Kanlı Egolar

d13024826-D528-303E-5468Burak Yıldırım; 19 yaşında, genç bir Fenerbahçe taraftarıydı. Geçen haftaki derbinin hemen sonrasında, Edirnekapı metrobüs durağında, bir Galatasaray taraftarı tarafından öldürüldü. Bir zamanlar, bir şekilde Fenerbahçe’yi sevmiş olması, hayatına mal olmuştu.

Öncelikle belirteyim, bu olayda, kişilerin hangi takımı tuttuklarının hiçbir önemi yok, yalnızca bilgi amaçlı belirttim. Dün bir Beşiktaşlı, bugün bir Fenerbahçeli, yarın bir Galatasaraylı, başka bir gün bir Karşıyakalı. Hangi takım taraftarı olduğu ne fark eder ki. Birisi ölüyor, diğeri öldürüyor. Gençlerin ölümü söz konusu olduğunda; ülkenin sicilinde, her türlü bahane mevcut. En azından, “sporu” insan gibi yapsak diyoruz ama insan olmayı hiçbir alanda başaramadığımız için, doğal olarak, bu alanda da gerçekleştiremiyoruz. Peki, bu olayların önüne nasıl geçilebilir?

Mehmet Demirkol; uzun yıllardır takip ettiğim, çok sevdiğim bir köşe yazarı. Geçen gün, NTV’de, bu olayları çıkartanların, yüzde 1’lik bir kesim olduğunu ve artık bu kesimden kurtulmak gerektiğini söyledi. Söylediklerine katılıyorum ama bir parça eksik buluyorum. Bu olayları çıkartan yüzde 1’lik bir kesim olsa da, bu olayları, adeta düşünceleriyle onaylayan, çok daha büyük bir kesim var. Suçlu olmak için, her zaman gidip birini öldürmeye gerek yok, düşüncelerle de bir suça eşlik edilebilir. Burak Yıldırım’ın öldürüldüğü aksam, “intikam alındı” gibi tweetler atan onlarca “insan” vardı. Bunun tam tersi de vardı elbette. Bu şekilde sözcükler kullanmasa da, hemen her gün sanal alemde ve çeşitli sitelerde birbirine öfke kusan taraftarlar mevcut. Genel olarak eğitimsiz diye düşünülse de, içlerinde gayet eğitimli insanlar da var. Bir yerde, öylesine büyük bir kopuş yaşanmış ki, eğitim de bir şey ifade etmiyor. Zaten Türkiye’de de, eğitim-öğretim diye bir şey yok.

Kısa bir bilgi olarak, fanatizmin; gerçek anlamda bir birey olamamış insanların, kendini daha iyi hissetmek için, varlığından çok daha büyük bir kuruma ait olma isteğiyle doğrudan ilgili olduğu gerçeği, üzerine sayfalarca makale yazılabilecek, sosyolojik bir konu olduğu için, burada fazla değinmeyeceğim.

Kökten bir çözüm için, okul öncesi eğitimden, aile eğitimine kadar, çok büyük çaplı bir reform gerekiyor. Türkiye’de fanatizmin sebebi, futbol ya da kulüplerin kendisi değil, her olayda olduğu gibi, sistemin ta kendisi ve futbolu yöneten ya da yönettiğini sananlardır.

“Ne kadar çok kışkırtırsam, o kadar çok stada çeker, forma, t-shirt vs satar, koltuğumu daha da sağlama alırım” diye düşünen ucuz yönetici profili, 2013 senesinde dahi, bir hayli fazla sayıda. İsim vermeye gerek yok, isimleri zaten biliyoruz. En öfkelisinden, en kibar görünmeye çalışanına dek, hepsi koca bir hiç. Ne spora, ne de topluma, en ufak bir katma değerleri yok. Kimi, yıl sonunda yapılacak açıklamaları, derbiden önce yapar; ortalık bir anda gerilir. Sorsak; en kötü, futbolcuları motive etme amaçlı yaptım diyecektir. Kimi, şampiyon olduğu halde, takımı çok fazla Cuma maçı yapıyor, karşı takım hiç yapmıyor diye isyan eder. Karşı takımın, sezon içinde, 64 maç yaparak; rekor kırdığından haberi dahi yoktur. Karşı takım, haftalarca Çarşamba/Perşembe günleri maç yaptığı için, Cuma günü maç yapmasının mümkün olmadığını bilmez, ya da bilmek istemez. Yalnızca, “Biz” derler, lügatlarında, “Onlar” yoktur.

