İbrahim Tatlıses’i Eleştirme Eşiği

image-1-6DCE-F502-37EDDiyarbakır‘daki tarihi buluşma birkaç gündür bir numaralı gündem. Buluşmanın içeriği ve tarihsel önemi, burada birkaç satırla çözümlenemeyecek kadar derin.

Buluşmanın başroldeki isimlerinden biri olan İbrahim Tatlıses’e ise, birçok eleştiri yapılıyor. Bunlardan biri Ahmet Kaya konusu. Kendisi geçen günlerde Twitterhesabından, 1999’da Ahmet Kaya’nın adeta linç edildiği gecede hiçbir şey yapmamakla ve buna rağmen bugün Ahmet Kaya’nın mirasına sahip çıkmakla ilgili eleştirilere yanıt verdi. Tatlıses, o gece başka bir yerde programda olduğunu, orada olsa mutlaka müdahale edeceğini belirtti ve hala bunu ısıtıp ısıtıp önüne koyanlara bir kez daha ataş püskürdü.

İbrahim Tatlıses o gece orada olsa, ben de muhtemelen ?ne derece güçlü bir şekilde emin olamamakla birlikte- bir şekilde Ahmet Kaya’yı koruyacağını düşünüyorum.

Bunun dışında kendisine yapılan önemli eleştirilerden biri, Kürt sorununun en yoğun ve ateşli olduğu dönemlerde, İbo Show’dan başka hiçbir şey yapmamış olması. İklim çok daha ılıman bir hale geldikten sonra, fırsatı hemen değerlendirdiğine vurgu yapılıyor.

Bu vicdan muhasebesini, elbette en iyi Tatlıses yapacaktır.

Ama bence buradaki temel mantık hatası, herkesten Ahmet Kaya, Yılmaz Güney ya da Nazım Hikmet’in yaptığı gibi hayata karşı önemli bir duruş beklemek gibi görünüyor.

İşler ne yazık ki öyle kolay olmuyor, olamıyor. Herkesten, yaşadığı toplumun yüzde 90’ını karşısına almasını bekleyemeyiz. Herhangi bir arkadaş grubu içinde bile, farklı bir şey iddia etmek yürek ister, kolay değildir herkesin düşündüğünün aksini savunmak. Mutlaka ötekileştirenler olur. Büyük farkındalıklar, coşkular, göz karartma gerektirir. Gerçeklerden başka hiçbir şeyden mutlu olmayan ve keyif almayan bir bünyeye ihtiyaç duyar. Akıntıya karşı yüzmek tarih boyunca zor olmuştur ve daima zor olacaktır.

O yüzden Tatlıses eleştirilebilir ama bir Ahmet Kaya olmadığı için yargılanamaz. Ciddi bir fakirlikten gelip, önemli bir şöhrete ve paraya kavuşan birine; “Sen hayatın boyunca hep apolitiktin, ne oldu da 3 günde bu konularda söz sahibi oldun” demek biraz kolaycılığa kaçıyor.

İbrahim Tatlıses, ne bugün ne de hiçbir zaman bir Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ya da Cem Karaca olamayacaktır. Ki en basiti Cem Karaca bile, 12 Eylül sonrasında dönemin solcuları tarafından, Turgut Özal‘a ülkeye giriş için af talebinde bulunmakla suçlanır.

O yüzden herkesten büyük idealizm hikayeleri çıkartmayı beklememek gerek. Ki zaten bana göre idealizm diye de bir şey yoktur. Herkes mutlu olmanın peşinden gider, kiminin mutluluk hikayesi milyonları etkiler, kiminin de yalnızca kendisini. O yüzden Tatlıses’i, kendince sevenleri olan, yurt çapında bir şarkıcı olarak kabul etmek daha mantıklı olacaktır. O’na doğasının üstünde anlamlar yüklemek, herhangi bir sonuç getirmeyecektir.

Çünkü eninde sonunda herkes mutlu olma amacındadır. Tatlıses’in de mutluluk hikayesi bu şekilde gelişmiştir. Hepsi bu.

Not: Bu yazı 18 Kasım 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s