Dedem

img-5009-0207-239C-6DE0Anaokulu yıllarında çocuk aklımla bir kızdan çok hoşlanmıştım. Adını soyadını hala ezbere bildiğim ve hatta yıllar sonra da Facebook’tan konuştuğum o kız için dedeme mektup yazdırmıştım. Sonuçta okuma-yazma bilmiyordum. Benim cümlelerimi yazış anını hala dün gibi hatırlıyorum. Söylediklerimi aynen yazmıştı. Sonraki gün okulda olay öyle büyümüştü ki bu konuyla ilgili okuldan annemi aramışlardı. Düşünsenize 5.5 yaşındaki kızınıza mektup geliyor. Çocuk aklı işte. Ama dedem beni kırmamıştı ve ilk aşkımla ilgili unutulmaz bir anının parçası olmuştu.

Çocuktum. Annem babam ayrı olduğu ve annem de çalıştığı için çocukluğumun okul çıkışı dönemleri 13-14 yaşlarına kadar dedemlerde geçti. Hayatımın çok uzun dönem önemli ve hatta tek parçası olan Fenerbahçe’yle o tanıştırmıştı beni. Bisiklete binmeyi, futbol oynamayı öğrenmeme en az babam kadar katkı yapmıştı. Fenerbahçeli olmamda da babam kadar ve hatta daha fazla katkısı vardı. Radyoyu verir; “Hadi oğlum gol olursa içerden bağırarak gel” derdi. Bu gelenek, yıllar sonra dedemlerin üst katlarına taşınmamızla devam etmişti. Gol olduğunu, dedem yıllarca benim sayemde anladı. Heyecanlandığı için son 10-12 yıldır maçları izlemiyordu. Ama işte zaten ihtiyaç da duymuyordu.

Çok hassastı. Tanıdığım en hassas adamlardan biriydi. Her gün dahi uğrasam, “Nerdesin sen günlerdir bakayım” derdi. Ve açıkçası da son zamanlarda çok uğrayamıyordum. 5 ay önce de üst katlarından taşındım. Yine de her haftasonu uğramaya çalıştım. Elbette yine şakayla karışık sitem ederdi.

Son zamanlarda evlilik konusuna çok takılmıştı. Biriyle istikrarlı bir ilişki içinde olmamı ve sonunda da evlenmemi çok istiyordu. O’na çok fazla bu yapıda biri olmadığımı anlatmaya çalıştım. Anlatırken de bir yandan üzülüyordum çünkü dedem evliliğin bir erkek için olmazsa olmaz olduğuna inanıyordu. O’na aksini açıklamak çok zordu. Yine de şu anda bu konuda içim rahat çünkü 1 ay kadar önce istediği oldu ve O’nu birlikte olduğum kişiyle tanıştırdım. Uzun zamandır dedemi bu kadar mutlu görmemiştim. Son olarak 3 gün önce onları görmeye gittiğimde kız arkadaşımı niye getirmediğimi sorup; sitem etti. Birlikte olduğum insanı gerçekten de çok sevdiğini anlamıştım.

Son yıllarda bazen şakayla karışık atışırdık. “Ah be bu Yunanlılar, İngilizler” diye başlayan sözlerine bozulurdum. Fikirlerimi O’na kendimce anlatmaya çalışırdım. Ama işte onlar farklı bir kuşaktandı. Değer yargıları genel anlamda kesin ve değişmezdi. O da aslında içten içe, benim dünya görüşü olarak hangi noktada olduğumu bilirdi. “Bu çocuk komünist olmuş” demişti bir keresinde. Komünist değildim. Ama sonuçta bazen milliyetçilik kokan sözlerine kızardım. O’nun için bu durum komünistliğin bir işaretiydi. Yine de O’na karşı olduğum gibi olmalıydım. Rol yapamazdım. Neysem oydum.

Dedem uzun yıllar önce Rodos’tan annesiyle ve iki kardeşiyle birlikte, 12 yaşındayken İzmir’e gelmişti. O zaman Rodos, İtalyan toprağıydı. Avrupa ve İtalya’da yükselen faşizmin yarattığı endişe sebebiyle annesi bu kararı almıştı. Deli dolu, dediğim dedik bir kadınmış. Önce eşini de bırakarak gelmiş. Dedemse İzmir yıllarından sonra, varlıklı olan amcasının yanına İstanbul’a gelmiş ama orada da fazla kalmamış ve Heybeliada’da okumuş. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Türk Filolojisi bölümünden mezun alıp hayata atılmış ve edebiyat öğretmenliğinden Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişliği’ne kadar yükselmiş. Ve hatta bir zamanlar Türkiye pasaportu olmadığı için alınmadığı Galatarasay Lisesi’nin bizzat teftişini yapmış.

Dedem dün itibarıyla artık yok. Hayatımda ilk kez bu kadar yakınımdaki birini kaybettim. 92 yaşındaydı. Acı ya da hastalık yaşamadı. Anneannemle tam 61 yıldır evliydi. 3 çocuğu ve 4 torunuyla dolu dolu yaşadı. Hep dinçti. Belki son zamanlarda ölümü biraz fazla düşünüyordu. Hepsi bu.

Dünden beri hissettiğim duygu, açıkçası sanki üzüntüden farklı. Ciddi bir garipseme içindeyim. Sanki şakaymış gibi. Sanki o hiç ölemezmiş gibi. İnsan gerçekten de kabullenemiyormuş. Dünden beri hiç ağlamadım. Ama bu satırları yazarken gözyaşlarıma engel olamadım.

İyi ve kötü yanlarım var. Bunların farkındayım. İyi yanlarımın oluşmasına, çocukluğumdan itibaren en önemli katkıyı yapanların başında gelen dedem artık olmayacak. Eminim ki hiç unutmayacağım.

Not: Bu yazı 5 Kasım 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s