Yaşam Enerjisi

karanligi-aydinlatan-isik-mutluluk-yayiyor-58F0-28C6-125AYaşam enerjimizi ne ya da neler artırıyor? Gün içinde yaşanan, ufak tefek olaylar, bu konuda ne kadar belirleyicidir? Farkında dahi olmadan, küçük şeyler, bir anda iyi ya da kötü hissetmemize yol açıyor olabilir mi?

Gün içinde, yaşam enerjimizi artıran/azaltan, küçük deneyimler, eminim ki herkes yaşıyordur. Bir anda, sebepsiz yere süper hissetmeye başlarız mesela. Nedensiz mutlu olmak çok önemli olsa da, her an mutlu hissedebilmeyi alışkanlık haline getirmek gerekse de, bazen insan, bir gün içinde yaşanan küçük deneyimlerin de ne kadar değerli olduğunu görüyor. Ufak gibi görünen detayların, bir an düşününce, iç huzura önemli bir katkı yaptığını fark edebiliyor insan. Geçenlerde ben de, buna benzer bir durum yaşadım.

Acıbadem’de, bir iş görüşmesinin hemen sonrası… Hayatım boyunca, gömleğin en üst düğmesini kapatmaktan, her zaman nefret eden ben, 45 dakikalık, klasik ama pozitif geçmiş bir iş görüşmesi sonrası, ilk iş olarak, yine o düğmeyi açtım. “İş görüşmeleri iyi hoş da, bir de şu tıraş ve düğme kapama meselesi olmasa” diye, içimden söylenerek, Acıbadem’den, Kadıköy’e geçmek için, vasıta beklemeye başladım.

Kısa süre sonra, ilk gelen minibüse atladım. Hava sıcaktı. Minibüste yer yoktu ama ayakta yolcu da yoktu. Ancak, 2 kişilik koltuklardan birinde, topluca bir yaşlı kadının, tek başına oturduğunu gördüm. Oraya doğru, hamle yapmak ister gibi bir hareket yaptım ancak kadın fark etmedi. Sonrasında, daha fazla zorlamayı tercih etmeden, koltuğun hemen önünde, ayakta durmaya devam ettim. Birkaç saniye sonra, bir detay dikkatimi çekti. 10-11 yaşlarında bir kız çocuğu, o koltuğun hemen arkasındaki koltuktan, bana bakıp, hafifçe gülümsüyordu. Sanırım, koltuğa oturma niyetiyle, ayakta bir şey söylemeden duruşum arasındaki bağlantıyı gözlemlemiş ve bu durumu komik bulmuştu. Gerçekten de komikti aslında.

Aradan bir dakika geçmedi ki, kız ön koltuğa seslendi:

“Babaanne, abi yanına oturmak istiyor.”

Şaşırmıştım. “Yok yok sorun değil” dedim yaşlı kadına.

Yaşlı kadın:

“Ay pardon oğlum, göremedim ben seni” dedi.

“Yok yok lütfen, sorun değil, zaten yakında ineceğim” demeye varmadan, kadın biraz yana kayınca, oturmak zorunda kaldım. Çok tatlı, sevimli biriydi.

“Seni görememişim, kusura bakma oğlum” dedi. “Rica ederim” diye cevap verdim.

Düşününce, kızın gözlem yeteneği ve yüksek duygusal zekası çok hoşuma gitmişti. Arkaya dönerek:

“Sen çok zeki bir kızsın, teşekkür ederim” dedim. Kız, yine, tatlı ve akıllı bir şekilde tebessüm etti.

Sonra, babaannesine döndüm ve:

“Ne kadar da yüksek bir duygusal zekası varmış” dedim. Kadın, hafif gururlanarak:

“Öyledir benim torunum” dedi.

Bir an arkamı dönünce, kızın hala, hafifçe gülümsemekte olduğunu gördüm. Ama bu gülümseme, bir çocuğunkinden çok farklıydı. Kızda, çok net bir şekilde, büyümüş de küçülmüş havası vardı. Son zamanlarda o yaş çocuklarında gördüğüm, en zeka dolu gülümsemeydi. Çok kısa zamanda parçaları birleştirmişti. Beni gözlemledi; oturmak istediğimi fark etti; fakat kısa bir mesafe için, babaannesini rahatsız etmeyeceğimi de anladı. Bunun sonucunda, hemen akabinde, kendisi rica etmeye karar verdi. Bu parçaları birleştirmek, anlatırken çok kolay gibi görünse de, o yaştaki bir çocuğun etrafa karşı olabilecek potansiyel merakı düşünüldüğünde, çok da kolay değildir bana göre. Adam olacak çocuk misali, kızın ilerde, önemli birine dönüşeceği çok açıktı.

