TC Gül Tan: Bir Kemalist Kişilik Bozukluğu Hikayesi

images-0DF3-F936-86A6Aslında bu şekilde bir başlık biraz fazla iddialı oldu. Gül Tan adlı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşında herhangi bir kişilik bozukluğu olmayabilir. Sadece benim tahminim bu yönde. Kim bilir belki de yanılıyorumdur.

10 Kasım’da saat 09.05’de saygı duruşu için ayağa kalkmayanların, bir gün kafasına sıkma planları olduğunu, toplum önünde bağırarak belirtmekten çekinmeyen bir bireyde, belli açıdan bir ruh hastalığı olduğu konusunda kestirmeden bir çıkarım yapıyorum.

Sorgulanmadan, ezbere dünyanın merkezine konan tüm ideolojiler gibi, kemalizm de bu coğrafyadaki birçok bireyde ciddi bir zihinsel hastalığa yol açmıştır ve hala açmaktadır. Bu kafalar, bugün yaptığı binbür türlü baskıya ve haksızlığa rağmen, toplumun belli kesimlerinden hala oy alan bir zihniyetin ortaya çıkmasının önemli sebeplerinden biridir.

Türkiye’deki insanların önemli bir çoğunluğu, kendi okuyarak ve sorgulayarak oluşturduğu dünya görüşü doğrultusunda tercih yapmaz. İçinde yaşadığı aile ve sınıfın tercihlerinden ciddi şekilde etkilenir. Karşı çıkacak düzeye erişmek için yeterli çabayı göstermez ya da gösteremez. Sınıfsal farklılıklar, tercihler konusunda farka yol açacak ancak tercihe giden yol konusunda fazla farklılık göstermeyecektir.

Elbette toplumun büyük kısmını, Gül Tan gibi fanatiklerin oluşturduğu söylenemez. Ancak ondan daha az yoğunlukta, bu ülkedeki ötekiler için, hala ciddi planları olan vardır. Öğretmen, mühendis, öğrenci, patron, muhasebeci, akademisyen vb fark etmez. Ezberci ve tek tip bir eğitim sistemiyle geçen yıllar meyvesini vermiş, büyük bir çoğunluğun sorgulamadan birçok kutsal yaratmasına neden olmuştur. Ve her kim ki o kutsalları sorgular, kesin olarak bu ülkenin düşmanıdır ve başı ezilmelidir.

Ben kendi adıma, içinden çıktığım kültürün ezberlerinin fazlasıyla farkındayım. En basitinden, yere göre sığdırılamayan bir liderin insani yönlerini gösteren bir film yapıldı diye, filmin yapımcısını hainlik ve satılmışlıkla suçlayacak kadar gözü dönmüş bir zihniyetin iz düşümüdür Gül Tan. Bugün bir iç savaş çıksa, ötekileri yok etme yolunda, birilerine yetki vermekten hiç çekinmeyecek bir anlayışın baş bekçisidir Gül Tan.

Ve işin en can alıcı noktası şu. Bu insanlarla birlikte yaşamak canımızı sıksa da bir şekilde yaşamak zorundayız. O anda o otobüste, “kafaya sıkılmak” deyimini duyunca eminim ki ayağa kalkmayan birçok insan kalkmıştır. Çünkü biz insanız. İnsanlar korkabilir. Ben 09.05’de aracımla yoldaydım. Etrafımdaki arabaların birçoğu durdu ve insanlar araçlarından çıkıp saygı duruşunda bulundu. Güvenli bir ortamda dahi, “Acaba” dedim. “Çıksam mı?” Tek hissetmek kolay değildir.

Bu durumda dahi bunu düşünüyorken, potansiyel kafaya sıkma tehdidi alan birilerinin ayağa kalkmak istemesinden daha doğal ne olabilir?

Dediğim gibi Gül Tan gibileriyle yaşamak zorundayız. Ben kendi adıma maalesef diyorum. Doymak bilmez bir tapma ve taptırma isteği bu. Kime olduğunun ne önemi var? Bir başkasını tehdit ettikten ve zorladıktan sonra, kim için olduğunun ne önemi var?

TC Gül Tan gibilerinin azınlıkta kaldığı günler dileğiyle…

Not: Bu yazı 13 Kasım 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s