#direnkaraciger

kaybedenler-6632-DA3B-91DENejat İşler’in yoğun bakımda olması, hemen hemen tanıdığım herkeste ciddi bir hüzün yarattı. Aslında, tanımadığımız biri hakkında çok fazla üzülmek, bana her zaman bir parça garip ve samimiyetsiz gelmiştir. Elbette insanların hikayelerinden fazlasıyla etkilenir ve zaman içinde onlarla kurduğumuz ortak bağ sayesinde, zaman zaman hayran olmanın çok ötesine dahi geçebiliriz. Tanımasak da O’nu tanıyormuş gibi hissederiz. Ama abartılı olan çoğu şey gibi, bu hüzünde de içten içe bir yapaylık hissederim.

Ama bazı insanlar vardır ki onların başına gelen en küçük şey, onu seven ve hatta sevmeyenler için dahi çok üzücü olur.

Nejat İşler’in hikayesi de onu diziler ya da sinema filmlerinden tanıyanlar için bir hayli ilgi çekici. Hayatının hiçbir döneminde uzun vadeli düşünmemiş, planlar yapmamış, daha da önemlisi biriktirmemiş biri Nejat İşler. Yalnızca mutlu olduğu gibi yaşamaya çalışmış. Bu, gerçekten de çok kolay bir şey değil. Bu toplu hayranlığın altında yatan en temel sebep bu olabilir. O kadar sistemli ve planlı yaşamak zorunda bırakılmışız ki sıra dışı örneklere hayran oluyoruz. “Haydi canım parayı bulunca babam da öyle yaşar” diyoruz ama aslında İşler parasız zamanlarında da şu ankinden farklı yaşamamış. Hepimize öğretilen hikaye üzerinden yaşasaydı, muhtemelen şu anda birkaç spor arabası, 3-4 evi, bitmiş bir ya da iki evliliği ve birkaç çocuğu olabilirdi.

Olmadı.

Hayatı hangi yaşlarda sorgulayıp böyle bir yaşam biçimini tercih ettiği hepimiz için bir muamma. Ama bir zamanlar derin bir sorgulamaya giriştiği kesin.

Geçen günlerde, Nejat İşler’e hayranlığını dile getiren bazı insanlara, Ekşisözlük’te yapılmış bir eleştiri okudum.

Yazar, O’na bu denli hayran olan iki kitleye; belli bir yaşın üstündeki kadınlara ve genç kızlara eleştiriler yöneltiyordu.

Genç kızlara; cevabı muhtemelen biliyor olsa da bu kadar kafasına estiği gibi yaşayan bir adamla, acaba evlenip evlenmeyeceklerini soruyordu.

Bunun dışında, belli bir yaşın üstündeki kadınlara; kızı bu şekilde yaşayan bir damat getirse ya da mesela oğlu parayı pulu hiç umursamayıp; bu şekilde yaşamaya başlasa nasıl tepki vereceklerini sormuş.

Örnekler tabii ki çoğaltılabilir.

Mantıklı bir eleştiri ama zaten işin paradoksal boyutu da burada devreye giriyor. Bu kişiler, öyle bir hayatı yaşamaktan o kadar uzaklar ki, içten içe o tarz bir hayata o kadar özeniyorlar ki, ne kadar kendi hayatlarında olsa tahammül edemeyecek olsalar da, başka bir hayat söz konusu olunca büyük bir kutsama ve sevgi duyuyorlar. Aslında; gayet insani bir durum.

Nejat İşler’in, Kaybedenler Kulübü’ndeki rolüne yakın bir hayat sürdüğü kesin. Zaten bildiğim kadarıyla o yüzden o rolü oynamayı çok istemiş. Plansızca, yalnızca istenilen şeyi istenilen anda yapmanın mümkün olduğu bir hayat; hepimizin hayali. Çıkış yapmak birçokları için çok zor. Herkese engin tavsiyeler verilebilir ama uygulamanın kolay olmadığı kesin.

Son sözlerim, Nejat İşler’in durumuyla ilgili olacak. Gerçekten ölmesin ya. Bunu çok ergen bir ruh haliyle istiyorum. Kendine gelsin; en azından bir 10 sene daha falan takılsın. Birkaç projede daha bulunsun. Birkaç aforizma daha yazsın. Hatta bir iki film yönetsin. Biraz daha hikayesiyle şaşırtmaya devam etsin. Tüm ilham veren insanlar genelde önden gidiyor, bir kere de bir istisna olsun da birisi yırtsın. Toplum biraz daha “marjinalleşsin”.

Nejat İşler’inki gibi hikayelere özellikle bizimki gibi toplumların çok ihtiyacı var. Umarım bu zorlu savaştan galip çıkar.

#direnkaraciger

Not: Bu yazı 25 Ocak 2014’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s