Birkaç dakika sonrasında, minibüse, yaşlıca bir çift bindi. Kadın yer buldu ancak adamın yer bulamadığını görünce, yer vermek için kalktım.

“Yok yok lütfen otur oğlum” dedi.

“Hayır, lütfen buyurun” dedim. O da gülerek, “Ben daha gencim yahu” diye karşılık verdi.

“Haklısınız, ama işte ben bir parça daha gencim, o yüzden buyurun lütfen” diye ısrar ettim. “Ben 37, sen kaçsın” diye sordu. Gülerek, “28” dedim.

“Ehh yakınmışız, ben geceleri saymıyorum” diyerek güldü.

“Tabii canım, ne gerek var” diyerek ben de gülümsedim.

“Şimdilerde, senin gibi gençler kalmadı” dedi. Kendimce, pozitif bakmasını sağlamaya çalışarak, “Yani, yine de var hala” diyerek gülümsedim.

Bu arada, arkadaki kız, her cümleyi, büyük bir dikkatle dinlemeye devam ediyordu. Sanki zihni, hiçbir cümleyi kaçırmak istemeden, kayıt yapıyor gibiydi. O yaşta dahi, söyleyecek birçok şeyi olup, saygısından susuyor gibi bir havası vardı.

Bir anda, içimi büyük bir pozitif his kaplamıştı. Bir kız çocuğunun, -son zamanların deyimiyle, indigo çocuklardan biri olduğu belli olan-, bu kadar dikkatle çevresini gözlemliyor ve hiç çekinmeksizin, herkesin içinde, babaannesiyle büyük bir birey gibi konuşuyor oluşu, çok hoşuma gitmişti. İndigo çocuklar; yüksek sezgi gücüne sahip, insanların hislerini doğru okuma ve yorumlara konusunda yeteneği olan çocuklardır. Bunun yanında, çocuğun, yüksek farkındalık düzeyinde bir anne-babaya sahip olduğu da, her halinden belliydi. Bilinçli bir eğitim de, potansiyelini artırmış gibi görünüyordu. İnerken, yine nazik ve derin bir gülümsemeyle, bir kez daha gözlerimin içine baktı. Ben de adeta, telepatik şekilde teşekkür ederek, karşılık verdim.

Sonrasında, yaşlı adam ve eşi de, teşekkür ederek, minibüsten indiler. 10 dakikalık basit ama sevimli diyaloglar, beni hem düşündürmüş hem de enerjimi bir anda fazlasıyla artırmıştı.

Şöyle bir düşündüm de, görüşme çıkışında, bir taksiye atlayabilirdim. Tamamen şansa, önce bir minibüs gelince, sıcakta daha fazla beklemek istemedim ve ona bindim. Sonrasında da, günümü iyi geçirtecek derecede güzel bir 10 dakika geçirdim. Belki bir başkasına, önemsiz herhangi bir konuşmadan farksız gibi görünebilir, ama benim için bundan daha fazlasıydı.

Minik bunalma anları sonrasında, bazen bir çocuğun sıcak gülümsemesi ve olgun aklı, bazen yaşlı bir adamın teşekkürü, insanın sebepsiz yere iyi hissetmesine yol açabiliyor. Belki de, bu tarz şeyler, günlük hayatta her zaman karşımıza çıkıyor ama bunlardan pozitif enerji edinebilmek, kişiye göre farklılık gösterebiliyor. Bu yüzden belki, hayatta kimi basit olaylar, kimileri için çok basit görünürken, kimileri için çok değerli oluyor ve içlerinde yeni şeyler doğmasına neden oluyor.

Sonuçta ne olursa olsun, her şart altında, pozitif kalmaya devam edebilen insan için, buna yardımcı olacak bahaneler, sanırım hayatın içinde fazlasıyla mevcut.

Not: Bu yazı 9 Mayıs 2013’te Radikal’deki bloğumda yayınlanmıştır.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s