gün ödev kontrolü yapılırken, sıra bana geldiğinde, öğretmenime ödevimi yapamadığımı çünkü akşam annemin Spartaküs’ün operasına götürdüğünü söylemiştim. Hayatımda gittiğim ilk operaydı. Ve açıkçası annem de öyle operadan baleye, sinemadan tiyatroya gezen biri değildi ama işte o opera için bilet almıştı. Ve öğretmenimden, bugün hala gülümseyerek hatırladığım bir tepki almıştım:

“Sen ne anlarsın operadan?”

Aslında o gün o anda, sanki kısa sürede bir şeyleri anlamıştım. Ya da ilk sorularımı sormaya başlamıştım.

Olması gereken, bir seferlik idare edip “Anlat bakalım arkadaşlarına, beğendin mi nasıldı?” gibi bir şey olmamalı mıydı ve bu şekilde diğerleri de özendirilmemeli miydi? Elbette sorumluluklar da önemliydi ama ortada sanatsal bir durum olunca bir seferlik bir af ne fark ederdi ki?

Ama olmamıştı. Dediğim gibi çizgisini fazla bozan biri değildi ve orada da olduğu gibi davranmıştı. Ödevi yapmamanın bir mazereti olamazdı ve öğretmenim de otoritesini korumalıydı.

Sonrasındaki öğretmenlerimden ise, bazılarını sevgiyle anarken, açıkçası birçoğuna karşı hissizim. Sevgiyle andıklarımı aralarda hatırlamaya ve hatırlarını sormaya çalışıyorum.

Şimdi çok daha iyi anlıyorum. Gerçekten de iyi ve pozitif bir öğretmen derse olan ilgiyi artırabiliyorken, negatif ve çapı sınırlı bir öğretmen olan ilginin de kaybına yol açabiliyor. Elbette ki en kötü öğretmenden dahi bir şeyler almışızdır. Ama düşününce gerçekten de hayata etki eden öğretmen sayısının bir hayli sınırlı olduğunu görüyorum. Türkiye’nin iyi okullarında dahi hikaye böyle gelişiyorken, mütevazi olanlarını ise az çok hayal edebiliyorum.

Bir fark yaratmaya çalışan tüm öğretmenlerin, öğretmenler günü kutlu olsun.

Not: Bu yazı 24 Kasım 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s