Egemen Korkmaz & Yunus Yıldırım A.Ş.

Ffft104mm2778196-0E76-13C9-24EFKarabük, Eskişehir, Sivas… Fenerbahçe bu zorlu son 3 deplasmanda 0 çekti. Bunun çok fazla nedeni var aslında. Fakat öncelikle dün akşamki maçın, Karabük ve Eskişehir maçlarından farklı olduğunu belirtmek gerek.

Ligin ilk yarıdaki deplasman maçlarıyla ilgili, en önemli boyut bu maçların bazılarının 90+larda kazanılmış olduğu gerçeği. Futbolla gerçekten ilgilenenler, burada kondisyonun önemini belirtmiş olsalar da ne olursa olsun bu şekilde kazanılan maç adedi 4’se ortada ciddi bir sorun olduğunu da biliyorlardı. Bu gerçek maalesef fazla ciddiye alınmadı.

Bir başka önemli boyut: Sizi lider yapan iki önemli uç oyuncunuz da sakatlanıyor ama hala devre arasında transfer yapılmıyor. Bu korkunç bir planlama hatası. Nasıl olur da en önemli rakip 9 transfer yapıyorken, hiç transfer yapılmaz? Gerçekten inanmak güç. İyi bir futbolcu tarama ekibi olduğunu düşünmüyorum. Eğer söz konusu maliyetse, Güney Amerika’dan Nobrevari bir transfer yapılabilirdi. Marcio Nobre transferi 2003-2004 sezonunda şampiyonluğun en önemli halkalarından biriydi. Burada elbette yönetim kadar Ersun Yanal da hatalı. Bu tarz transferler bazen çok belirleyici olabiliyor. Ama yönetim transfer yapmamayı seçti. Umarım bu politika kalan maçlarda daha da büyük zararlara yol açmaz.

Dün geceki maçla ilgili elbette hakem de konuşulacak. Ama ben bu durumun, çok önemli sebepleri olabileceğini tahmin etsem de bence kesinlikle ilk değinilmesi gereken konu bu değil. Öncelikle penaltı pozisyonunda kesinlikle iyi niyet olduğunu düşünmüyorum. Çizgi hakeminin, gözünün önündeki bu kadar net bir pozisyonu görememesi bana hiç de mantıklı gelmiyor. Yanılıyor olabilirim. Elbette bu kötü niyeti somut olarak açıklamak kolay olmayabilir. Ama sanırım en temel olarak ortaya konabilecek argümanın, bu “hatanın” önceki hafta Fenerbahçe tribünlerinde yankılanan “Hırsız Tayyip Erdoğan” tezahüratının sonucu olabileceği söylenebilir. Bu bir komplo teorisi gibi görünüyor tabii. Ülke Türkiye, Başbakan da bir kanalın alt yazısıyla uğraşan biri olunca bu gibi komplo teorilerini kurmak çok kolay oluyor ama tabii bu yalnızca benim hissim.

Belirttiğim gibi, uzun süredir benim için bu gibi büyük hatalara rağmen konu hakem değil. Her takımın lehine/aleyhine hakem hatası oluyor. Hakem şansı diye bir şey var. Bana göre tarih içinde en taraflı hakem hataları 96/2000 arasında yaşandı. O senelerde Galatasaray’ın Türkiye tarihinin en iyi takımını oluşturmuş olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Ama o yıllarda bu durumun siyasi olarak desteklenmediğini söyleyenlerle konuşacak bir şey yok demektir. Onun dışında herkes dönem dönem kendini destekleyecek yapılar oluşturmaya çalışmıştır. Bu konuda Aziz Yıldırım çok suçlanır. Evet muhtemelen o da maalesef her kulüp başkanı gibi önce kendi camiasını düşünecek şekilde bir takım girişimlerde bulunmuştur ama bunu istikrarlı bir şekilde yapabilmiş olsaydı Fenerbahçe 2006, 2010 ve 2012 şampiyonluklarını kaybetmezdi. Hiçbir yapı o 4 senedeki yapıyla mukayese edilemez. Elbette bunu bazı Galatasaraylılar kabul etmeyebilir. Belirttiğim gibi, Galatasaray o tarz bir siyasi durum olmasaydı da 4 sene üst üste şampiyon olabilirdi. Ama bu durum yine de bu gerçeği değiştirmiyor.

