Palalı Adam=İnsanları Palalı Adamı Lince Davet Eden Kişi

7371-0d0-02559-4F24-9ED0-2500Etrafımda bazı insanlar var. Bu insanların en büyük özellikleri, kendi ekonomik durumları üzerinden ülkeyi, dünyayı ve hatta mutluluk kavramını tanımlamaları. Eğer kendi durumları iyiyse, ülke de dünya da çok güzel bir yer ve onlar da çok mutlu. Eğer ekonomik durumları iyi değilse, ülke de dünya da yaşanmaz bir yer ver ve mutsuzlar. Dünyayı algılayış biçimleri ve hatta dünya görüşleri, doğrudan o anda bulundukları duruma göre değişkenlik gösterebiliyor.

Biliyoruz ki refah seviyesi, kişinin ruh halinde çok önemli bir belirleyicidir. Ama ekonomik durumumuz, dünya görüşümüzü doğrudan belirliyorsa, bu bizim aslında herhangi bir dünya görüşüne sahip olmadığımızı ve dünya görüşü dediğimiz şeyin yalnızca, o anki halimizi meşru kılmak için kullandığımız bir şey olduğunu gösterir.

Evet, bu aslında çoğunluk için böyledir. Paramız varsa çok mutlu, yoksa anında mutsuz ve tüm dünyaya düşman oluruz. Halbuki mutluluk kavramı, doğrudan farkındalıkla ilgili ve çok derinlerden gelen bir kavram olursa değerli olur.

Biraz uzun bir giriş olduğunun farkındayım ama konuyu son 2 günün popüler ismi “palalı adam”a buradan bağlayacağım. Palalı Adamımız da polise verdiği savunmasında, temeli bu gerçeğe oturtmuş. Gezi parkı direnişi ve yürüyüşleri başladığından beri, işlerinin çok kötüleştiğini ve artık çok zor durumda olduğu için, kendini kaybettiğini ve böyle bir tepki verdiğini söylemiş. Muhtemelen, son bir aydır, işleri kötü gidiyor olmasa böyle bir tepki göstermeyecekti. Elbette iyi giden bir düzenin aniden bozulması, hele ki sorumluluklar varsa, bir hayli zorlayıcı olur. Bir insanın, buna tepki göstermesi doğal dahi karşılanabilir. Herkes, bu gibi direnişlerde, birbiriyle aynı tarafta olmak zorunda olmadığı için, palalı adam da ekonomik durum hikayesine sığınarak, bu gösterilerin karşısında yer almıştır. Ama bunun çözümü elde palayla insanları korkutup, bir kadına arkadan tekme atmak mıdır?

Palalı Adamımıza elbette o insanların, aslında, orada onun özgürlüğü için de yürüdüğünü gerçeğini anlatmaya çalışmıyoruz. Bir hayvanın dahi, hemcinsine o şekilde davranmayacağı gerçeğini yüzüne vurmaya da gerek yok. Cümleler, karşıda anlayabilecek birileri varsa kurulur. Bir ahmağa cümle kurmak yerine, kestirmeden olay yerinden kaçmak en iyisidir. Elbette, artık bir ahmak olmadığına dair işaretler görene dek.

Sonuç olarak, palalı adam, sosyal medyada 2 gündür günün konusu oldu. Yüce Türkiye polisinin, o anlarda, olayları izlemekle yetindiğini de söylemeye gerek yok. Ya da mesela, o eli palalı adamın tekmelediği kadın başörtülü olsaydı, çoktan Başbakan’ın diline düşeceği gerçeğini tekrarlamak da anlamsız. Artık bunları geçtik.

Yalnız, benim bu konuda aklıma takılan en önemli şey, bu kişinin kimlik ve adres bilgilerini sosyal medyada paylaşan insanlar. Her zamanki gibi, sapla saman karıştırılmaya devam ediyor. Elbette, bu gerçeğin, 37 günde sona ermesini beklemiyoruz ama yine de şu soruyu bu insanlara sormak lazım:

“Palalı Adamı, onlarca kişiye linç ettirince; elinize ne geçecek?”

Türkiye, bir günde güllük gülistanlık, barış dolu bir yer mi olacak? Neden hala, şiddetten beslenmenin, toplumlara hiçbir şekilde pozitif bir katkı yapmayacağı gerçeğini içselleştiremiyorsunuz? Kısasa kısas mantığıyla, dünyada barış hiçbir topluma gelmemiştir ve gelmeyecektir de. 37 gündür bu gerçeği tekrarlayan çok fazla insan olması, bir açıdan yürek ferahlatsa da maalesef hala bu ruhu anlayamamış birçok insan mevcut.

Palalı adam gibiler bu ülkede kolay kolay bitmeyecekler. “Benim keyfim kaçtı, o yüzden sizin yaptığınız hiçbir şeye destek vermiyorum” düşüncesi, elbette bir anda kolay silinmeyecek. Ama onların seviyesine düşüldüğü an, zaten bunca kazanım aslında hiç olmamış demektir. Ben palalı adamla, onu sosyal medyada lince davet eden kişi arasında, bir fark görmüyorum. Belki, biri biraz daha eğitimli, diğeri eğitimsizdir ama bence farkındalık düzeyleri birbirinden çok da farklı değildir. Şiddet, şiddeti doğurur ve sadece ülkeyi daha da yaşanmaz hale getirir. Elinde pala olan birine çiçek uzatamayız elbette, ama onu linç etmek; yeni palalı adamlar yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Sonuçta: Duran adam>palalı adam.

Not: Bu yazı 7 Temmuz 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s