2013-2014: Kırılma Sezonu

ersun-yanal-fenerbahce-CAAF-29E2-465CErsun Yanal ismini, hatırladığım kadarıyla, 13-14 sene önce Denizlispor’u çalıştırdığı dönemde duymuştum. O zamanlar, bu ismin bizim için ilgi çekici yanı, istatistiklerden faydalanan bir teknik direktör olması ve modern futbolun gerekleri konusunda farkındalığı olan biri olduğu gerçeğiydi. 90’ların sonunda, bilgisayarlar hayatımıza iyiden iyiye girmesine rağmen, yine de bundan futbolda faydalanan bir teknik direktör bulmak; o günlerde çok da mümkün değildi. Bu durum, daha o yıllarda Ersun Yanal’ın ismini ilerde çok duyacağımızın habercisi gibiydi. Sonrasında gelen Ankaragücü deneyimi de gösteriyordu ki karşımızda, alışılagelmiş Türk teknik direktörü profilinden farklı biriyle karşı karşıyaydık.

Gençlerbirliği deneyimi ise, bu gerçeği tam anlamıyla ispatlıyordu. Gençlerbirliği, o yıllarda oynadığı sıra dışı hücum futboluyla, 3 büyüklere kafa tutuyor; ligin en çok gol atan takımı oluyor ve 2003-2004 sezonunda UEFA Kupası’nda 4.tura kadar yükselerek; ciddi bir başarıyla ulaşıyordu. O sene Valencia’ya 4.turda elenen Gençlerbirliği, sonrasında kupayı alacak Valencia’yı yenen tek takım oluyordu. Lig maçlarında ise, Gençlerbirliği, karşı takımın gücüne bakmaksızın, adeta 8-9 kişiyle hücum ediyor, bazı maçlarda farklı yenilgiler alsa da bazı maçları da farklı kazanıyor ve takım göze hoş gelen bir futbol oynuyordu. Bu futbol anlayışının çağa uygunluğu tartışılırdı ama kesin olarak ortada farklı bir oyun anlayışı vardı.

Bu başarıları O’nu, Milli Takıma kadar taşıyacaktı. O günler hatırlandığında, ilk olarak akla “Hakan Şükür” konusu gelecektir. Ersun Yanal’ın, Hakan Şükür’ü milli takıma almamasıyla başlayan tartışmalar, medyanın olayı gereğinden fazla abartmasıyla, durumu Ersun Yanal açısından fazlasıyla zorlayıcı bir hale sokacak ve sonrasında gelen başarısız sonuçlar nedeniyle, Ersun Yanal’ın milli takım kariyeri çok kısa sürecektir

Hemen sonrasındaki Manisaspor deneyiminde, 2006-2007 sezonunun başında, takım bir ara liderliğe kadar çıkmış ancak sonrasında başlayan olağanüstü düşüş sebebiyle, Manisaspor ligi küme düşme hattının hemen üstünde tamamlamıştır. Benzer şekilde, sonrasındaki Trabzonspor deneyiminde de gelen inişli çıkışlı bir grafik sonrası, görevinden istifa etmiştir. Son 2 sezondur da başında olduğu Eskişehirspor’a, zaman zaman çok iyi bir futbol oynatmış olsa da kendisinden beklenenler düşünüldüğünde, çok da tatmin edici bir 2 sezon olmadığı açıktır.

Özelikle Milli Takım deneyimi sonrası, Ersun Yanal’ın oynattığı futbolda bir değişim olduğu söylenebilir. Oynattığı takımlar, adeta çılgınca hücum eden bir anlayıştan, daha kontrollü bir hücum anlayışına dönmüştür. Mesela hücumda genel olarak çift santrafor oynatan Ersun Yanal’ın, Fenerbahçe’de nasıl bir dizilişle oynayacağı şimdiden ciddi bir merak konusu. Ancak şurası bir gerçek ki Aykut Kocaman’ın oynattığı kontrollü ve sabırlı pas oyunu sonrası, muhtemelen çok daha ofansif bir Fenerbahçe izleyeceğiz. Bu, ilk bakışta bir dezavantaj gibi görünse de,  geniş ve kaliteli kadro, bu duruma uyum sağlayacaktır.

Ersun Yanal denince akla, modern futbolun doğrularını araştıran; her daim yeni bir şeyler üretmeye çalışan; futbolcularla mümkün olduğunca diyalog halinde olan; futbola bilimsel yaklaşan bir teknik direktör profili geliyor. Kanımca Ersun Yanal, hiçbir zaman bahane üretmeyen, futbolun doğrularını yapmaya çalışan ve her daim gelişim içinde olmanın önemini kavramış biri.

Buradaki en önemi sıkıntı, sözleşmenin 1 senelik olması gibi görünüyor. Bu kadar kısa bir sözleşme, Ersun Yanal’ın üzerinde ciddi bir baskı yaratabilir. Farklı bir noktadan bakarsak; zamanının kısıtlı olması sebebiyle, tam anlamıyla işe konsantre olma konusunda önemli bir motivasyon da sağlayabilir.

Aykut Kocaman’dan sonra, özellikle kişilik, hayata ve futbola bakış açısından Ersun Yanal gibi biri en iyi tercih olarak görünüyor. Fenerbahçe’yi yıllardır takip ediyor olduğu gerçeğini de düşünürsek; uyum sorununun da hemen hemen hiç olmayacak olması, önemli bir avantaj sağlayabilir.

Bu senenin bir başka önemi yanı, elbette ki Avrupa kupalarındaki belirsiz durum. CAS’tan (Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi) çıkacak karar henüz net değil ama en kötü senaryoyu düşünürsek; eğer Fenerbahçe Avrupa kupalarına katılamazsa, şüphesiz ki her şeyini lige verecektir. Ve son 2 senenin şampiyonu moralli Galatasaray’a, şampiyonluğu bu sene de kaybetmek; hem maddi hem de manevi açıdan takıma ciddi bir hasar verecektir. Bu sezonun, önümüzdeki 3 yıl için de çok ciddi bir belirleyici olacağı kesin.

Ersun Yanal ve futbolcuların, bu kırılmanın farkında olduğu ve ellerinden gelen her şeyi yapacakları açık. Şurası muhakkak ki çok iştahlı bir takım göreceğiz.

Aykut Kocaman gibi bir akil insan, camianın en sıkıntılı anlarında, ciddi şekilde sorumluluk üstlendi ve elinden geleni yaptı. Ersun Yanal da bu sıkıntılı sürecin başrol oyuncusu şu anda, sadece teknik taktik olarak değil, kriz yönetimi açısından da sene içinde ciddi sınavlardan geçebilir. Benim son 15 senedir takip ettiğim Ersun Yanal, tüm bu krizleri rahatlıkla yönetecektir. Ama Fenerbahçe öyle bir camia ki içine girince; en güvenli ve rahat insanı dahi müthiş bir baskı altına alabilir.

Ersun Yanal ve Fenerbahçeli futbolcular, muhtemel sıkıntıları aşıp, bu kritik sezonu şampiyon olarak tamamlayabilecek mi?

Hep birlikte göreceğiz.

Not: Bu yazı 21 Temmuz 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s