Outliers: Çizginin Dışındakilerin Başarı Hikayeleri. a) Zeka b) Azim c) Şans d) Hepsi e) Hiçbiri

34644c53-943a-4f90-ad28-e7b694005eb8img400-207D-DDC9-A8B4Kısa bir süre önce, “Outliers” diye bir kitap okudum. Türkçesi: Çizginin Dışındakiler. Bu kitabı ilk olarak 1 sene önce, yakın bir arkadaşım okuduğunda duymuştum. Birkaç ay sonra, kitabın İngilizcesini, askerde bölük komutanım okurken gördüm. İlk bakışta baya şaşırtıcı gelmişti. Bir komutan nöbetinde kitap okuyabilir ama Türkiye’de, askerde genelde kitap okuyan bir komutana denk gelme olasılığı azdır. Ortalama bir askerin, komutanıyla yapabileceği sohbetleri ve de benim yaptığım sohbetleri düşünürsek; bölük komutanım, askerliğimin en şansı noktalarından biriydi.

Outliers’ı, 2-3 ay önce, tesadüfen görünce almaya karar verdim. Kitap, özetle, çoğunluğun başarı olarak tanımladığı şeyin, kendiliğinden gelişmediğini ve geçmişte birçok faktör gizlediğini söylüyor. Yazar Malcom Gladwell, bu durumu, birkaç farklı olay üzerinden anlatmış.

“Her başarının altında birçok neden ve geçmişte saklı birçok faktör vardır”

Sıra dışı bir cümle değil. Birçok kişi de bilir ki her ne kadar başarı kavramı göreceli de olsa, en kaba haliyle başarının altında birçok faktör vardır.

Kitaptan birkaç örnek vermek gerekirse;

–          10.000 saat kuralı: Diyelim ki 5 yaşında, 5.000 tane keman öğrencisi çocuk var. Bunlar 15 sene boyunca aralıksız keman çalmışlar ve 20 yaşına geldiklerinde en kaba haliyle 3 gruba ayrıldıkları görülmüş. Bazıları keman konusunda vasatı aşamamış; bazıları ortalama bir keman öğretmeni olmuş, bazıları (tabii ki azınlık) ise dünyaca ünlü bir keman virtüözüne dönüşmüş. Ve araştırılınca görülmüş ki bu farklılıkları yaratan en önemli unsur, o 15 senede keman çalmaya ayırdıkları vakit. Mesela ilk grup günde ortalama 1 saat ayırdıysa, diğer grubun 2, virtüöz olan grubun ise 4 saat ayırdığı görülmüş. Yani kısacası, bir işte uzmanlaşmak için, onun üzerinde en az 10.000 saat çalışılması gerektiği söyleniyor. Formül ne kadar da basit. Çizginin dışındakiler uzaylı değil, yalnızca aşkla yapıyorlar işlerini ve çok çalışıyorlar. Zaman zaman olağanüstü anlamlar yüklenen bu dâhilerin, aslında keman çalan herhangi birinden tek farkları, muhtemelen yaptıkları şeyi büyük bir aşkla yapmaları.

–          Bir başka örnek: Güney Kore Havayolları’nda yıllarca yaşanan kazalar… Kitaba göre, araştırdıkça görülüyor ki buradaki en önemi sorun, pilotlar arasındaki “güç mesafesi” durumu. Doğu’nun toplulukçu kültür yapısının yansımalarından biri. Uçakta herhangi bir aksilik söz konusu olduğunda, çalışanlar arasındaki güç mesafesi sebebiyle, kopilotlar, kaptana herhangi bir sorunu bildirmek istediklerinde, bunu kararlı bir tutum yerine son derece çekingen bir tutumla söylüyorlar ve bu da ciddiye alınmamalarına ve görmezden gelinmelerine yol açıyor. Sonucunda da kazalar kaçınılmaz oluyor. Aslında sorunun sebebi ne kadar da basit. Topluma yerleşmiş kültür özelliklerinden biri. Bu sorunun çözümü için, Batı Dünyası’ndan transfer edilen bir ekip, araştırmalar sonunda bu gerçeği görüyor ve kaza oranları net bir şekilde azalıyor. Şanssızlık diye bir sebep söz konusu değil.

–          Gelelim en dikkat çekici örneklerden birine… Amerika’nın, 19. Yüzyılın ikinci yarısında ciddi bir ekonomik büyüme yaşadığı ve kapitalizmin hızla yayıldığı bir dönem vardır. Bu dönemde, tekelleşmeyle birlikte müthiş bir zenginliğe kavuşmuş, (John Davison Rockefeller, Andrew Carnegie vb.) birkaç işadamı vardır. Bugünkü dünyanın, birçok dev şirketinin temeli o dönemde atılmıştır. Kitaba göre, bu büyüme yıllarına, henüz iş hayatının başlangıcında denk gelen bu gibi hırslı isimler, açıkgözlülük olarak dahi değerlendirilebilecek, o günkü girişimcilik hamlelerinin başarıya kavuşmasını o döneme borçludur. Yazar Malcom Gladwell’a göre, doğum tarihleri birkaç yıl daha erken olsa, belki de Amerika’nın o döneminde çoktan farklı iş kollarında olacak ve o tekelleşme furyasından paylarını alamayacaklardır. Birkaç yıl geç olsa, henüz o dönemde çocuk olacaklardır. Hem şans, hem girişim, giderek artan bir sermaye ve büyüyen bir hırsla, kaçınılmaz olan gerçekleşmiştir. Tesadüf mü? Yoksa tesadüfün yanına eklenen zeka, azim, hırs ve o sıralar yeni gelişen acımasız ekonomik koşullar gibi faktörler mi?

Çizginin dışındaki kişilerin hikayelerinde, aslında çok belirleyici faktörler olduğunu düşünüyorum. Bırakın çizginin dışındakileri, herhangi bir insanın karakterinin ve düşüncelerinin oluşumunun dahi, geçmişte gizli olduğunu görmek zor değil. Ama bunları, “çizginin dışındaki” insanlar üzerinden görmek istiyorsanız; daha birçok düşündürücü örneğiyle, Outliers kesinlikle okunmaya değer bir kitap.

Outliers’da, ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar; şansları yaver gitmediği için istediklerine ulaşamayanlara dair bir takım örnekler de var. Bu bir yandan üzücü de olsa, şevk kırmamalı. Hayat, getirdiklerinden öte, her an sürprizlere açık olduğu için yaşanması keyifli bir şey. O örneklerin dahi, bir anda bir şeyleri değiştirdiğinin haberini alabiliriz. Çünkü her ne kadar bazen bir şeylerin sebebi, son derece açık olsa da, insan, hayatının her anında farkındalığını artırma ve bir şeyleri tersine çevirme gücüne sahip. Yani sanki hem roller baştan belli gibi, hem de sonsuz olasılık mevcut. Kitabı okuyunca, bu gerçek bir kez daha anlaşılıyor.

Not: Bu yazı 25 Temmuz 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s