Babalar ve Oğullar

bulent-1387387552-3619-4467-5EB811 yıllık iktidarın getirdiği güç ve özgüvenin sarhoşluğunda olduğu, taraflı tarafsız tüm birimler tarafından kabul edildiği AKP, belki de tüm kaderini belirleyecek olan bir süreçten geçiyor. Yolsuzluk skandalında bulgular her geçen gün artarken, Erdoğan’ın bu süreçle yeni stratejisi herkes tarafından merakla bekleniyor.

Ben bu yolsuzluk operasyonu için, büyük büyük cümleler kurmadan önce, biraz daha beklemeyi seçenlerdenim. Aklımdaki ilk soru: Neden şimdi? Bu elbette ki son günlerde yaşanan dershane tartışmalarıyla ilgili bir gözdağı vermenin çok ötesinde bir durum.

Şu anda AKP muhtemelen yeni bir adım için ciddi şekilde kafa patlatıyor. Bu sefer sağlam kayaya çarptılar. Yabancı bir gazetede çıkan yazıda özetle şöyle yazılmış: “Bunlar Gezicilere benzemez.”

Evet, doğru. O tamamen toplumun içinden çıkmış; doğaçlama gelişmiş, gerçek bir hareketti. Şimdi ise karşılarında çok daha güçlü ve örgütlü bir hareket var. Bu sefer hikayeyi dış mihraklara da bağlamak zor olacak gibi çünkü ortada ciddi deliller var.

Dün Bülent Arınç’ın son durumla ilgili konuşmasını Twitter’dan takip etmeye çalıştım. “Ayten”li konuşma, Twitter’da uzun süre dalga konusu oldu. Arınç, partisini çaresizce savunmaya çalıştı ama artık söyleyebileceği fazla bir şey olmadığını çok iyi biliyor. Benim konuşmasında en ilgimi çeken noktalardan biri ise, şurası oldu:

“En azından bir operasyon yapılacak ama isimleri gizli tutabilirsiniz, bunu kendi uhdenize almaz, üstünüzdeki amirle paylaşarak ‘şu saatte biz önemli operasyon yapacağız’ dersiniz. Bir İçişleri Bakanının oğlunun gözaltına alındığını basından duyması kadar acıklı bir şey olabilir mi? Bir İstanbul Emniyet Müdürünün, bir İstanbul Valisinin yapılanlardan ta saatler sonra haberdar olması neyle izah edilebilir?”

Bir parça cımbızla çekmek gibi olacak belki ama Arınç, bu durumdan dahi kendileri adına bir hüzün çıkartmayı başarmış. Ailenin herhangi bir üyesinin, diğeriyle ilgili herhangi bir kötü haberi aniden alması elbette ki çok üzücü bir durumdur. Peki ya başka babalar?

Gezi Parkı sürecinde, evinden canlı gönderdiği oğlunun, akşama ölüm haberini alan babalar. Bu acı tarif edilebilir mi? Bu hassas ve duyarlı aklınız o zamanlar neredeydi? Bu zedelenen duygularınız o insanlar için niye bu kadar cansız? O süreçte, hükümet kanadından, bir tek özür dahi gelmezken, bugün henüz daha ilk günden, Arınç operasyonun içeriğine dair sitem dolu sözler ediyor.

Evrenin, insan zihninin çözmesi zor bir dengesi var. Doğanın işleyişinin kendine ait kanunları var. Hiçbir şey nedensiz olmuyor. Ve hayat öyle ironik ki bundan 3 ay önce, oğullarını kaybeden babaların acısını anlamaktan aciz olanlar, bugün belki o acının 10’da 1’i karşısında bir numaralı empati uzmanı kesiliyorlar. Bu hayata gerçekten şapka çıkar.

Bu süreçle ilgili yazılacak çok şey olduğu için, kısa sürede ezbere, kalıplaşmış cümleler üzerinden bir şeyler karalamak istemiyorum. Elimden geldiğince yakından takip etmeye çalışacağım. Ama şurası bir gerçek ki bir yerlerden düğmeye basılmış olsun ya da olmasın, her şekilde çok değişik bir yıl bizleri bekliyor.

2014; son 11 yıldan farklı geçecek gibi görünüyor.

Not: Bu yazı 19 Aralık 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s