Bir Derbi Galibiyetinden Daha Fazlası

fft157mm3238957-D9FA-7093-286EDün akşam oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi, son yıllardaki derbilerin kalitesi düşünüldüğünde bence ortalamanın üzerindeydi. Her iki takım da elinden geleni yaptı ve açıkçası skoru iki takımın oyuncuları arasındaki kalite farkı belirledi. Fenerbahçe, özellikle orta sahada Türkiye Ligi’nin üzerinde kalitedeki Mehmet Topal-Emre-Meireles üçlüsüyle farkını ortaya koydu. İyi pas yaptı. Ligin dinamik ve daima coşkulu oynayan 2-3 takımından biri olan Beşiktaş’a çok fazla top göstermedi. Özellikle 2.yarıda zaman zaman kontrolü Beşiktaş’a bırakmış gibi görünse de rakibin 10 kişi olmasının da etkisiyle hemen hemen hiç pozisyon vermedi.

Zaten yıllarca Alexli 4-4-1-1 taktiğiyle daima kontrollü (Rıdvan Dilmen bunu Carlos Alberta Parreira dönemine kadar götürüyor) ve vitesi maç içinde belli dönemlerde artırmış bir takım söz konusu. Bu takımın en önemli özelliği pas oyununu çok iyi oynaması ve oyunu kontrol etme isteği. Ersun Yanal döneminde sistem değişikliği ve genel teknik direktör karakteriyle birlikte bu durum bir parça kırılmış ve önde basmayı seven bir takım oluşmuş olsa da Fenerbahçe, özellikle Emre’nin liderliğindeki orta sahasıyla hala önemli bir pas takımı.

Ki maçta Emre her zamanki gibi sakatlanıp çıktığında, öndeki üçlünün solunda oynayan Alper Potuk’un o bölgeye çekilmesi sonrası, Beşiktaş 10 kişi olmasına rağmen oyunu zaman zaman kontrol etti. Fenerbahçe de etkili kontra ataklar yapmayı başaramadı. Bu durum aslında hala takım içinde alternatif bir Emre yaratılamadığını gösteriyor. Ki bence o bölgede oynayabilecek iyi bir Özer Hurmacı elden çıkartılmamalıydı.

Beklenenin gerçekleşmesi: Necip’in kanadından gelen gol…

Beşiktaş’ta Necip’in sağ bek olmadığını futboldan anlayan anlamayan herkes biliyor. Ama Serdar Kurtuluş’un sakatlığı, teknik direktör Bilic’in Atiba Hutchinson’ı kendi yeri olan orta sahada kullanmak istemesiyle o bölge Necip’e kaldı ve beklendiği gibi Caner-Alper Potuk ikilisi o bölgede çok etkili oldu. Zaten gol de o bölgeden geldi.

Emenike’nin oyun zekası…

Fenerbahçe cephesinden bakıldığında, en önemli eleştiri 2.yarıda 10 kişi kalmış bir ekibe karşı çok fazla pozisyon üretememek. Maç 11’e 11’ken dahi daha fazla pozisyonu olan bir takımın, yeterli sayıda kontra atak yapamamış olması düşündürücü. Bunda Emenike’nin oyun zekasının da önemli olduğunu düşünüyorum. Topu saklıyor, rakiple boğuşuyor, hızı ve gücüyle adam eksiltiyor ama oyun zekasını bir türlü oyuna yansıtamıyor ya da geliştiremiyor. Yeterli koşularla arkadaşlarına alan yaratamıyor; son paslarda doğru oyuncuyu bulamıyor ve zaman zaman da ilginç bir umursamazlık, rahatlık içine giriyor. Çok daha fazlasını yapabileceği izlenimini verse de hala beklenen seviyede değil.

Maçın Fenerbahçe açısından en önemli artısı, İsmail Kartal’ın özgüven kazanımı ve sezon sonuna kadar takımda kalmasının garantilenmesi oldu. Futbolcuların çok sevdiği söylenen Kartal’ın en önemli eksiği özgüvendi. Bu galibiyetin bu duruma ciddi katkı yapacağını düşünüyorum. Deneyimi nedeniyle ciddi şekilde sorgulanan Kartal, Fenerbahçe kalan haftalarda seri galibiyetler alırsa daha da rahatlayabilir. Ki üç derbinin de geçtiğini düşünürsek bu çok da uzak bir ihtimal değil.

Not: Bu yazı 3 Kasım 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s