Haber Alma Özürlülüğü

tumblr_inline_mmoldxyzug1qz4rgp-CF06-09D6-7FA5

Reyhanlı‘daki bombalı saldırıyla ilgili, patlamadan 1 gün sonra, Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, yayın yasağı getirildi. Değişen rakamlar dışında, 2 gündür, konuyla ilgili herhangi bir haber ya da tartışma göremiyoruz.

Peki neden?

İnsanların bu kadar önemli bir olayla ilgili, haber alma özgürlüğü, hangi gerekçelerle kısıtlanıyor? Bakıldığında, çok fazla sayıda insanın öldüğü bir saldırıdan söz ediyoruz. Orada akrabası ya da tanıdıkları yaşayan insanlar, ilçede neler olup bittiği konusunda, yetkili ağızlardan bilgi almak istiyorlar. Güvenilir açıklamalar talep ediyorlar. Kamuoyu, bu konu hakkında, gerçek ya da değil, aydınlatıcı senaryolar duymak; bu olayın potansiyel sebep ve sonuçları üzerine bilgilendirilmek istiyor. Tüm bunlar göz ardı edilip, bir anda yayın yasağı getirmeyi, akla ve vicdana sığdırmak zor.

Bakıldığında, ciddi sayıda insanın öldüğü saldırılarda, tekrar tekrar haber yapmak, soruşturma süreci açısından bir şey kazandırmıyor gibi düşünülebilir. Hatta bu saldırıyı gerçekleştirenlerin, amacına ulaşmalarına hizmet etmek olarak da algılanabilir. Ama bence, bu gibi bir düşünce, burada çok da geçerli değil, çünkü buradaki patlama herhangi bir olayla ilgili değil; bir ülkede, 2 yıldır devam eden, bir iç savaşla ilgili.

Bu saldırı, bir hükümetin, yüzde 99 ihtimalle, büyük oranda uyguladığı dış politikaların uzantısı nedeniyle gerçekleşmiş bir saldırıdır. O yüzden, x bir yerde, x bir örgütün herhangi bir eylemi olarak değerlendirilip, akabinde yayın yasağı konulamaz.

Kaç kişinin öldüğü dahi, henüz netlik kazanmış değil. Görgü tanıklarının, 100’lerce kişinin ölmüş olabileceğine dair, ifadeleri var. Bazı uluslararası yayın organları ve yerel haber servislerinin de buna benzer iddiaları var. Bu denli, karışık bir durum söz konusuyken, yayın yasağı getirmenin, iyi niyetli bir uygulama olmadığı ve altındaki amacın da açık olduğunu düşünüyorum.

Elbette, bu tartışmaların odak noktası olarak, dönüp dolaşıp konu, AKP’nin Esad, pardon Esed yönetimiyle ipleri koparması ve muhaliflere destek vermesi olacak. Bunların tartışılması da, elbette, AKP’nin komşularla sıfır sorun politikasıyla başlayıp, bu günlere gelen dış politikasının sorgulanması demektir. Ama bu sorgulama süreci, bu karar nedeniyle, şu an itibariyle sağlıklı bir şekilde başlayamıyor.

Demokratik bir ülkede, bu gibi konular, açık açık tartışılır. Ama Türkiye‘nin, emekleme dönemini bir türlü aşamayan demokrasisi nedeniyle, bu gibi çoğu olayda olduğu gibi, yine bilgisizlik içinde boğulmaya devam ediyoruz.

Herkes birbirini suçluyor ve belki de bu bilgisizlik hali, zaten gerilmeye ve birilerini ötekileştirmeye yer arayanların, daha da bir iştahını kabartıyor ve olayları daha da sıkıntılı bir noktaya götürüyor. Kendilerine sorsanız, bu uygulama elbette, birçok potansiyel karışıklığın önüne geçilmek için yapılıyor.

Bir gün elbette, ileri demokrasi kavramını dibine kadar göreceğiz. “Ben yasakladım oldu”, dönemi, bir gün elbette sona erecek. 2013 yılında dahi, sansürle uğraşıyor olduğumuza göre, yol çok uzun tabii. Ama olsun, tarih bize, her çıkışın bir inişi olduğunu, güçle sarhoş olunca, er ya da geç, çöküşün kaçınılmaz olduğunu, bugün birilerini alkışlayanların, yarın hiçbir şey olmamış gibi yuhalayacağını da gösterdiği için, çok da kötümser olmaya gerek yok.

Not: Bu yazı 13 Mayıs 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s