Tüm bunlar eşliğinde, taraftarlardan olgun olmalarını, futboldan keyif almalarını beklemek, korkunç bir iyimserlik olur. ”Seni unutmayacağız Burak Yıldırım” pankartının altına, 2010-2011 şampiyonu Trabzonspor, Arena’ya hoş geldin” yazacaktır bu bilinç, Burak Yıldırım’ı unutmayacağını söyler mesela ama Burak Yıldırım’ın tuttuğu takımın, şampiyonluğunu, hiç düşünmeden bir kalemde siler. Kendi tarihini ise zaten hiç düşünmez, düşünemez. Bunlar önemsiz ama, sonuçta Burak Yıldırım’ı unutmayacaklar. Bunun gibi, çelişki dolu durumlar, her takım taraftarlarının içinde mevcut. Bunun yanı sıra, sahadaki bilinç ise, “Bu kupayı, Trabzonspor için de kaldırıyorum” diyecektir.

Sonuçta, 19 yasında bir genç, yine bir hiç uğruna öldü. Belki söylenenlere aldırmayıp, arkasını dönüp; çekip gitse, ölmeyecekti. Ama olmadı; belki gururuna yediremedi, belki de anlık öfkesine yenildi…  Orada, o anda, o formayla dolaşıyor olmak, 1 saniye içinde tüm hayatını çaldı.

Kimsenin şampiyonluğu, bir çocuğun hayatından daha değerli değil. Yıllar boyunca, Burak Yıldırım gibi, daha birçok takım taraftarı, bir hiç uğruna öldü. Hepsi de, Burak Yıldırım kadar anılmıştır. Bir iki hafta pankart açılır, 3 gün sonra unutulur. Biz en çok, anmaları severiz, ama onu öldüren koşulları yaratan atmosferi değiştirmek için, eli taşın altına koyma, sorumluluk alma kültürü, yakınımızdan dahi geçmez. Düşünmekten ve değiştirmeye çalışmaktan, bir zamanlar öylesine nefret ettirilmiş ve korkutulmuşuz ki, bu sonuçlardan fazlasını da bekleyemiyor insan.

Geçenlerde, Radikal Blog’da, karşılıklı diyalog şeklinde, çok güzel bir yazı okudum. http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/turkiye-dogu-ve-bati-22745

Yazının bir yerinde, yazar, “Tüm bu ikiyüzlülükleri ve sefillikleri, topluma tokat gibi çarpacak Nietzsche’lere ihtiyacımız var” diyordu. Sapla samanı ayırma konusunda her sözüyle örnek olacak, gerçekleri, gerektiğinde korkusuzca haykıracak insanların suratına…

Her camianın olduğu gibi, spor camiasına da, bu işin spor olduğunu ve kısa vadeli kazanç isteğiyle, hiçbir yere gelinemeyeceğini anlatmaktan çekinmeyen, bu tarz insanlar lazım. Bu insanları, bu kadar kirli bir yapının içine girmeye ikna etmek, bir hayli zor elbette. Girenlerin, dayanamadığına ve çok kısa sürede kaçtığına dair, birçok örnek mevcut elimizde. Hem farkındalığı yüksek olacak, hem spordan ve futboldan anlayacak, hem de bu işlere girecek kadar cesur olacak. Aklımıza kaç kişi geliyor? Çok çok az biliyorum ama bu insanları bulup çıkartamadığımız, gönüllü olanları da orada tutmayı başaramadığımız sürece, Burak Yıldırım,  ilk olmadığı gibi, son da olmayacaktır.

Not: Bu yazı 21 Mayıs 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s