Yiğit Bulut’un Arkadaşı Olmak…

yigit-bulut-un-jolesi-468778-9EA6-1DC8-9575Herkesin kamuoyunda bildiği, uzaktan gözlemlediği; merak ettiği bazı insanlar vardır. Hayatını, kişiliğini, tarzını merak ederiz. Bu kişiyi illa ki en az bir kere canlı görmek, düşünce biçimini incelemek isteriz. Benim de bu şekilde, uzun süredir merak ettiğim bir isim var: “Yiğit Bulut”.

Son günlerde okuduğumuz kadarıyla, kendisi Başbakan’ın yeni başdanışmanı oldu.

AKP sempatizanlarına, herhalde, “Başbakan’ın başdanışmanı kim olmalı?” diye sorsalar, yüzde 90’ı Yiğit Bulut derdi. O yüzden bir açıdan, son derece mantıklı bir tercih gibi görünüyor zira Yiğit Bulut’un, sallama ve gaza getirme konusunda, özellikle son dönemde, olağanüstü denemeleri olduğunu düşünüyorum.

Yiğit Bulut’un eğitimine ve kariyerine ya da özel hayatına değinmeyeceğim. Bunlar zaten 2 dakikalık araştırma sonrası öğrenebilecek şeyler. Kendisinin, ekonomi/finans kökenli olduğunu biliyorum ve medyada 8 senedir az çok takip ediyorum. Biriyle ilgili bir çıkarım yapmak için fazlasıyla iyi bir süre.

Yiğit Bulut’u, hatırladığım kadarıyla, seneler önce ilk kez, her seferinde farklı bir üniversiteden canlı yayın yapan ve öğrencilerden soru alan, “Genç Bakış” programında izlemiştim. Kendisi, büyük milliyetçi Sinan Aygün’le birlikte, çok sık bu programa katılır, AKP’nin hemen her türlü politikasına, üzerine basa basa saatlerce sallardı. Özellikle ekonomi konusunda, ülkeye sıcak para çekebilmek için uygulanan yüksek faiz politikası, özelleştirmeler, AKP’nin giderek her kulvarda ağırlığını hissettirmeye başlaması, Ergenekon süreci vs gibi konular nedeniyle AKP’yi saatlerce eleştirirdi. Özetle, kendisi su katılmamış bir Ulusalcıydı. Üniversite zamanında, programın sunucusu Abbas Güçlü’ye ve gelen şovenist sorulara tahammül edebildiğim sürece, Genç Bakış’ı sık sık izlediğim bir dönem olmuştu. Yiğit Bulut, o zamanlar, bugün kendisinden nefret eden Ulusalcıların gözbebeğiydi.

Evet, o yıllarda koyu bir Ulusalcı kimliğiyle karşımıza çıkıyordu Yiğit Bulut. Hatırladığım kadarıyla, yine benzer düşünceler eşliğinde, o yıllarda Vatan Gazetesinde de köşe yazıları yazmaktaydı.

Sonrasında, Habertürk, Kanal 24 Genel Yayın Yönetmenliği ve Star Gazetesi yazarlığı derken bu günlere geldik. Ancak bu süreçte, son 3-4 senedir sanırım hepimizin kaçırdığı ya da bilmediği bir şeyler oldu. Yiğit Bulut, AKP’yi artık eskisi kadar eleştirmiyordu. AKP’nin ekonomi konusunda, iç ve dış politikada hemen her yaptığına destek vermeye başlamıştı ve nerdeyse her sözünde Recep Tayyip Erdoğan’a övgüler yağdırmaktaydı.

İşte benim en çok merak ettiğim şey, bu süreçte ne olduğu gerçeği. “E ne olduğu belli” gibi bir yorumu kabul etmiyorum. Her şeyin üstünde bir gariplik var burada. Bu durumu, yalnızca, herkesin aklına gelen ilk sebeple açıklamak mümkün değil. Bu yaratıcılığı, bu en vicdansız ve gözü kör insanın dahi onaylamayacağı konuşmaları dahi desteklemeyi, her şeyi dış mihraklara bağlayıp, hiçbir şekilde AKP’ye toz kondurmama tarzını gördükçe insanın, Yiğit Bulut’u sarsıp; “Bu kadarı da fazla!” diyesi geliyor.

İnsanların fikirleri zaman içinde değişse dahi, bir insanın dünya görüşü bu kadar kısa sürede 180 derecede değişemez. Bu gibi değişimler, bir ömürde dahi kolay yaşanan değişimler değil. Birbirinden saçma komplo teorileri üretmesine sebep olacak neler okumuş ya da araştırmış olabilir? Neler geçti akıl süzgecinden? Eğer tüm bunları inanarak söylüyorsa, yıllarca AKP’nin her türlü politikasını, yerden yere vuran kimdi?

Son zamanlarda, söylediği tüm cümleler birbirinin benzeri. Son 250 yıldır, ne zaman Osmanlı ya da Türkiye güçlense, dış güçlerin ülkeyi zayıflatmak için ellerinden geleni yaptığını söylemekten bıkmıyor. Bu kafa zaten malum, Türkiye’de klasikleşmiş bir kafa ve bu coğrafyada, neden hiçbir zaman medeni bir toplum kurulamadığının en önemli sebeplerinden biri. Sorumluluk almayan, hiçbir şeyi değiştiremez. Ama ülkede yaşanan en küçük olayı dahi dış güçlere bağlamak ve son 2 aydaki inanılmaz açıklamalar gösteriyor ki Yiğit Bulut, bambaşka bir kafa yaşıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın telekinezi, uzaktan etkileme ve daha birçok yöntemle, sürekli olarak öldürülmeye çalışıldığını iddia etmesi de muhtemelen son nokta oldu ve sonucunda “başdanışmanlık” geldi.

Ben, samimi olarak söylüyorum; Yiğit Bulut’un arkadaşlarından biri olmak isterdim. Gerçekten isterdim bunu. O’na, “Her şeyi en baştan anlat Yiğitçiğim” demek isterdim. Bu hayatta, herkesin yaptıklarının mantıklı bir açıklaması var, insan karşısındakini keşfettikçe anlıyor ki, açıklanamayacak hiçbir şey yok. Çok sıra dışı ve etkileyici hikayelerin dahi, içten içe bir gelişim süreci olduğunu anlıyoruz.

Belki bu merakın karşılığını, gelecekte bir gün alabiliriz. Yiğit Bulut’un çok yakın dostları varsa, umuyorum ki içlerinden biri, yıllar sonra O’nun bu sürecini yazmaya karar verir.

Kim bilir, belki bu denli garip bir hikayeden dahi, çıkarılacak dersler vardır.

Not: Bu yazı 11 Temmuz 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s