Biz, 21 Gündür Biz Değiliz

images-1F7C-85AB-D965Herkeste benzer bir ruh hali söz konusu mu? 21 gündür, içinizi pozitif bir his kaplıyor mu? Direnişle ilgili dinlediğiniz şarkılar, türküler, tüylerinizi diken diken yapıyor mu? “Haydi canım bizde öyle şeyler olmaz” diye düşündüğümüz şeyler, gerçek olmaya mı başladı? “Türkiye‘de yaşayan insanlar, derdini kavga etmeden anlatamaz” düşüncesi, değişmeye mi başladı? Neler oluyor? Çok mu romantize ediyorum yoksa?

İlk kez hikaye gerçekten de farklı bir yere doğru mu gidiyor? Egemen düşünceler sarsılıyor mu? En apolitikler dahi, sorgulamaya mı başladı? Sorgulama bir kere başladı mı, nereye gittiğinin bir önemi yoktur. Kapılar birer birer açılmaya başlar. Açılan her kapı, içinde onlarca yeni kapı daha açar. İktidarının öfkesinin kaynağı, bunun tam anlamıyla farkında olduğu gerçeği mi?

Bu korku onlara yeter mi? Dönüşmek zorunda kalırlar mı? “Bu Y kuşağı, yer; içer; yırtmak için kasar; başka da bir şey bilmez” düşüncesinin yerini, bambaşka fikirler ve hareketler mi almaya başladı?

Birinin çıkıp, Taksim Meydanı’nda ayakta, saatlerce hareket etmeden bir protesto gösterisi gerçekleştireceğini kim bilebilirdi bundan 3 hafta önce? Bunun yüz binleri etkileyeceğini kim söyleyebilirdi? Tüm bu olaylar gerçekleşirken, en küçük tartışmalarda dahi birbirine girip; taraf olup kutuplaşma özelliği olan çoğunluğun, en ufak bir şiddetbelirtisi göstermeden; en uçuk fikirleri dahi sabırla dinleyeceğine inanabilir miydik?

Parklarda forumlar yapılacağını düşünebilir miydik 3 hafta önce? Bu forumlarda, karşıt fikirleri dahi sabırla dinleyebilir miydik? Bu kadar korkusuzca düşünme ve sorgulama kültürünü hangi arada edindik?

Taksim Meydanı’nda, John Lennon’ın, Imagine adlı efsanevi şarkısını, bir direnişin parçası olarak dinleyeceksiniz deseler; inanır mıydık? Birilerinin İstiklal Caddesi‘nde ayakta, hareketsiz saatlerce kitap okuduğunu görsek, akıl sağlığından şüphe etmez miydik? Polislerin dahi ellerinde kitap var. “Acaba göstermelik mi okuyorlar” sorusunun bir anlamı yok, öyle ya da böyle ellerinde kitap tutuyorlar, sırf verdikleri imaj dahi değerli.

Duran Adam’ın, yalnızca kendi özgürlüğü için değil, bu toprakların belki de en büyük sorunu olan; -“Kemalist” yaftalamasını bir çırpıda silecek şekilde- karşıt fikirde insanların özgürlüğü için de mücadele etme kültürü”ne sahip bir insan olacağını tahmin edebilir miydik?

Bu soruların sayısı, yüzlere çıkartılabilir. Şu anda öyle bir ruh halindeyiz ki; “Ben bu ortalamayla yaşamak istemiyorum, hiçbir değerli özelliğe önem verilmeyen bir ülkede, kalmak istemiyorum” diyen, insanlar, şu anda umudun hala kaybolmadığının farkına vardı ve ciddi şekilde iyimser bir kimliğe büründü. En kötümserler bile, bu süreçte konuşulan, tek bir cümlenin dahi boşa gitmediğini düşünüyor artık. Her şey, bir bilinç sıçramasının parçası olarak görülmeye başladı. 2013’te beklenen şey; işte böyle bir bilinç sıçraması olabilirdi ancak. Parapsikolojik konulara olan ilgim, yüzeysel bir boyutta, o yüzden detaya girmeyeceğim. Ama ani değişim gerçeğine çok fazla inandığımı söyleyemem (elbette tepeden inme olmadığı sürece). Yapılan hatalardan ders alan toplumun, kanaat önderlerinin eşliğinde, -bazen de o önderlerden de bağımsız olarak- zaman içinde bilincinin açılması gerçeğini, toplumların değişimindeki en belirleyici etken olarak görüyorum. 31 Mayıs’tan itibaren gerçekleşen değişim sürecini, elbette doğaüstü etkenlere bağlamaya çalışanlar da olacaktır.

Bugün 21 Haziran 2013. Biz bu ülkede, soramadığımız soruları sormaya başladık. Ve bu sorular öyle sorular ki, bir kere sorulmaya başladılar mı, devamı mutlaka gelir. Bilinç açıldı; hoşgörü artıyor; tüm kutuplaştırma isteklerine rağmen, tuzağa düşülmüyor. Kafa karışıklıkları yok mu? Elbette var. Kavramlar birbirine karışacak kafalarda, belki de uzun süre, kişi ne düşüneceğini bilemeyecek. Değişim elbette bir anda gerçekleşmeyecek. Sancılı geçecek. Doğal olarak, bu süreci tersine çevirmek isteyenler mutlaka olacaktır. Büyük resmin görülmesini engellemek için, ellerinden geleni yapacaklardır. Ama uyanış bir kere başladı. Mutlak zafer, bana göre zaten insanlık tarihi boyunca mümkün olmayacak. Ama bu zamanın uyanış hikayesi, artık başladı.

Şimdi “onlar” düşünsün.

Not: Bu yazı 21 Haziran 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s