Safranbolu: Minik Bir Kaçış

img-6560-BD0A-E6A3-1655Bir İstanbullu olarak, İstanbul’a yakın ve sessiz, şirin yerler konusunda fazla bilgili değilim. Ve bu açıkçası son zamanlarda eksikliğini hissettiğim bir şey. Özellikle her açıdan sıkıcı ve anlamsız iş hayatına başladığımdan beri, her ne kadar ayda en az bir kere benzer seyahatler yapmak istesem de şimdiye dek bu tarz seyahatlerimin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Keşfetmek istediğim  bu yerlerden biri olan Safranbolu; çok uzun zamandır görmek istediğim bir yerdi.

Sonunda geçen haftasonu bu amacımı gerçekleştirdim ve yalnızca dolu dolu 1-1.5 gün geçirmiş olmama rağmen çok keyif aldım.

Safranbolu evlerini ve bu evlerin yapısını hemen herkes biliyordur. Gerçekten de son derece kendine has bir yapı. UNESCO‘nun 17 Aralık 1994‘te Dünya Miras Listesi‘ne aldığı Safranbolu, Türkiye’de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125’ini barındırıyor (http://tr.wikipedia.org/wiki/Safranbolu).

Dolayısıyla bu evlerin bine yakını korunma altında. Evlerin büyük çoğunluğu günümüzde hala kullanılıyor. Evlerin en önemli özelliği, hiçbirinin birbirinin manzarasını kapatmıyor oluşu. Bu açıdan tepeden bakıldığında eşsiz bir manzara oluşuyor.

Safranbolu’nun görülecek en önemli yerleri; Kent Tarihi Müzesi, Hıdırlık Tepesi, Cam Teras, Bulak Mencilis Mağarası, Cinci Han, Cinci Hamamı, Tokatlı Kanyonu, Kristal Tepe, Kaymakamlık Müzesi, Saat Kulesi, Eski Çarşı olarak sayılabilir. Bunlardan bazıları ücretli ama fiyatlar fazlasıyla cüzi, 2-3 lira seviyesini hemen hiç geçmiyor. Ama söz konusu yemek olduğunda işler biraz değişiyor. Merkezdeki bazı restoranlardaki fiyatların İstanbul seviyesine yakın olduğunu da belirtmekte fayda var.

Kadı Efendi’de kesinlikle kuyu kebabı yenmeli. Ayrıca Bağlar gazozu ve safran çayı da muhakkak denenmeli. Onun dışında Safranbolu lokumu meşhur olduğu için muhakkak denenmeli. Bu konuda İmren lokumlarının çok ünlü ve lezzetli olduğunu söylemiş olsalar da ben her ikisini de tadan biri olarak fazla meşhur olmayan Birtat’ı tercih ettim. Belki daha taze ve günlük olduğu içindi ama fiyat/kalite açısından İmren’dan daha iyi bulduğumu söyleyebilirim.

Safranbolu’yla ilgili dikkatimi çeken başka bir nokta, turistik de olsa bu kadar küçük bir yerde, bu denli fazla sayıda özellikle Japon turist görmem oldu. Her zamanki gibi fotoğraf makineleri ellerinde, hiçbir detayı kaçırmıyorlardı.

Zamanımız sınırlı olduğu için, görülecek mekanlara ayırdığımız dilimler biraz kısa oldu. Ama mümkün olduğunca fazla yer görmeye çalıştık. Yine de daha dolu dolu görebilmek ve yaşayabilmek için, Safranbolu’ya en az 3 gün ayırmak daha mantıklı görünüyor.

Kendi adıma arayı çok da fazla açmadan bir kez daha görmek istediğimi söyleyebilirim. Arkadaşlarla keyifli bir haftasonu için, Safranbolu, arabayla 4.5 saatlik mesafesiyle, mantıklı seçimlerden biri. O yüzden herkese bu şirin beldeyi görmesini tavsiye ederim.

Not: Bu yazı 29 Eylül 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s