Egemen Korkmaz; dün akşamla ilgili üzerine daha çok konuşulması gereken isim. Bir takımın aleyhine hakem hatası olabilir. Bu hakemin verdiği hatalı bir karardan sonra üzerine yürümenin bahanesi olabilir mi? Nasıl bu kadar kritik bir maçta böyle bir hata yapılır? Ve tabii o hakemin üzerine yürüme anında nasıl hiç kimse olayın nereye gidebileceğini kestirip müdahale etmez? Fenerbahçe’de çok net bir saha içi otorite eksikliği de göze çarpıyor.

Takım maça bu kadar iyi başlamış ve gol pozisyonları üretiyorken, kırmızı kart sonrası maç doğal olarak dengeye geldi. 2.yarıyla birlikte de orta saha oyundan düşünce, bir de üstüne şanssız bir gol yenince, maçı çevirmek imkansız hale geldi. Emre ve Meireles’in yaşları ve bu seneki genel form grafikleri düşünüldüğünde, diri bir Alper Potuk 2. yarının hemen başında düşünülseydi belki durum bir parça daha farklı olabilir ve Fenerbahçe 10 kişi de olsa ilk yarıdaki hakimiyetini devam ettirebilirdi. Bu ikili oyundan düşünce oyun dengeye geldi.

Sonuçta Fenerbahçe bir deplasmanda daha kaybetti. Bir Fenerbahçeli için en umut verici nokta, dün akşam ilk 20 dakikada oynanan futbol olmalı. Ben dünkü maçtan önce, eğer Fenerbahçe Sivas’ta kaybederse, bu moral bozukluğundan sonra ligi kaybeder diyordum ama artık öyle düşünmüyorum. Çok klişedir ama bazen hayırlı yenilgiler vardır. İnsan hayatında da olduğu gibi bazen kötü denilen bir olay motivasyonu daha da artırabilir. Ben dün akşamdan sonra böyle bir durumun ortaya çıkacağını düşünüyorum.

Galatasaray’ın iyi futbolunun ve azminin de hakkını yememeliyiz. Muhtemelen hem Fenerbahçe’den çok daha iyi bir futbolcu tarama ekibi kurmuşlar hem de sezon ortasında teknik direktör değiştirmiş olmalarına rağmen daha planlılar. Eğer 2 Adet Şampiyonlar Ligi maçı ve Türkiye kupası olmasaydı ligin favorisi oldukları söylenebilirdi. Elbette Fenerbahçe’nin puanları saçıyor olması da iştahlarını artırıyordur ama yine de üst üste çok iyi 2 maç oynadılar. Bir Fenerbahçeli olarak umudum bunu deplasmandaki maçlara taşıyamamaları yönünde.

Sonuçta 10 puanlık fark, 2 hafta içinde 4’e düştü. İlk yarıda 90+larda kazanılan deplasman maçları bir takım sinyaller veriyordu. Keşke skora kanmak yerine gerekli takviyeler yapılsaydı ama Ersun Yanal ve yönetim bu şekilde bir politika izlemedi. Emenike ve Webo’nun dönüşten sonraki formlarına göre Fenerbahçe araya açabilir ya da puan puana bir durum oluşabilir.

Son olarak vurgulanması gereken bir başka çok önemli nokta; toplum olarak haksızlığa uğradığımızı hissettiğimizde ettiğimiz isyan. Ancak işin trajik boyutu; yalnızca bize yapılan haksızlığı isyan etmeye değer bulduğumuz. Dün gece Twitter’da Fenerbahçeliler öfke içindeyken, rakip takımın taraftarları büyük oranda zevk içindeydi. Roller farklı olsa da değişen bir şey olmayacaktı. Belki de o yüzden istikrarlı bir biçimde birileri sürekli haksızlığa uğruyor. Belki de başkasının uğradığı haksızlığa da isyan edebildiğimiz zaman, bu haksızlıkları kökünden ortadan kaldıracağız.

Sonuçta dün akşamın gerçekten de saha dışı bir nedeni varsa, elbette işler çok daha zor olacaktır. Mümkün olduğunca objektif bir gözle izleyip göreceğiz.

Not: Bu yazı 10 Şubat 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s